“Sen hep gülümse”

Yeşilçam Hikayesi kaldığı yerden devam ediyor… Ziraat Bankası 157. yıl dönümünü Kemal Sunal ile kutladı. Happy People Project imzalı filmin detaylarını Ziraat Bankası Dijital Çözümler, Operasyon ve İletişim Genel Müdür Yardımcısı Ali Kırbaş, Happy People Project Kurucu Ortak ve Ajans Başkanları Yaşar Akbaş ve Orçun Onural’dan dinledik.

Yıl dönümlerine özel filmlerle Türkiye’ye değerlerini hatırlatan, her dönemde ülkesine moral veren ve “Bir bankadan daha fazlası” söylemini bu duruşuyla destekleyen Ziraat Bankası yine başarılı bir işle karşımıza çıkıyor.

Türkiye’de ilk defa deepfake teknolojisinin kullanıldığı filmde izleyici Kemal Sunal ile buluşuyor. Çekimleri 3 gün, post prodüksiyonu 40 gün süren Happy People Project imzalı filmin hazırlık sürecini Ziraat Bankası Dijital Çözümler, Operasyon ve İletişim Genel Müdür Yardımcısı Ali Kırbaş, Happy People Project Kurucu Ortak ve Ajans Başkanları Yaşar Akbaş ve Orçun Onural anlattı.

Campaign Türkiye Ziraat Bankası aslında yine şaşırtmadı ve 157. yıl filmi için Happy People Project ile unutulmaz bir çalışmaya imza attı. Bu proje için ajansınıza nasıl bir brief verdiniz?

Ali Kırbaş Yaklaşık on yıldır beraber çalışıyoruz. Bu zaman zarfında birçok başarılı projeye imza attık. Her yıl dönümünde de bir film yapıyoruz. Bu filmler için aslında bizim genel bir brief’imiz var; zamansız filmler yapmaya çalışıyoruz. Yani bir zamana, bir döneme bağlı kalmayan, yıllar sonra bile izlendiğinde insanlarda duygular uyandıran filmler olsun istiyoruz.

Bunun yanında 157. yıl film brief’i diye bir bireif’imiz olmadı bizim. Zaten iki yıldır konuştuğumuz bir projeydi. Hatırlarsanız, iki yıl önce bir Yeşilçam filmi yaptık, rahmetli Kemal Sunal Beyefendi de filmimizin içinde olsun çok arzu ettik; fakat o zamanki şartlarla olmadı. Ama bu, o günden beri aklımızdaydı. Hem bizim hem ajansın katkılarıyla şartlar olgunlaştı, belirli birzemine geldik. Tabii bu arada Türkiye’deki ve dünyadaki konjonktür de biraz değişmişti. Pandemi dönemi, karantina dönemi derken insanlar evlerinden çıkamadılar ve çok fazla da Türk filmi izlediler. Hepimiz tekrar eski nostaljik Yeşilçam filmlerini izledik.

Kemal Sunal’ın da gerçekten aynı bizim yıl dönümü filmlerimizde arzuladığımız gibi zamansız bir sanatçı olduğunu biliyoruz; yani zamanının ötesine geçmiş, herkesi etkileyen… Bugünün küçük çocukları bile Kemal Sunal’ı çok yakından tanıyorlar, onun esprilerine filmlerde hâlâ gülüyorlar, gülmeye de devam edecekler.

Brief yoktu ama konuştuğumuz tek şey; dönemin de getirdiği zorlu şartlardan ötürü gülümseten bir film olmasıydı, tebessüm ettiren bir film olsun istedik. Kemal Sunal’a yakışan bir film olsun istedik. Ailesi ile de hep bunu konuştuk.

Film 92 saniyeydi ve 86 saniyesinde Kemal Sunal var. Yani bankayla da ürünle de ilişkilendirmedik. Gerçekten geçtiğimiz bu zor dönemde insanların yüzünde bir tebessüm oluşsun istedik. Zaten Kemal Sunal’ın olduğu bir filmin tebessüm ettirmemesi mümkün değil.

İki yıl önce kurguladığımız bir şeydi Yeşilçam filmi, onun eksik kalan büyük parçasını bu filmle beraber tamamladığımızı düşünüyorum.

“İşlerimiz, Türk reklam tarihinde kilometre taşları olarak kayda geçti. 158. yaş filmi için de şimdiden çalışıyoruz, düşünüyoruz.”

Ali Kırbaş

Campaign Türkiye Ali Bey bir brief olmadığını belirtti. Peki siz Happy People Project olarak bu projeye nasıl hazırlandınız?

Orçun Onural Ali Bey’in dediği gibi dokuz yıldır Ziraat Bankası ile çalışıyoruz. Bankayı konumlarken, ‘bir bankadan daha fazlası’ derken zaten söylemek istediğimiz şey şuydu; finansal çözümleri yapan yere banka denir, ama Ziraat Bankası her yönüyle bir bankadan daha fazlası. Bize kattıklarıyla, hayatımızda olmasıyla, 157 yıllık bir banka olmasıyla…

Bu nedenle de Türkiye’nin moral bankası olarak konumlamıştık zamanında ve bu da yıllar içerisinde yıl dönümü filmlerinde yansıttığımız bir gelenek haline geldi. En son 155. yıl için hazırladığımız Yeşilçam filminde yine çok ses getiren, herkesin özlediği karakterleri evinde bulduğu film hazırlamıştık ki yine bir yılbaşı öncesinde yayınlanmıştı.

O kampanyanın sonunda inanılmaz olumlu tepkiler geldiği gibi “buraya Kemal Sunal yakışırdı” da denmişti. Zaten düşündüğümüz bir şeydi ancak hem teknik sebeplerden hem de aileden henüz onay alamadığımız için yer verememiştik. Ardından aileyi bu konuda ikna etmek ve bu projeyi hayata geçirmek için birçok görüşme yaptık.

Sunal Ailesi bu konuda çok hassas bir aile, özellikle Kemal Sunal karakterinin reklamda kullanılması, nasıl kullanılacağı, ne söyleyeceği, ona yakışan bir şey olup olmayacağı çok tartışıldı. Biz bu süreçte haylice bir git – gel yaparak aileyi ikna ettik.

Önemli olan yılbaşı öncesine, insanların dört gün eve kapanacağı o döneme yetiştirmekti, çok da hızlı çalışarak Kemal Sunal’ı evlere getirdik. Bence bu işin en güzel tarafı da buydu.

Yaşar Akbaş Markanın hangi değerler üzerine oturduğunu ve Türk insanı ile nasıl ilişki kurduğunu, kurmak istediğini barındıran içerik üretiyoruz. Bugün film yapıyoruz, yarın bu, başka bir şey de olabilir. Ancak bu öyle gelenekselleşti ki… Bizim için de çok güzel bir şey; çünkü beraber gerçekten de bütün Türkiye’nin konuştuğu işler ortaya çıkarıyoruz. Ve o yılın yıl dönümü filmini bitirirken bir sonraki yıl için Ziraat Bankası olarak ne yapacağımızı düşünmeye başlıyoruz.

Bu güzel bir şey; çünkü bu bir yandan şunu da getiriyor: Türkiye’deki bütün markaların içinde bulunduğu bir sepette, o yılı bitirip bir sonraki yılı açan bir marka Ziraat Bankası. Bu da marka tarafından baktığınız zaman çok kıymetli bir şey.

Biz bir önceki filmimizde daha önce yapılmamış şeyleri yaptık; geçmişten hatırladığımız Yeşilçam karakterlerini bire bir günümüze getirdik ve çok beğenildi.

Bu yıl da Türkiye’de ilk, dünyada ise ikinci defa kullanılan bir teknolojiyi; deepfake’i kullandık. Ve Kemal Sunal’ı ekranlara getirip yine beğeniler aldık.

Her yıl bir challenge… Bir sonraki projenin çok daha ilginç noktalara gideceğine inanıyorum.

“Markanın hangi değerler üzerine oturduğunu ve Türk insanı ile nasıl ilişki kurduğunu, kurmak istediğini barındıran içerikler üretiyoruz.”

Yaşar Akbaş

Campaign Türkiye 157. yıl dönümü filmi için Kemal Sunal ismi aslında zaten iki senedir belliydi o halde… Bu hazırlık sürecinden biraz bahsetmeniz mümkün mü?

Yaşar Akbaş Kemal Sunal ismine yer verirken ne söyleyeceğiz, nasıl söyleyeceğiz gibi hassasiyetlerimiz vardı. O yüzden biz de Kemal Sunal’ın filmlerinde kullandığı replikleri kullanarak bir şey yaptık. Yoksa bambaşka şeyler de yazabilirdik, belki senaryo olarak daha da komik olabilirdi ama yapmadık bunu ve tamamen onun filmlerinde kullandığı cümleleri kullandık. Bu durum tabii bizi biraz sınırladı senaryo anlamında, ama “Niye Kemal Sunal şimdi bunu söyledi ki?” de olmadı. Buna çok dikkat ettik.

Ayrıca Ali Bey’in de dediği gibi; bu esasında bir Kemal Sunal filmi. Kemal Sunal’ın başrolünde oynadığı ya da içinde bulunduğu bir film değil. Bu, bir Kemal Sunal filmi.

Ve bize diyor ki: “Öyle şeyler yapın ki insanlar sizi unutmasın.” Zaten Ziraat Bankası da böyle bir banka.

Campaign Türkiye Peki sizce de bir isimle ilerlemek risk değil miydi?

Orçun Onural Her yaptığımız işte Türkiye’nin ortak değerlerini ortaya çıkardık. İnsanlara moral veren ve insanların mutsuz olduğu bir sürecin sonunda ortaya çıkan Yeşilçam filmi onlara iyi geldi; kendilerini iyi hissettirdi, mutlu hissettirdi. Ondan sonra da “Kemal Sunal neden burada yok?” diye çok soruldu. Sonuçta biz illa ki Türkiye’de ünlü olmuş hayatını kaybetmiş değerlerimizle film yapan bir yer değiliz. Günün sonunda buraya bizi ortak değerler getirdi. Ama tabii ki her projede olduğu gibi  risk vardı. Buna rağmen bir kez daha gördük ki; Türkiye’nin ortak değeri olan, hepimizin evine giren, çocukluktan itibaren seyrettiğimiz, çocuklarımızın seyrettiği, neredeyse dört jenerasyonu bir arada tutabilen çok değişik bir kimya Kemal Sunal.

“Her yaptığımız işte Türkiye’nin değerlerini ortaya çıkardık. İnsanlara moral veren ve onlara iyi gelen işler ortaya çıkardık.”

Orçun Onural

Ali Kırbaş Risk midir? Evet bir risktir. Şöyle ki Kemal Sunal Beyefendi’yi layığıyla gösterebilmek bir risktir. O’na yakışan cümleleri kullanmak lâzım, ürünle çok özleşleştirmemek lâzım. Bugün gerçekten yaşasaydı, bu filmi çekseydi böyle çekerdi hissiyatını karşıya geçirebilmek gerek. Ve bunu gerçekten de layığıyla yaptığımızı düşünüyoruz, yapamamak bir riskti. O yüzden inanın; bütün cümlelerinin üzerinde kelime kelime durduk. Böyle titiz bir hazırlık döneminden ve artık senaryoya güvendikten sonra teknoloji ile buluşturmak kaldı. Her bir jestini vermek için çok dikkat ederek çalıştık. Ayrıca yılbaşı döneminde 4 günlük bir izolasyon süreci vardı, ona yetiştirmenin de çok önemli olduğunu planladık. İnanılmaz da bir izlenme rakamına ulaştık, hem televizyonda hem sosyal medyada. Hem de organik bir şekilde…

Campaign Türkiye Ziraat Bankası’nın yıl dönümü filmlerinde başrolde hep bir “değerler”imiz var aslında ve bu değerleri sahiplenmek pek de kolay değil. Nasıl bir içgörü ile ilerliyorsunuz?

Ali Kırbaş Ziraat Bankası’nın vatandaş ve müşteri nezdinde bir hüsnükabulü var: 157 yıllık bir banka. 1863 yılında gerçekten çok ciddi ve ulvi amaçlarla kurulmuş, hâlâ da o ulvi amaçlar doğrultusunda hizmet eden bir banka.

Bankacılıktan farklı misyonlar da üstlenmiş, üstlenmeye de devam ediyor. O günün şartlarında neye ihtiyaç varsa o noktada elini taşın altına koymaktan vazgeçmemiş. Bunları göz önüne alınca “Bir bankadan daha fazlası” demekten başka diyecek bir şey kalmadı bizler için.

Cumhuriyetten önce kurulmuş bir banka; Osmanlı’nın yıkılışını da görmüş, cumhuriyetin kuruluşunu da görmüş ve bugünlere kadar gelmiş.

Filmin sonunda da bunu vurgulamak istedik biraz da… “İnsanlar seni hatırladığı zaman tebessüm etsinler, onların yüzünü güldür.” 157 yıldır banka bunu yapmaya çalışıyor, bir bankadan daha fazlası gibi davranmaya çalışıyor. Ve bu duruşu da müşteri ve vatandaş memnuniyetini beraberinde getiriyor. Bankayla yaşadığı ilişkiden memnun olan insanlar bir yerde ismini duyduğunda, gördüğünde tebessüm ediyorlar. Tıpkı Kemal Sunal isminde olduğu gibi…

Ancak büyük markalar için büyük isimler kullanmak gerçekten risktir. Anlamlı kullanmak, yerinde kullanmak, doğru konumlandırmak çok önemlidir; ama biz bunun iki yıldır fikrî hazırlığını yaptığımız için çok zorlanmadık. Sonuçta da yıllar sonra izleseniz bile sizi gerçekten tebessüm ettirecek bir film ortaya çıktı, önceki filmlerimizde olduğu gibi…

 

Campaign Türkiye Ve farklı teknolojiler kullanmayı seven bir ajanssınız, ancak bu ilgiyi her projede kullanmak pek mümkün olmayabiliyor. Haliyle oldukça cesur bir iş de diyebiliriz…

Yaşar Akbaş Ajans olarak birtakım şeyleri ilk olarak yapan; çünkü bunları iyi takip eden ve bunları iletişimle birleştirmeye çalışan bir yer olduk. Elimizden geldiği kadar bunları yapıyoruz. Dolayısıyla bunları burada nasıl kullanırız’ların peşinde koşuyoruz.

Ali Bey de Ziraat Bankası da bize bu konuda yol açıyor, çünkü bunu herkes yapmaz; ilk olmanın riskleri vardır. “Herkes bir yapsın görelim” denir daha çok. Bu filmde kullandığımız teknik, dünyada ikinci defa kullanıldı.

Deepfake ilk çıktığı zaman biz çoktan bu işi kimle yapabiliriz diye araştırmaya başlamıştık. Arkasından proje ortaya çıkınca da uygulamaya geçtik.

Şu an daha çok görsel üzerine konuşuruz ama bunun bir de ses tarafı var. Normalde bu teknolojiyi şöyle açıklayabiliriz; bir kaynaktan aldığınız görüntüleri, malzemeyi bir takım yapay sinir ağları ve kasları üzerinden başka bir kaynağa aktarma meselesi. Bunu o kadar iyi yapıyor ki gördüğünüz gibi bir anda neredeyse gerçek oluyor. Şu anda biraz göz problemi var; gözü tam olarak çözemediler.

Bu teknoloji için de çok çok sağlam bir AI yazılımınız olması gerekiyor, çünkü bu, tamamen makine öğrenimiyle ortaya çıkıyor.

Ses kısmındaki zorluk ise nüansları şu anda tam olarak çözememiş olması; ama o da gelişiyor.

Ali Kırbaş Her şeyin ilki tereddütle karşılanabilir. Bu, her işte böyle. Biz daha önce de bu riskleri aldık ve çok güzel işler yaptık. Genel Müdürümüz Hüseyin Aydın Bey de bunu bildiği için bize bir kredisi var; yani anlatmak da kabul ettirmek de zor olmadı. Ayrıca uzun yıllardır ajansımızla beraber çalışıyoruz. Mevlana’nın bir sözü vardır: “Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguyu paylaşanlar anlaşabilir.” Biz artık hem aynı dili konuşuyoruz hem de aynı duyguyu paylaşıyoruz.

İşlerimiz, Türk reklam tarihinde kilometre taşları olarak kayda geçti. 158. yaş filmi için de şimdiden çalışıyoruz, düşünüyoruz. Ve ortaya bir proje çıktığı zaman da bunu yönetim kabul eder mi endişesi taşımıyoruz; çünkü o zaten hem ajansın hem bizim içimize sinmiştir ve o işi kotarıp hayata geçirdiğimizde yönetim kurulumuzun da genel müdürümüzün de beğeneceğine inancımız tamdır.

Campaign Türkiye Filmin yayınlanmasıyla beklentileriniz nelerdi? Bu beklentilerinizi karşıladığını düşünüyor musunuz?

Ali Kırbaş Film aslında şu cümleyle bitiyordu: “Öyle şeyler yap ki yüzünü güldürdüklerin, seni sevgiyle ansın… Öyle şeyler yap ki yüzyıllar geçse bile adını hiç kimse unutmasın, unutamasın.” Biz de insanların yüzünü güldürmek istedik. Bizi de hep hatırlasınlar, bu filmi de hep hatırlasınlar istedik. Amacımız buydu ve yorumları takip ederken gördüm ki öyle bir duygu uyandırmış ki “filmi defalarca izledim, ağladım” diyenler de olmuş, inanılmaz bir duygusal ton yakaladı film. Bekliyorduk zaten ama güldürmenin yanında bizim umduğumuzdan biraz daha fazlasını insanlara hissettiren bir film olduğunu gördük.

Bu da gerçekten doğru ve başarılı bir iş yaptığımız, beklentileri karşılama noktasında tatmin etti. Ayrıca hiç ummadığımız kadar televizyon haberine, gazetelerde köşe yazılarına, manşetlere konu oldu. Filmle ilgili tespitleri, köşe yazılarında okuduğumuzda gerçekten gururlandık.

Happy People Project imzalı 157. yıl dönümü filmi için ekranlara yeniden Kemal Sunal’ı getiren Ziraat Bankası; Türkiye’de ilk, dünyada ise ikinci defa kullanılan deepfake teknolojisini kullandı.

Campaign Türkiye Yanılmıyorsam 9 yıldır da birlikte hep iz bırakan projelere imza attınız. Bu başarılı işbirliğini nelerin beslediğini düşünüyorsunuz?

Orçun Onural Karşılıklı güvene, inanca borçluyuz ve iyi bir arkadaşlığa…

Ziraat Bankası çok büyük bir banka, çok büyük bir değer Türkiye için. Kurulduğumuz günden itibaren beraber çalışma fırsatına sahip olduk. Bu sene ajansın onuncu yılı ve on yıllık bir ajans geçmişinin dokuz yılında 157 yıllık bir banka var.

Ali Bey’in bize olan güveni, Hüseyin Bey’in bize inancı ile başlayan süreçte hep üzerine bir şey koyarak daha iyisini yapmaya çalıştık. Ve sonuç olarak da hep doğru işlere imza attık. Hiçbir zaman bu çizgiden çıkmadık ve bugünlere geldik. İyi ki de geldik. Ben Ali Bey’e çok teşekkür ederim.

Ali Kırbaş “Bir bankadan daha fazlası” dedik ve bunu da gerçekten hem ajans tarafı hem de iletişim tarafında ben ve arkadaşlarım içselleştirdik. O yüzden de geriye baktığımız zaman sadece bu iş değil, onlarca iş var ki Türk reklam tarihinde yerini alacak, 5-10 yıl sonra da izleseniz damağınızda bir tat bırakacak işler yapmış olduk.

Uzun süreli ilişkilerde zaman zaman yıpranmalar, anlaşmazlıklar olabiliyor. Sektörde sıklıkla görüyoruz markalar ajans değişikliğine gidiyorlar; bir kan değişikliği istiyorlar. Biz baştan beri hep güvende hissettik. Bu durum her iki taraf için de geçerli… Her zaman ne istediğimizi çok iyi bildik. Ajansımız da bizi çok iyi anladı. Az önce de söylemiştim “biz aslında hem aynı dili konuşuyoruz hem aynı duyguyu paylaşıyoruz.” O duygu da bize, bir işten daha fazlası olan işleri ortaya çıkarma imkanı veriyor. Bunları yaparken de zaman zaman çok ciddi tartışmalar oluyor aramızda, fikir ayrılıkları yaşanıyor; ama hep şunu biliyoruz biz de ajans da en iyisini yapmaya çalışıyoruz. On yıl oldu ama birbirimize karşı olan sevgimizin, saygımızın seviyesini ve mevcudiyetini muhafaza ettik.

Son olarak ortaya çıkan Kemal Sunal filmimiz de güzel bir örnek. Çok kısıtlı bir zamanda işi yetiştirmeye çalıştık ve bunu beraber başardık. Eğer aynı duyguyu paylaşmasaydık, normal bir ajans – müşteri ilişkisi olsaydı belki bu filmi çok daha sonra ve daha az cezbeden bir zamanda izlerdik.

İyi bir takım olduk ve inşallah bu takım çok daha güzel işler yapacak.

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 108. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.