Tazefikir: “Başarının peşinde koşuyoruz”

2006 yılında kuruldunuz, on yılı aşkın sürede onlarca ödül aldınız, pek çok başarıya imza attınız. Bu bağlamda bize Tazefikir’den biraz bahsedebilir misiniz? On yılı aşkın süredir taze fikirlerle kalmak nasıl mümkün oluyor?

Evet, kurulalı 13 yıl oldu. İlk 6-7 sene kendimizi bulma ve ekibimizi oluşturma yıllarıydı diyebilirim. Sonrasında Tazefikir gerçek potansiyeline ulaştı ve yaptığı başarılı işlerle adından söz ettirmeye başladı. Son 6 yılda 70’ten fazla ödül aldık.

Bunların her biri günlerce, haftalarca emekle hayata geçen işlerdi. Başarıyı yakalamak kadar sürdürmenin de önemli olduğunu, yılın ajansı seçildikten sonra anladık. İlk yıl seçildikten sonra bunu ikinci ve üçüncü sene devam ettirmek için her seferinde daha çok çalıştığımızı söyleyebilirim.

Bir de biz ekip olarak hiçbir zaman aldığımız ödüllerle tatmin olmadık. Bunu bir iş yapış biçimi, tarzı haline getirdik.

Tazefikir’in uzmanlık alanları nelerdir? Ekip yapılanması hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Tazefikir, içinde dijital ajansı ve prodüksiyon bölümü de olan bir tam hizmet ajansı. 55 kişilik büyük bir ekip. Bu anlamda markalara ürün öncesi dönemden relansmana kadar geniş bir yelpazede, 360 derece hizmet verdiğimizi söyleyebilirim. Sektör olarak da FMCG’den sigortaya, savunma sanayisinden hastaneye kadar pek çok sektörde hizmet veriyoruz. Genelde uluslararası markalara hizmet veriyoruz. Ancak portföyümüzde alanında öncü Türk firmaları da var. Sağlık iletişiminde de sektör standartlarını belirleyecek işlere imza attığımızı söylüyorlar.

Tazefikir’in internet sitesinde “Tazefikir yaptığı çalışmalarda evrensel değerler çerçevesinde toplum ve insan yararını öncelikli olarak gözetir.” yazıyor. Bu bağlamda birkaç örnek verebilir misiniz?

Son zamanlarda sıkça konuşulmaya başlanan goodvertising meselesini ve bakış açısını yaklaşık 10 yıldır uygular durumdayız. Toplumu bilinçlendirmeye yönelik onlarca proje hayata geçirdik.

Örneğin Gani Müjde ve ekibiyle birlikte Melek ile Serhat adında 5 bölümlük internet dizisi hazırladık. Bu projede amacımız MS alanında hastaların ve ailelerinin yaşadıkları sıkıntıları romantik komedi formatında olabildiğince çok insana izletmek ve öğretmekti. Milyonlarca kişiye ulaştık ve hem yurt içi hem de yurt dışında pek çok ödül aldık. Buna ek olarak en son Doğa Rutkay ile yaptığımız Nadir Çocuk Mustafa projesi de tam bir goodvertising çalışması diyebiliriz.

Bir ay kadar önce Prida Ödülleri’nden, içlerinde “Ezber Bozan Büyük Ödülü”nün de olduğu 5 adet ödül ile döndünüz. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?

Prida, Türkiye’nin en kıdemli pazarlama iletişimi jürisinin yer aldığı bir yarışma. Burada ağırlıklı olarak PR işleri yarışıyor. Ama bu yıl ajanslardan da çok katılım vardı. Biz de bu yıl, jüri özel ödülü diyebileceğimiz Ezber Bozan Büyük Ödülü dahil pek çok ödülle ayrıldık. Projeyi birlikte hayata geçirdiğimiz Amerikan Hastanesi’nin değerli yöneticilerine güvenleri ve ekip ruhu için ayrıca teşekkür ederiz.

Campaign Türkiye’den 2017 yılın ajansı, MediaCat’ten 2016-2017-2018 yılın ajansı ödüllerini aldınız. Bu başarıyı neye bağlıyorsunuz?

Bunun tek bir açıklaması yok elbette ama temelinde işimizi severek ve sayarak yapmamız olduğunu söyleyebilirim.

Biraz da bize markalarını emanet eden reklamverenlere mahcup olma korkusu var. Bu nedenle sürekli olarak başarının peşinden koşuyoruz. Bunun yanında uzun zamandır bir arada çalışan, uyumlu bir ekibiz. Herkes neyi nasıl yapacağını, birbirlerini nasıl tamamlayacağını çok iyi biliyor. Ayrıca okumayı, araştırmayı, denemeyi çok seviyoruz.

Markalar Ormanı ne demek? Bahsedebilir misiniz?

Markalar Ormanı, bir metaforun hayat bulduğu bir proje.

Biz dedik ki çalıştığımız, büyüttüğümüz her marka aslında bir ağaç gibi. Yeşeriyor, gelişiyor, diğer markalarımızla birlikte kocaman bir orman oluşturuyor.

Bu yıl da yılbaşını fırsat bilip bizimle çalışan tüm marka temsilcileri, üçüncü partilerimiz, ajansımızda çalışan tüm arkadaşlarımız, onların aileleri ve hatta projeye dahil olmak için bize sadece bir mail atan herkes için 10’ar ağaç diktik.

Toplamda 5.000’in üzerinde ağaca ulaştık. Bu yaz İzmir’den Çeşme’ye giderken 35. kilometrede sağ tarafta, ormanımızın minik fidanlarını ve tabelamızı görebilirsiniz.

Aynı zamanda Reklam Yaratıcıları Derneği’nin de başkanısınız. RYD olarak hedefleriniz neler?

Denilebilir ki çağımızda dernekçilik öldü. Atasözümüzün de dediği gibi her koyun kendi bacağından asılıyor, ya da gerçekten öyle mi? Ben birbiriyle düzenli olarak iletişim halinde olan sektör profesyonellerinin, bir sektörün geleceğini şekillendirmede daha başarılı olacağına inananlardanım. Tabii ki bu iletişime çeşitli nedenler yaratmamız gerekiyor. Biz de RYD olarak bunun üzerine çalışıyor, yeni projeler geliştiriyoruz. Yakında başlayacak olan dijital yarışmamız Envy Awards da bunlardan biri. Ayrıca şimdilerde RYD Ekran YouTube kanalımız ile sektörümüz için hem geçmişe hem de gündeme dair pek çok konuya değineceğimiz, bu sektöre emek veren insanları tanıtacağımız bir platform yarattık. Birkaç ay sonra bugüne kadar hiç yapılmamış bir hizmete daha imza atacağız.

Tüm bunları ön yargısız, mesleğine inanan reklamcılarla yapabiliriz. RYD’ye henüz üye olmamış tüm reklam yaratıcılarını ryd.org.tr adresinden üyelik başvurusunda bulunmaya davet ediyorum.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.