Samimi olmayan fikirlere inanmıyoruz

Bir şeyi satın almamız için bize gerçekten lazım olmasına gerek yok. Beğenerek takip ettiğimiz birinin kullanması bizim için yeterli olabiliyor. Bu yüzden de sürekli bir satın alma içgüdümüz var.”

2020 yılı ile beraber artık tüketici grubunda Z kuşağı çok önemli bir yere sahip. En fazla etkileşim biz gençler arasında oluyor ve en çok alışverişi de yine gençler yapıyor. Haliyle bizi etkilemenin önemi de firmalar için oldukça fazla. Bunu firmaların sosyal medyadaki varlıklarını arttırmalarından, yalnızca televizyonda reklam yayınlama anlayışının kaybolmasından görebiliyoruz. Çünkü gençler sokakta, kafede, okulda, nerde olurlarsa olsunlar, aslında her zaman sosyal medyadalar. Yani varlığını sosyal medyaya taşımamış bir marka, Z kuşağı için çok da dikkat çekici değil. Sadece online’a geçmiş olmak değil, markanın gençleri etkileyecek reklamlar üretmesi de çok önemli.

Gençler hayatın içinden gelmeyen, samimi olmayan fikirlere inanmıyor. Meselâ bir ürünü çok ünlü bir şarkıcının tanıtmasındansa bir “influencer” in tanıtmasını daha samimi bulabiliyorlar. Benim için yıllardır unutmadığım, hep devamını beklediğim reklamlar vardır. Yaz geldiğinde, o yaza yakışır bir Cornetto reklamını herkes bekler. Ya da arkadaşlarımla Güney’de yaptığımız bir tatil sırasında “burası çok güzelmiş aynı Coca-Cola reklamlarındaki gibi” diye konuştuğumuz çok olmuştur. Sanırım bizi heyecanlandıran reklamları daha çok seviyoruz.

Benim ve benim yaşıtımdakilerin anlaşıldığını düşünüyor muyum? Evet, zamanla daha da çok anlaşıldığımızı düşünüyorum. Markaların sosyal medya ekiplerinin kurulması, bu ekiplerde çalışanların da gençler olması bence bunun en büyük nedeni. Bu sayede her zaman gençlere göre geliştirilen stratejiler ortaya çıkabiliyor. Z kuşağının X ve Y kuşaklarından en önemli farkı teknolojiyi çok iyi kullanmaları. Bir ürünü satın almak için defalarca reklamını görmeye ihtiyacımız yok. Teknoloji gençlerin hayatının bir parçası ve teknolojiyle beraber hız da öyle. Instagram’da takip ettiğimiz bir kişinin anlattığı bir ürünü yine hemen internetten sipariş edebiliriz. Ayrıca bence “gereklilik” algımız diğer kuşaklara göre çok farklı. Bir şeyi satın almamız için bize gerçekten lazım olmasına gerek yok. Beğenerek takip ettiğimiz birinin kullanması bizim için yeterli olabiliyor. Bu yüzden de sürekli bir satın alma içgüdümüz var.

Ece Yıldırım
(20) Lille Üniversitesi Ekonomi ve İşletme Bölümü

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 104. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.