Salgına rağmen içerik krallığını devam ettiriyor

Yaşadığımız kriz bizi ekranlarımıza daha da çok bağladı, evden çıkamadıkça sosyal ağların kullanımı arttı. Peki bu artış bize neyi işaret ediyor? Hiç kuşkusuz içeriği ve içeriğin değerini…

İçeriğin kral olduğu bir endüstrideyiz, hatta dünyadayız demek belki de çok daha doğru olacak. Defalarca içeriği odağımıza aldığımız kapak konuları, dosyalar hazırladık ancak hiçbirinde içeriğin hakimiyetinden bu dönemde olduğu kadar büyülenmemiştik diyebiliriz.

Bu sayımızda koronavirüs gölgesinde değil, koronavirüsün karanlığından sıyrılıp adeta bir yıldız gibi parlayan içeriği yeniden gündemimize aldık.

2019’un Aralık ayında Çin’de ortaya çıkan ve çok kısa bir sürede yayılan salgın, pandemi boyutuna ulaştığında hayatımızın ne kadar değişeceği ile ilgili pek de fikrimiz yoktu. Türkiye’de 10 Mart’ta ortaya çıkan ilk vakaya kadar sadece dünyayı izliyorduk, ancak Mart ayının ortasında kendimizi yepyeni bir dünya içerisinde bulduk. İşlerimize gitmeyi bıraktık, çocuklarımızla evde bolca vakit geçirmeye başladık, endişelendik, korktuk, maske edinmeye çalıştık, kolonyalar aldık, sağlık çalışanlarını alkışladık ama en çok da dijital olduk.

Son yıllarda artan sosyal medya kullanımı zaman zaman dijital detoksları gündeme getirse de böyle bir dönemde plazalarda, parklarda, ofislerimizde değil de dijital dünyanın sokaklarında takıldık. Bol bol içerik tükettik ve hatta tüketmekle kalmadık ürettik de…

Bugün Instagram’a baktığımızda #evdekal hashtag’i ile 4.118.314 paylaşım yapıldığını, #stayhome ile 37.778.808 paylaşım yapıldığını görüyoruz. Üstelik bu hashtag’ler sadece başlangıç…

New York Times’ın geçtiğimiz günlerde yayınladığı araştırma; sadece Amerika’da, içerik tüketiminde yaşanan artışın en somut sonucu olarak ortaya çıkıyor. Araştırmaya göre Amerikan halkının evde kaldığı süre içerisinde:

  • Facebook’ta geçirdiği süre %27, Netflix’te geçirdiği süre %16, YouTube’da geçirdiği süre %15.3 artmış durumda.
  • İnsanlar, sosyal mesafenin artmasıyla beraber sosyalleşmek adına görüntülü sohbet için yeni yollar arıyor. Google Duo’yu uygulama üzerinden kullananlarda %12.4, Nextdoor.com’un web üzerinden kullanımında %73.3 ve Houseparty uygulamasını kullananlarda %79.4 oranında bir artış görülüyor.
  • Endişeli ve belirsiz bir dönemden geçerken pek çok ülkede gözlemlenebileceği gibi Amerika’da da insanlar daha eğlenceli içeriklere yöneliyorlar. Bu nedenle tıpkı TikTok kullanımında yaşanan artış gibi Instagram kullanımında da artışlar yaşanıyor. Araştırmaya göre Amerika’da Instagram kullanımı Şubat ayına kıyasla Mart ayında %3.7 artış gösteriyor, bu da 4.400.000 aktif Instagram kullanıcısına karşılık geliyor. Şubat ayına kadar olan aylarda, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki aktif Instagram kullanıcı sayısının hemen hemen sabitlenmişken pandemi ile beraber dikkat çeken bir hareketlilik yaşanıyor.
  • Evden çalışmaya ya da öğrenmeye devam edenler nedeniyle de Zoom, Google Hangouts ve Microsoft Teams gibi uygulamalarda artış yaşanıyor.
  • İçinde bulunduğumuz sağlık krizi nedeniyle konuyla ilgili daha fazla bilgi sahip olmak istemek de doğal bir davranış biçimi. Amerika’da da yaşadığımız bu sağlık krizi ve ekonomik sonuçları hakkında daha fazla bilgi edinmek için bazı sitelerin okur kitlesinden ciddi bir artış olduğu gözlemleniyor. cnbc.com’da %100’ün üzerinde, nytimes. com ve washingtonpost.com’da ise %50’nin üzerinde bir artış söz konusu.
  • Durdurulan lig maçlarının yerini espor alıyor. ESPN’in web sitesinin kullanımında Ocak ayının sonundan bu yana keskin bir düşüş gözlemlenirken, birçok video oyunu sitesinin trafiğinde artış yaşanıyor. Oyun dünyasının favori sitelerinden biri olan Twitch, trafiğini %20 artırıyor.
  • Belirsiz bir dönemden geçiyoruz ve hareket alanımız da oldukça kısıtlanmış durumda. Amerika’da da bu durumdan bunalan insanlar eğlence arayışlarını bir süredir rüştünü ispat etmiş olan TikTok ile gideriyor.

Peki sosyal ağların kullanımında gözlemlenen bu artış bize neyi işaret ediyor? Hiç kuşkusuz içeriği ve içeriğin değerini…

Şov devam etmeli: Salgın sırasında içerik üretmek
Bildiğimiz dünya değişti. Üstelik henüz değişimin şu anda çok çok başındayız, hayatı normalleştirme çalışmaları devam etse de döndüğümüz normalin, bildiğimiz normal olmayacağı son derece açık. Evde kaldığımız, kendimizi ve sevdiklerimizi koruma altına aldığımız sırada pek çok alışkanlığımız değişti; en başta da sabah uyanıp işe gitme gibi rutinlerimiz… Kendimize biraz daha zaman ayırdık, tek bir mekânda sürdürmeye çalıştığımız hayatımızı dengelemeye çalıştık, bunaldık, yorulduk, daha çok konuşmak istedik, daha çok etkileşimde olmak istedik.

Ve bütün bunların sonunda da tükettiğimiz kadar hatta belki de çok daha fazla içerik ürettik.

Bu süreçte birbirinden farklı, eğlenceli, ilham veren yayın ya da paylaşım karşımıza çıktı. Örneğin ünlüler dünyasından pek çok yıldız aynı ekranda buluştu.

Yıldızlar aynı ekranda
For India için Bryan Adams, Will Smith, Shah Rukh ve Jonas Brothers gibi pek çok ünlü isim bir araya gelirken; Rise Up New York için de Robert de Niro, Jake Gyllenhaal, Billy Joel ve Jennifer Lopez gibi isimler bir araya geldi. Ve düzenlenen bu gönüllü dijital etkinlikler, yeniden iyiliği hatırlattı.

Türkiye’de de 9 Mayıs’ta düzenlenen Festogether ile COVID-19 salgını nedeniyle ortaya çıkan ihtiyaçlar karşılandı.

Diziler sınır tanımadı
Hindistan’da Shreya Dhanwanthary tarafından yönetilen Bir Viral Düğün, ülkenin pandemi sırasında tamamen evden çekilen ilk web dizisi oldu. 8 bölümlük mikro dizi, pandemi öncesinde mükemmel bir düğün planlayan Nisha (Shreya) ve Rishabh’ın (Amol Parashar) hikayesini anlatıyor.

Tek örnek tabii ki de Hindistan’dan gelmedi; The Office dizisiyle kitlelere ulaşan John Krasinski, Some Good News ile sadece iyi haberleri verdiği bir program hazırladı. Ve Krasinski’nin YouTube kanalı 2,5 milyon abone kazandı.

Türkiye’de ise 2018’de serüvenine başlayan Jet Sosyete, pandemi sürecinde çalışmalarını ertelemedi ve #evdekal dediği özel bölümüyle tüm dikkatleri çekti. Gülse Birsel’in senaryosunu yazdığı dizi, oyuncuların evlerinde çektikleri görüntüleri birleştirerek yayına devam etti.

Markalar endişeli bekleyişe bir son verdi
Tüketicilerin daha çok konuştuğu, daha çok etkileşim içerisinde olmak istediği bu süreçte, markalar da boş durmadı. Pek çoğu tüketicinin yanında ve etkileşim içinde olmaya devam etti; salgını, bu yaşanan sağlık krizini bir fırsata çevirmeyi başardı:

DoubleTree
Hilton’un güçlü markalarından biri olan DoubleTree, sadece sunduğu standart hizmetlerle değil aynı zamanda küçük jestleriyle de dikkat çeken bir marka. Misafirleri check-in yaparken ikram ettiği çikolatalı kurabiyeleri pandemi sürecinde yine onlara ikram etmenin bir yolunu buluyor ve bu kurabiyelerin tarifini bir video ile paylaşıyor. Tarif içeren video yaklaşık 710.000 kez izlenirken DoubleTree’den Shawn McAteer bu paylaşım için şunları söyledi: “Herkes için endişeli bir zaman olduğunu biliyorum ve sıcak bir çikolatalı kurabiye de her şeyi çözemez, ama belki bir an için de olsa rahatlık ve mutluluk getirebilir.”

Belki DoubleTree bu video ile milyonlara ulaşamadı ancak tüketicilerin seyahat etme ve otelde kalma gibi düşüncelerden uzaklaştığı bu dönemde onlarla bağlantı kurmayı başardı.

Gucci modelleri kendi çekimlerini yapıyor

Salgınla beraber moda dünyasının en önemli etkinlikleri iptal edildi, fotoğraf çekimleri aksadı. Ancak Gucci bu durumu olumlu bir şekilde değerlendirmeyi başaran markalar arasına girdi. “Fotoğrafçı Yok, Sorun Yok” adıyla dijital bir Sonbahar / Kış 2020-2021 kampanyası hazırladı. Kampanya; kıyafetlerin modellerin evlerine gönderilerek gerçekleşti. Profesyonel fotoğrafçılar, makyözler, kuaförler, stilistler ya da asistanlar olmadan, modeller çekimlerini kendi kendilerine karantina altındaki evlerinde gerçekleştirdi.

Apple: “Yaratıcılık devam ediyor”
Apple’ın yeni reklamı, koronavirüs salgını sırasında evde kalan ve yaratıcı fikirleri olan kişilerden ilham aldı. Marka hali hazırda devam eden Mac kampanyasına uygun olarak, karantina sırasında kişilerin çektikleri görüntülerden oluşan bir kampanya hazırladı.


Videoda; John Krasinski’nin YouTube kanalı SomeGoodNews için bir bölüm çektiğini, Oprah Winfrey’nin Apple TV+‘da pandemi sonrasında hayranlarını desteklemek için motivasyonel bir konuşma yaptığını görüyoruz. Video, mevcut krize rağmen dünyayı yaşanabilir bir yer haline getiren yaratıcılığı “Yaratıcılık devam ediyor” söylemiyle vurguluyor.

Penguin Yayınevi okurlarını unutmadı
İngiltere’deki Penguin Yayınevi, canlı akış etkinlikleri aracılığıyla okuyucularının evlerinden çıkmadan yazarlara erişmelerini sağladı. Yazarlar, oturma odası, mutfak veya çalışma alanlarından çekilen samimi oturumlarda, evde yaşamı nasıl sürdürdüklerini ve tavsiye ettikleri kitapları izleyicilerle paylaştılar.

Honda evde çektiği reklam filmiyle “evde kal” dedi


Honda (Birleşik Arap Emirlikleri) için Ogilvy evden çıkamadığımız bu dönemde evde kalmanın önemini vurgulayarak tamamen evde çekilmiş bir reklam filmi ortaya çıkardı. Reklam filminde yeniden otomobillerimizi kullanmaya başlayana kadar “evde kal” çağrısı yaptı.

Müze gezmek için en ideal zaman
Salgın nedeniyle hareket edemiyoruz, gezemiyoruz; mümkünse her şeyi evlerimizden yapmaya çalışıyoruz. Hatta müze gezmek istiyorsak bunu bile evden yapıyoruz. Sanalmuze.gov.tr ile Türkiye’nin birbirinden önemli müzeleri dijital ortamda 810.410 kez ziyaret edildi. Dünyada da Louvre Müzesi, New York Metropolitan Müzesi, Van Gogh Müzesi, MoMA Modern Sanat Müzesi gibi pek çok müze ziyarete açıldı.

Aynı Şarkıyı mı dinliyoruz?

Evde kaldığımız süreçte daha fazla müzik dinlediğimizi fark eden Spotify, kullanıcılarına ufak bir sürpriz hazırladı. “Listening Together” ile dünyanın dört bir yanındaki insanları müzikle buluşturmayı amaçladı. Proje için oluşturulan spotify.com/together sitesini ziyaret edenler, o anda dünyada başka kimlerin aynı şarkıyı dinlediğini görebiliyorlar.

Minecraft’tan “pandemi” temalı oyun

Popüler bilgisayar oyunu Minecraft’ın yapımcıları, çocukların evde neden kalmaları gerektiğini anlatan pandemi temalı bir oyun geliştirdi. Oyun görünüşte zombilerden kaçışla ilgili olsa da, aslında gençlere bir pandemi salgını sırasında sosyal mesafenin, sağlık hizmetleri üzerindeki yükü hafifletmek için neden bu kadar önemli olduğunu göstermeyi amaçlıyor.

Sanal dünyada turnuva heyecanı

adidas, daha önce son dönemde iptal edilen tüm etkinliklere karşı “hayat durmadı evde devam ediyor” diyerek herkesi davet ettiği #HOMETEAM projesini hayata geçirmişti. Evde sporla sağlıklı kalmayı teşvik eden adidas, #HOMETEAM çatısı altına eğlence ve oyunu da dahil etti. Sanal lig projesi adidas Uncancelled Cup’ı 5-20 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirdi. Acun Ilıcalı, Oğuzhan Koç, Eser Yenerler, Lukas Podolski, İrfan Can Kahveci, Celil Nalçakan, Olgun Toker, Yusuf Çim, Bedirhan Soral, Ahmet Dursun ve İbrahim Yattara gibi ünlü isimler ve futbolculardan oluşan 24 kişilik grup, adidas Uncancelled Cup futbol turnuvasında karşı karşıya geldiler. Canlı maçlar turnuvanın fikstürü ve karşılaşmayla ilgili tüm detaylar acunn.com/ uncancelledcup web sitesinden takip edilebildi.

Türk Telekom’dan ev yapımı reklam filmi
Türkiye’den de salgının ülkemizde görüldüğü ilk günlerden itibaren evde kalmaya dikkat çeken ve evde üretilen reklam filmlerine örnekler gördük. Türk Telekom da bu örnekler arasında yer alan markalardan biri oldu ve herkesi evde kalmaya davet ettiği ve evde çekilen reklam filmiyle dikkatleri çekti. Reklamın başrolünde Türk Telekom’un yeni yüzü Kenan İmirzalıoğlu yer aldı. Kenan İmirzalıoğlu, filmde Türk Telekom saha çalışanlarına teşekkür ederken bugünlerin en büyük kahramanlarını da unutmayıp tüm sağlık çalışanlarına, Türk Telekom ve kendi adına minnettarlığını sundu.

Vestel’den samimi bir kutlama


Vestel, pandemi sürecinde de bayram coşkusunu yaşatmak için samimi bir reklam filmine imza attı. Reklam filmi için Fotoğrafçı Emre Güven Serkan Şedele, Serkan Şedele’nin eşi Mahizer ve çiftin kızları Leyla’nın fotoğraflarını çekti, çekilen 20 bin fotoğraf, stop motion tekniğiyle bir araya getirilerek ev yapımı farklı ve bir o kadar da sıcak bir reklam filmi ortaya çıkarıldı.

Evde kalması mümkün olmayanlar için…


#Evdekal kampanyasının başladığı günlerde evde kalması mümkün olmayan markalar da vardı, Opet gibi… Opet tarafından bakıldığında teşekkür etmemiz gerekenler arasında evde rahatça oturmamızı sağlayan kuryeler de vardı. Blab da reklam setlerinin kurulamadığı bir ortamda bu teşekkür için sıra dışı bir çekim yaptı. Bir kuryenin kaskına go-pro yerleştirdi ve kuryeyi kameramanlarının bulunduğu sokaklardan geçerken görüntüledi.Görüntüler Zoom ortamında film haline getirildi. Cem Yılmaz’ın seslendirdiği film ile “kuryeler için kapınıza bir teşekkür notu koyun” çağrısı tüm Türkiye’de karşılık buldu.

Biraz daha akılcı, biraz daha merhametli…
Bu defa tek bir bölgede yaşanan bir iç savaşa şahitlik edip vah vah demedik, sadece kendi ülkemizde yaşanan ve dünyanın normal bir şekilde aktığı bir hayatta değiliz. Dünyanın neresine gidersek gidelim (tabii şu an için bu pek mümkün olmasa da) sağlığımız tehlikede. Üstelik bu sorunun henüz bir çaresi olmadığı gibi alabileceğimiz tek önlem ise hayatımızı izole etmek… Zaten teknoloji ve dijital dünya insanı yalnızlaştırıyor mu soruları bir süredir gündemimizdeyken bir de pandeminin getirdiği yeni yaşam biçimine adapte olmaya çalışıyoruz. Ve bu süreçte görüyoruz ki daha çok “online” olmak istiyoruz, daha çok okumak, daha çok izlemek, daha çok yazmak, daha çok yalnız olmadığımızı bilmeye ihtiyacımız var belki de…

İçeriğin son derece önem kazandığı bu dönemde Conor Cruise O’Brien’in şu sözleri aklıma geliyor:

Kendi entelektüel faaliyetlerimin işleri daha kötü, daha tehlikeli hale getirmesini değil; hiç olmazsa bir dereceye kadar birazcık daha iyi, biraz daha açık, biraz daha akılcı, hatta biraz daha merhametli hale getirmesine yardımcı olmasını isterim…”

Peki sizce bu süreçte ürettiğimiz içerikler ne kadar yardımcı oldu, ilham verdi, sağduyulu olmaya davet etti? İçeriklerimizin değişimi sadece niceliksel miydi; yoksa nitelik açısından da farklılıklar oldu mu?

Şimdi sözü medya, reklam ve pazarlama iletişimi dünyasının uzman isimlerine bırakalım: Yeni dünyada siz içeriğinizi nasıl alırsınız?

Bu yazı, ilk olarak Campaign Türkiye 99. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.