Şimdi söz markalarda!

Global bir sağlık krizine neden olan koronavirüs, tüm dünyayı etkisi altına alırken Türkiye’de de ilk vakanın 10 Mart’ta görülmesiyle birlikte hepimiz yepyeni ve sıra dışı bir döneme girdik. Salgın, gündelik hayatımızdan iş hayatımıza, iletişim yöntemlerimizden ekonomiye pek çok alanda etkisini gösterdi.

Peki bu dönemde markalar nasıl aksiyon aldılar?

Campaign Türkiye olarak markaların aldıkları önlemleri, bu dönemde tercih ettikleri iletişim yöntemlerini, ortaya çıkardıkları kampanyaları kendilerinden dinledik.

Şimdi söz markalarda!

İnsanlar söylediklerinizi unutacak. Yaptıklarınızı unutacaklar. Ama onlara nasıl hissettirdiğinizi asla unutmayacaklar.” Maya Angelou

Salgınla birlikte pazarlama endüstrisi de daha önce eşi benzeri görülmemiş yeni bir krizle savaşmak zorunda kaldı. Bu süreçte gerek tüketiciyle gerekse çalışanlarla nasıl iletişim kurulacağı, ekonomik zorluklar, kampanyaların kapsamı gibi pek çok konu oldukça hassas bir boyuta taşındı. Tüketiciye ulaşmak, iç müşteriyi memnun etmek her marka için ayrı bir sınav haline geldi. Koronavirüs için alınan önlem ve aksiyonların farklı tüketici gruplarında farklı yansımaları olduğu ortaya çıktı. Korona günlerinde bilgilendirici içerikler tercih edenler, ciddi haberlerden bunalıp biraz gülmek isteyenler, markaların böyle bir dönemde konuşmaması gerektiğini savunanlar ve iletişimin öneminin asıl böyle kriz dönemlerinde ortaya çıktığının altını çizenler… Peki gerçekten tüketici ne diyor bize?

GroupM Türkiye’nin 12 Haziran’da yayınlamış olduğu araştırmaya göre markalardan ve şirketlerden ilk beklenti; çalışanlarına maaş ve iş garantisi sunmaları yönünde. Sonrasında yiyecek, içecek ve temizlik malzemeleri gibi temel ürünlerin tedariğinin artırılması ile sağlık ekipmanları tedariğine ve sağlık çalışanlarına destek verilmesi, ücretsiz hizmetlerin sunulması ve kargo teslimatlarının hijyen kontrolünden geçirilmesi geliyor.

Müşterilerine bulundukları endüstrilerle ve tüketicileriyle ilgili öngörüler sunan Amerikalı araştırma şirketi Opinium’dan Giulia Prati de pandemi sürecinde tüketicilerin markalardan neler beklediğini yaptıkları araştırmayla incelediklerini belirtiyor.

Prati, reklam endüstrisinde, tüketicilerin ne düşündüğü, hissettiği veya neler yaptıklarından ziyade uzmanların görüşlerine sarılmayı tercih edildiğini vurguluyor ve “özellikle bir kriz sırasında markaların ve işletmelerin nasıl davranması gerektiği, ne söylemeleri ve neden söylemeleri gerektiği hakkında görüş bildirmeyi seviyoruz” diyerek aslında tüketicinin beklentilerinin göz ardı edildiğinin altını çiziyor.

Giulia Prati sözlerine şu şekilde devam ediyor: “Pandemi ile beraber bir süredir herkes için zorlu bir sürece girdik. Ve bu süreçte bizim görüşlerimizden ziyade insanların sesi çok daha büyük bir önem taşıyor. Biz Opinium olarak 20-25 Mart tarihleri arasında 18 yaşından büyük 2.006 ABD vatandaşıyla bir anket gerçekleştirdik. Ve son derece önemli sonuçlar elde ettik.”

Opinium’un Amerika’da gerçekleştirdiği anketle ortaya çıkan sonuçlar şu şekilde:

Korkunun iletişim kurmanı engellemesine izin verme!

Tüketicilerin büyük çoğunluğu tam da şu anda her endüstriden markanın eskisi gibi hatta eskisinden daha çok konuşmasını istiyor.

Özgünlük hâlâ çok önemli

Tüketiciler fiziksel olarak uzaklaştıkça daha fazla bilgi almak istiyor. Özellikle bu süreçte, koronavirüs ile uğraşan çalışanların günlük deneyimleri hakkında içerik arıyorlar. Kimse kesinlikle şu anda nüfuz sahibi veya ünlü sözcüleri duymak istemiyor.

Başka bir şey hakkında konuşmamıza izin var mı?

Kısacası evet, ama tüketicilerin sizden duymak istedikleri ve hangi tonun uygun olduğu endüstrinize bağlı.

İnsanlar normali özlüyor. Amerikalıların yaklaşık üçte ikisi koronavirüs dışındaki şeyler hakkında konuşmayı özlediklerini ve %40’ı markaların ve kuruluşların başka bir şey hakkında konuşmasını tercih ettiklerini söylerken, sadece %16’sı bu görüşe katılmıyor. Şaşırtıcı bir şekilde %72’si hayatlarında normalliği korumak istiyor, çünkü %58’i yaşam tarzlarının büyük ölçüde bozulduğunu düşünüyor.

Anketi yanıtlayanların üçte birinden fazlası haberlerden aktif olarak kaçınmaya başladığını dile getiriyor. Özellikle de 18-34 yaş grubu bunu çok daha fazla yapıyor ve eğlenceye yöneliyorlar. %81’i ise markaların biraz daha iyi haberler bulabileceğini düşünüyor.

Ayrıca ankete katılanların %55’i koronavirüs dışında da ele alınabilecek önemli konular olduğunu düşünüyor. Yani markanızla ilgiliyse tüketiciler şu anda diğer önemli konulardaki içerikleri memnuniyetle karşılayacaktır.

Anketi yanıtlayan ABD’lilerin yarısından fazlası, normalden daha fazla TV izlediğini belirtiyor, %37’si markalardan gelen TV reklamlarını görmek istediklerini söylüyor. Veriler, tüketicilerin e-postaları öncekinden daha yüksek oranlarda açtığını ve onlarla etkileşime girdiğini gösteriyor.

 

Bu yazı, ilk olarak Campaign Türkiye’nin 101. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.