Sağlıklı ve sürdürülebilir bir dünya mümkün!

Philips Orta Doğu ve Türkiye Marka ve İletişim Direktörü Rengin Erdinç: “Sağlık hizmetlerinin dijitalleşmesi, sağlıklı yaşamdan önlem almaya, erken teşhisten tedaviye ve evde bakıma kadar sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesini sağlarken, bir yandan da çevresel ayak izini azaltarak kaliteli bakıma erişimi genişletiyor.”

Dünyada 130, Türkiye’de 90 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren lider bir sağlık teknolojileri şirketi olarak sürdürülebilirliği, tüm iş süreçlerimizin merkezinde konumlandırıyoruz. Gezegenimizin kapasitesi ve insanlığın gelişimi için ‘sürdürülebilirlik’ en kritik konu. Yeşil ve döngüsel hedeflerimize ulaşmak için sürdürülebilirliği, inovasyon süreçlerimize dahil ediyoruz. Hem kişisel sağlık hem de sağlık sistemleri alanında enerji verimliliği, ambalaj, döngüsel tasarım ve zararlı maddeler konularında çevresel iyileştirme sağlayan yeşil ürünler sunuyoruz. Amacımız dünyayı daha ‘sağlıklı’ ve ‘sürdürülebilir’ bir hale getirmek. Gezegenimize ve toplumumuza karşı sorumluluklarımızın bilinciyle hayata geçirdiğimiz ‘Sağlıklı İnsan, Sürdürülebilir Gezegen 2016-2020’ programımızı başarıyla tamamlayarak, operasyonlarında karbon nötr hale gelen dünyadaki ilk sağlık teknolojileri şirketlerinden biri olduk. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ile uyumlu olarak 2025 sürdürülebilirlik hedeflerimizi belirledik.

Enerjinin sürdürülebilir bir şekilde kullanımı, sağlık sisteminin karbondan arındırılması için en önemli etken. Sürdürülebilirlik sağlık sistemine erişmek için tüm süreçlerimizi döngüsel model üzerine kurguluyoruz. Döngüsel Ekonomiyi Hızlandırma Platformu’nda (PACE), küresel eylem gündemlerini belirlemede ve döngüsel düşünmeyle çalışma biçimlerini uygulamak için değişimi yönlendirmede öncü bir rol oynuyoruz. 

 

 2025 sürdürülebilirlik hedeflerimizi üç ana başlıkta yürütüyoruz:

Çevresel: İklim değişikliğinin hayatımıza etkisi çok büyük. 2025 yılına kadar ürünlerimizin enerji verimliliğini arttırarak CO2 emisyonunu azaltmak, yeni ürünlerin %100’ünün Philips EcoDesign’a uygun olması (AB Çevreci tasarım yönergesine istinaden), operasyonel atıklarımızın %95’ini geri dönüştürmek, gelirlerimizin %25’ini döngüsel ürün ve çözümlerden elde etmek başlıca hedeflerimiz arasında yer alıyor. Toprağa sıfır atık gönderme ve operasyonlarımızı %100 yenilenebilir enerjiden sağlama hedeflerimize, 2025 yılından önce ulaşmayı başardık. Küresel boyutta bir etki yaratmak için hem kamu hem de özel sektörde yer alan tüm paydaşlarımızla güçlerimizi birleştirmek istiyoruz.

Sosyal: 2030 yılına kadar yılda 2,5 milyar insanın hayatını iyileştirmeyi hedefliyoruz. 2022 yılı 3. çeyrek sonu itibarıyla Orta Doğu, Türkiye ve Afrika’da 99.5 milyon kişinin hayatını iyileştirdik. Bunun yanı sıra, çalışanlarımıza iş yerinde adil ve kapsayıcı bir ortam sunuyoruz. ‘Sağlıklı İnsan, Sürdürülebilir Gezegen’ programımızın hedefleri doğrultusunda, üst düzey liderlik pozisyonlarındaki cinsiyet çeşitliliğinde 2020 sonunda %27’lik bir orana ulaşarak, belirlediğimiz hedef olan %25’i aştık. Üst düzey pozisyonlarda da kadın liderlik oranımızı 2025 yılı sonuna kadar %35’e çıkarmayı hedefliyoruz. Philips Türkiye’de yönetim ekibimizin %88’ini, yöneticilerimizin %48’ini ve çalışanlarımızın da %43’ünü kadın çalışanlarımız oluşturuyor. 

Yönetim: Plan, eylem ve raporlarımızı oldukça şeffaf bir şekilde kayıt altında tutarak, tüm çevresel, sosyal ve yönetim verileri en üst düzey firmalar tarafından denetliyoruz.

Sağlık hizmetlerinin dijitalleşmesi, sağlıklı yaşamdan önlem almaya, erken teşhisten tedaviye ve evde bakıma kadar sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesini sağlarken, bir yandan da çevresel ayak izini azaltarak kaliteli bakıma erişimi genişletiyor.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Dünya Bankası verilerine göre; 3.5 milyar insan, yani dünya nüfusunun yarısının ihtiyaçları olan sağlık hizmetlerine erişimi kısıtlı ya da yok. Sağlık hizmetlerinin dijitalleşmesi, sağlıklı yaşamdan önlem almaya, erken teşhisten tedaviye ve evde bakıma kadar sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesini sağlarken, bir yandan da çevresel ayak izini azaltarak kaliteli bakıma erişimi genişletiyor. 

Sağlıkta dijitalleşme, birçok etkiyi de beraberinde getiriyor. Dijital çözümler, gelişmiş iş akışı, ilk seferde doğru erken teşhis olanağı ve verilerin paylaşımı sayesinde sağlık sistemlerinde oluşabilecek israfı engelleyerek, kaynakların daha verimli kullanılmasını sağlıyor. Sistemlerin buluta geçmesiyle %93 enerji tasarrufu elde ediliyor. Sanal bakımı destekleyen dijital çözümler, kaynakların yoğun olarak kullanıldığı klinik ortamlardan ağ bağlantılı, düşük maliyetli ve evde bakıma geçilmesini sağlıyor. Kaynaklar daha verimli kullanırken ekipmanları da iyileştirebiliyor. Öte yandan dijitalleşme, mekânsız tıbba geçişi tetiklerken minimum kaynakla maksimum değer sağlayarak döngüsel ekonominin temelini oluşturuyor.

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin Sürdürülebilirlik Özel sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.