Sessizce ilerleyen “İnsanlık”

Merhamet, insanlık, iyilik gibi kavramları gerçekten unutmuş muyduk? Pandemiyle iyice gündeme gelen, bireylerin ve şirketlerin anlam ve amaç arayışına yönelmek için küresel bir salgın mı gerekliydi? Peki dünya gerçekten de her gün daha kötüye mi gidiyor yoksa bu büyük bir yanılsama mı? Birçoğunuz gibi ben de dünyanın her geçen gün daha kötüye gittiğine inanlardandım. Ta ki, “Factfulness” ile tanışana kadar. İnsanlığın sessiz ve derinden ilerleyişini gerçeklerle yani verilerle ortaya koyan bu tanımı anlamaya başladığımda, aslında insanoğlunun her geçen yıl gelişmeye devam ettiğini hatırladım. Örneğin, bugün 72 yıl seviyelerinde olan ortalama yaşam, 1800’lerde 31 yıldı. Aynı şekilde 1800’lerde dünya nüfusunun %10’u okuryazarken, bugün bu oran %86. 200 yıldan fazla sürede bunların iyileşmesi normal diyebilirsiniz. Peki, 1986 yılında 195 ülkeden 193’ünde benzinde kurşuna izin verilirken bu sayının 2017’ye 3’e düştüğünü, 1970 yılında kişi başına salınan SO2 partikülünün 38 kg olduğunu ama 2010 yılına geldiğimizde bu oranın 14 kg’ye düştüğünü söylesem, iyimserlik mi yapmış olurum? 1970’de %28 olan yetersiz beslenen insanların oranı, 2015 yılında %11. Liste uzar gider…

Veriler aslında o kadar da kötü bir iş çıkarmadığımızı gösterse de hemen her araştırmada, insanların büyük çoğunluğunun dünyanın çok kötüye gittiğine inandığı belirleniyor. Bunun nedeni ise dünyada olan biten kötü şeylerin farkına varmamızın çok kolay olması. Haber aldığımız tüm kaynaklar bunlarla dolu. İnsanlığın ilerlemesi bu ortamda sessiz ve derinden oluyor. İnsanlar ikili düşünme eğilimindedir. Her zaman iyiye karşı kötü, kahramana karşı kötü adamlar… Dünyayı iki tarafa ayırmak basittir ve çatışmayı işaret eder. Oysa ki, insanlık genelde hep ortalarda, aralarda gezinir. Örneğin, dünya nüfusunun büyük bölümü ne çok zengin ülkelerde ne de çok fakir ülkelerde yaşıyor. Büyük çoğunluk orta gelirli ülkelerde yaşıyor ama bir araştırma yaptığınızda, bölünmüş zihniyet bu ihtimali değil, iki ucu değerlendiriyor. Pandemiye bundan 50 yıl önce yakalansak halimiz nasıl olurdu? Peki, rakamlar aksine işaret etse de neden dünyanın daha kötüye gittiğine inanıyoruz? Evet, her gün milyarlarca kötü şey oluyor ve çarpan etkisiyle sürekli bu haberlere maruz kalıyoruz ama inanın, bir o kadar da iyi şey oluyor ve insanlığın ilerlemesi sessizce devam ediyor.

 

Yağız Yücel

KİD Yönetim Kurulu Üyesi


Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 114. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.