“Sanat insanı onarır”

Together Alone / Birlikte Yalnız isimli fotoğraf projesiyle pandemi sürecindeki yalnızlığımızı etkileyici bir şekilde ortaya çıkaran Didem Kendik ile projenin detaylarını konuştuk.

Sanat insanı onarır… Kadıköy’de gezerken rastlamayı en çok sevdiğim sözlerden… Hele ki bu günlerde anlamı daha da fazla ortaya çıktı. Global bir sağlık krizi ile savaşıyoruz. Pek umutsuz ya da karamsar olmak istemem ama işin aslı bu savaşın ne zaman, nasıl biteceğini de bilmiyoruz. Önlemler alıyoruz, evimizden çıkmıyoruz. Birbirimize “siz kaç gündür evdesiniz” diye soruyoruz. Şımarık görünmek istemediğimiz için “sıkıldım” cümlesi ağzımızdan çıkmasa da yüzümüze, mimiklerimize işlemiş durumda. İşte, böyle zamanlarda yaratmak, üretmek, üretilenleri tüketmek, hayal etmek imdadımıza yetişiyor.

Kimimiz yazılar yazıyor, kimimiz müzikle uğraşıyor, kimimiz de fotoğraf çekiyor… Didem Kendik de fotoğraf çekenlerden… Şimdiye kadar sokaklarda, stüdyolarda çekim yaparken, bir süredir evine taşıdı. Ve ortaya son derece çarpıcı bir proje çıktı: Together Alone / Birlikte Yalnız… Şimdi bu projenin detaylarını kendisinden öğrenelim.

Kamer Yılmaz Öncelikle projeden bahsedebilir misiniz?
Didem Kendik COVID-19 pandemisiyle birlikte benim de fotoğraf pratiğimde değişiklikler oldu, yeni yöntemler bulmam gerekti. Ben de yalnız yaşayan biri olduğum için bu ortak noktadan insanlara ulaşıp hem karantinayı evde yalnız geçirenlerle iletişimde olmak hem de onlara bu süreci nasıl idare ettiklerini sormak istedim. Sosyal izolasyon sürecini yalnız geçiren ve evini bir evcil hayvanla dahi paylaşmayan, 14–21 Nisan 2020 tarihleri arasında ulaşabildiğim 21 kişiyi görüntülü konuşma uygulamalarıyla fotoğrafladım ve onlara 6 soru sordum. Bunu da “Together Alone / Birlikte Yalnız” adı altında bir projeye dönüştürerek yayınladım.

Kamer Yılmaz Fotoğraf serisine ilham veren kişi de Jackie Russo, kendisiyle bu konuda iletişime geçtiniz mi? Projenizden haberdar mı?
Didem Kendik
Henüz kendisiyle iletişime geçmedim, projenin İngilizce versiyonunu da tamamlayıp o şekilde iletişime geçmeyi planlıyorum.

Kamer Yılmaz Daha önce de fotoğraf hayatınızdaydı, ancak virüsle beraber ne gibi değişiklikler yaşadınız?
Didem Kendik
Son 3 senedir fotoğraf çekerek hayatımı kazanıyorum, genel olarak eğlence sektörü için fotoğraf çekiyorum. Etkinlik, konser, restoran ve moda çekimleri dahil tüm çekimler Mart ayı sonundan itibaren iptal oldu. Bahar aylarında doğal olarak çok yoğun olan takvimim birden boşaldı. Ancak sektörün kendisi de bu yeni döneme ayak uydurmaya çalışıyor. Ben de bu dönemde kendimce geliştirdiğim bu yöntemlerle uzaktan da olsa görsel içerik üretiminde neler yapılabilir diye markalarla, çeşitli sivil toplum kuruluşlarıyla görüşme halindeyim.

Kamer Yılmaz Sizce bu süreç bittiğinde ve hayatımız normale döndüğünde üretim ve tüketim alışkanlıklarımız, yaratma süreçlerimiz nasıl etkilenecek?
Didem Kendik
Şüphesiz herkesi ve her şeyi etkileyen bir durum olduğu için bu süreç isteseniz de istemeseniz de insanları farklı kolektif hareket etme ve dayanışma yolları bulmaya itiyor. Ben de bu yönde bir değişim sağlamaya çalışıyorum.

Bu dönem tanık olduğumuz şeylerden biri de görsel içerik üretiminin prodüksiyon boyutunun farklı bir nitelik kazanması: Büyük bütçeli, farklı mekanlar içeren, çok sayıda cast’ın kullanıldığı, her detayı profesyoneller tarafından tasarlanmış görüntüler yerine insanları gündelik mekanlarında ve nispeten doğal hallerinde gördüğümüz, daha samimi bir dil oluşuyor. Bunu büyük markaların televizyon reklamlarında bile görebiliyoruz. Ben de zaten kendi pratiğimde doğal, çabasız bir fotoğraf anlayışıyla hareket ettiğim için bu yeni dil bana da yakın geliyor.

İçerik üretim ve tüketiminde gözlediğim diğer bir değişiklik de şu: bu salgın süreciyle birlikte insanlar ürün-hizmet odaklı pazarlama yerine doğrudan kendi kimlikleriyle, koşullarıyla ilgili bir şeyler söyleyen, empati kurduran ve böyle bir dönemde daha az yalnız hissettiren içeriklere yöneliyorlar. Örneğin ebeveynler başka ebeveynlerin bu süreçle nasıl baş ettiklerini merak ediyor.

Tüm bunlar önümüzdeki dönemin üretme ve tüketme biçimlerini etkileyecek diye düşünüyorum.

Kamer Yılmaz Projede sizi en çok etkileyen kare ve yanıtlar hangisiydi?
Didem Kendik
Tek bir kare söyleyemem fakat herkesin evlerini rahatlıkla bana açmaları, çekim esnasında çok yardımcı olmaları beni çok etkiledi. Herkesin çekim için çok heyecanlanması, “Günümü güzelleştirdin” demesi çok etkileyiciydi. Benim de şahsen en heyecanlandığım çekimlerden biri oldu. Bir de, bazı insanların sosyal medyada “Keşke ben de yalnız olsaydım da bu projede yer alabilseydim” gibi yorumları beni güldürdü, yalnızlığa özendirmiş mi oldum diye düşündüm.

Bu salgın süreciyle birlikte insanlar ürün-hizmet odaklı pazarlama yerine doğrudan kendi kimlikleriyle, koşullarıyla ilgili bir şeyler söyleyen, empati kurduran ve böyle bir dönemde daha az yalnız hissettiren içeriklere yöneliyorlar.”

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye 98. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.