Sürdürülebilirlik bir seçenek değil

Bu sayfaların başladığı günden beri, sürdürülebilir iletişim hakkında tavsiyeler ve bu alanın şimdiye kadar ortaya çıkardığı en iyi uygulama örnekleri verildi… Kaçamadığımız gerçek ise şu; yeşil ürünlerin daha pahalı olduğu ve eski (kötü) tüketim alışkanlıklarının zor değiştiği bir hızlı tüketim dünyasında yaşıyoruz.  Dünyamız için çok kritik bir tarih olan 2050 gittikçe yaklaşıyor ve o zamana kadar ortak bir çabada bulunmalıyız. Bu sebeple markalar bizi daha sürdürülebilir bir yaşam sürmeye yönlendiriyor mu? 2014’te tüketiciler markalardan ne beklemeli; bu konuya bir bakalım şimdi…

Şu ana kadar…

 Sadece insanlar arasında değil, kurumlar arasında da farkındalığı artırmak için bir çok hamle yapıldı.

 Kurumlar, geri dönüşüm kutusunu kullanma ve şirket içi eğitim verme uygulamaları gibi hamlelerle çalışanlarını bu konuya çekmeye ağırlık veriyor.

 Raporlar için standartlar artıyor; “Sustainability Accounting Standards” yakın zamanda sektöre göre yayımlanmaya başladı.

Sürdürülebilirlik Unilever, BASF, Coca Cola, Pepsi, Levi’s, Marks & Spencer, H&M gibi markaların kampanyalarında temel kriter haline geldi.

Yerel düşünme gittikçe popülerleşiyor, bu da tüketiciye daha çok yansıyor. Örneğin, Tropicana’nın Türkiye’deki son kampanyası, yerel üretime sahip meyvelerin meşhur meyve sularının yapımında kullanımı gösteriliyor.

Bir şirketin hedef kitlesine ulaşmak üzere izlediği strateji için, kamu katılımı gittikçe daha çok ihtiyaç duyulan bir kavram oluyor.

Tüketimden, hassas tüketime geçiş

Günlük tüketim alışkanlıklarına, sürdürülebilirliği daha fazla nasıl entegre edebiliriz? İnsanlarda tüketimi daha iyiye götürecek farkındalığı artırma ve eğitim çalışmalarına devam ederek. Fakat zaman geçiyor ve daha geniş kitlelere ulaşmak için önde gelen markalar bize yol göstermeli; sonuçta pazarlama ve reklama yaptıkları yatırım önemli. Sürdürebilirlik değerleri ve en iyi fiyatlarla iletişim içerisinde olan kampanyalardan daha iyi ne olabilir? Önde gelen markalar şimdiden yolu çizmeye başladı…

1-Levi’s, Procter&Gamble’la işbirliği yaparak, tüketicilerin kot pantolonlarına nasıl bakmaları gerektiği konusunda bir kampanya başlattı: en iyi bakım yöntemi yıkamamak! Eğer gerek varsa soğuk su kullanın.

 2-Patagonia, tüketiciyi tatil döneminde ihtiyaçlarından fazla tüketim yapmaması gerektiğini, “Bu Ceketi Almayın” kampanyasıyla vurguladı.

3-M&S, insanların yeni bir kıyafet aldıkları zaman herhangi bir markadan bir elbiseyi bağışlamaya yönlendirdiği Shwopping isimli programı başlattı. Shwopped’lanan elbiseler, Oxfam’a bağışlanıyor.

4-H&M sadece dünyanın en büyük organik pamuk alıcısı değil. Dünyanın en büyük ikinci perakende giyim markası, benzer bir kampanya başlattı: “Long live fashion!”

Tüketiciler H&M dükkanlarına durumu ne olursa olsun herhangi bir markaya ait kıyafetlerini bırakmaya özendirildi. Bunun karşılığında, bağış yapılan her bir çanta için, sonraki alışverişte kullanılmak üzere yüzde 15 indirim kartı verildi. Bu kampanyanın amacı kıyafetlerin H&M’in ortağı I: Collect tarafından geri dönüştürülerek çöpe giden giysilerin sayısını azaltmaktı.

5-Dünya Bankası, kentsel katı atıklarla (MSW) ilgili bir raporunda, dünyadaki şehirlerin yılda 1,3 milyar ton kentsel katı atık ürettiğini ve bunların neredeyse yarısının Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ülkeleri tarafından oluşturulduğuna dikkat çekti.

Bu yüzden, perakendeciler ve yemek şirketlerinin büyük bir sınavı var:

Tüketicileri, aşırı satın almamaları ve daha fazla atık yaratmamaları için eğitmek. M&S ise bu sınavı şöyle geçti:

(1) Tüketicileri nasıl daha iyi alışveriş yapacakları ve artıkları animasyonlu oyunlar kullanarak evdeki atıkları nasıl azaltacakları konusunda eğitti.

(2) Kolay bozulan yiyeceklerin daha uzun saklanabileceği paketleme teknolojisini geliştirdi.

(3) Birçok yemek atığını katı atık sahalarından başka yerlere dağıttı.

(4) Son kullanma tarihi bulunmayan yiyecek ürünlerinin fiyatlarını düşürdü.

(5) Satılamayacak durumdaki gıdaları enerji için, oksijensiz öğütüclere bağışladı, gübreledi ve başka yerlere gönderdi. Etkileyici!

Ajansların rolü önemli

İletişim hedef kitleye etkileşim ve ortaklık için kilit ve sürdürülebilir yaşam tarzına dönüşte olmazsa olmaz bir unsurdur. Yaratıcılıksa insanların ilgisini çekmek için bir “gereklilik”. Yani burada devreye oyunun esas aktörleri giriyor: Ajanslar. Onların esas rolü şirketlerin mesajını tercüme etmek. Ve eğer bu şirketler sürdürülebilirliğe olan bağlılığını göstermek istiyorlarsa, o zaman ajanslar bu konuda iletişime geçmek için yeni yaratıcı fikirler bulmak zorunda. Sürdürülebilir hareketleri eğlenceli aktiviteler haline getiren ve farkındalığı daha da artıracak özgün içerik ve yeni rekabet alanı oluşturulmalıdır.

Bu yıl, umarım, daha çok markanın, daha çok işbirliğinin ve daha çok faaliyetin ortak bir hedefe yöneldiğini göreceğiz. Hedef ise şu: İnsanları bağlamak ve yapılanları sürdürülebilir hale getirmek.

 

Tina Ly / Mazars Denge, Danışman

Bu yazı Campaign Türkiye’nin Ocak 2014 sayısında yayınlanmıştır.

 

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.