Reklam kokmayan animasyon reklamlar

Şu anda reklamda kullanılan animasyonlar daha çok reel görüntülerin tamamlayıcısı ya da eki olarak kullanılıyor ve bu anlamda çok başarılı işler var; ancak benim görüşüme göre reklamda animasyon kullanımında yeni açılımlar olacak.

Örneğin TV, internet ya da dergi ortamında popülerleşmiş Türk çizgi kahramanlarını ya da çizgi dizilerini başlı başına bir ürünün reklam unsuru olarak kullanmak mümkün. Bunun yabancı örnekleri olmasına rağmen henüz yerli uygulamalar yaygın değil. Mesela “Snoopy” şu anda reklamlarda en son boy gösteren yabancı çizgi kahramanlardan bir tanesi. Bunun gibi çok başarılı animasyon serileri ve reklama hizmet eden webisode’lar oluşturulabilir.

Mizah – mesaj dengesi

Elbette animasyon serileri oluşturulurken mizah yine en etkili araçlardan biri olacak. Ancak mizahın reklamı yapılan ürünün işlevsel mesajını öldürmemesi gerektiği gibi, ürünün mesajının da yapılan mizahı öldürmemesi gerekir. Bu öteden beri, müşteriler ile yaratıcı ajanslar arasında süregelen bir denge savaşı. Dengenin ucu bozulduğunda doğal olarak reklamın tadı kaçıyor. Reklam kokmayan animasyon reklamlar için bunun şart olduğunu düşünüyorum.

“Reklamda animasyon kullanımı” denince hemen aklımıza reklam kuşaklarında kullanılan animasyonlar geliyor.  Dünya televizyonlarında çizgi film sürelerinin şu anda nasıl büyük rakamlara ulaştığını tahmin edebiliriz.

Hatta 1992’de Hürriyet gazetesinde çıkan bir haber, günümüzü müjdeliyordu: “Tüm veriler gösteriyor ki, çizgi film 2000 yılının egemen sanat dalı olacak. Çizgi filmlere talep hızla artıyor. Avrupa televizyonlarında çizgi film süreleri 1992’de toplam 29.200 saate fırladı. Artık, bilgisayar tekniğine dayanan bu sanat dalı, 21’inci yüzyılda öyle bir egemenlik kuracak ki, kimse eline fırça almayacak. Bilgisayar fırçanın rötuşlarını, tuşlara taşıyacak.”

Peki Türkiye’de durum nedir? Çocuklara yönelik çizgi  diziler TRT Çocuk önderliğinde ekranlarda yer almaya başladı. Ya yetişkinlere yönelik çizgi film? Bir tane: Star TV’nin öncü anlayışı ile başlatılan “Fırıldak Ailesi” adlı haftalık animasyon dizi.

Çizgi dizilerde reklam

Fırıldak Ailesi ile birlikte normal dizilerin dışında, yetişkinler için yapılan bir çizgi dizinin içine yapılan ürün yerleştirme ya da senaryo entegrasyonunda da başarılı örnekler oluşturulabildiğini gördük; ki çizgi dizi, normal bir diziye göre reklam uygulamalarında çok daha esnek açılımlara ve farklı uygulamalara elverişli bir ortam oluşturabiliyor.

TV’de yer alan çizgi dizilerin webisode’ları ya da sıfırdan çizgi film webisode’ları oluşturulmasıyla web ortamında çok verimli reklam uygulamalarının başlayacağına tanık olabileceğiz. Bu konuda internetin şu anda TV’den daha özgür bir platform olduğu gerçeği göz önünde bulundurulursa; bu konuda çok dikkatli olunması gerektiği açık… Bahsedilen denge unsuru bozulduğu anda ürün yerleştirmenin ya da senaryo entegrasyonun hedef kitleye itici gelmesi büyük olasılık.

Kestirme yol, webisode’ların sponsorlu olmasından geçiyor. Sponsorlu ve yapılan içeriğe fazla müdahale etmeden oluşturulan animasyon dizilerin oldukça eğlenceli ve yaygın olacağını tahmin edebiliriz. Diğer yol ise “denge” unsurunu çok hassas şekilde gözetmek: Yani reklam kokmayan reklam animasyonları.

Markalar için animasyon

Görüyoruz ki internet ortamında milyonlar düzeyinde izlenen Türk animasyon örnekleri var. Hepsi de mizah ağırlıklı. “Şu anda başarılı bir webisode’umuz yok” cümlesi yaygın olarak kullanılıyor. Aslında denilmek istenen: “Bir markayı temsil eden başarılı webisode örneğimiz yok.” Yoksa şu ana kadar internette, “Noel Dayı” ve “Koca Kafalar” gibi milyonlar düzeyinde izlenen Türk webisode’ları var ve bunların hemen hemen hepsi animasyon.

Markalara ait dijital video içerikler konusunda animasyonu son derece önemsiyorum. Bu konuda harika içerikler oluşturulma potansiyeli var. Kısa ve vurucu animasyonların izleyicide yarattığı takıntı faktörü ve virüs gibi yayılan videolar: Viral videolar! Webisode’lar!  Bu konuda kendi platformlarını oluşturmak isteyen markaların, internetin “ucuzcu” büyüsüne kendilerini kaptırmamaları doğru olacaktır. Bunun çok ciddi bir konu olduğunu düşünüyorum.

Taşın altına elini sokmak

Taşın altına elini sokması istenenlerinin sadece “yetenekli gençler” olması beklenirse, daha çok beklenir. Asıl taşın altına elini sokacak olan, bu işe yatırımı yapacak olandır. Riski almak zorundasınız. Olan TV içeriğini yayınlayarak güvenli limanlarda dolaştığınızı zannedebilirsiniz ama belki de çok büyük bir riski de beraberinde getirmiş oluyorsunuz. Sonra “Aaa! Bu iPhone da nerden çıktı?!! Piyasada tekel olan tüm telefon çeşitlerimizi silip attı!” gerçeğiyle yüz yüze kalabilirsiniz.

Şu anda markaların yaratıcı animasyon içerikler üretebilecek birçok kişi ya da firma ile birlikteliğe gitmeleri mümkün. Ancak Web 1.0 zamanından kalma yöntemlerle hareket edilirse onları yine küstüreceğimiz kesin.  Bu durumda bu içerik üreticilerinin işlerini bağımsız platformlarda sürdürmek istemeleri doğal karşılanmalı. Mesela birçoğu direkt olarak Apple Store, GoogleStore, iTunes, YouTube Channel vs. gibi platformlarla anlaşma sağlarsa bunu artık şaşkınlıkla karşılayamayız.

2003’ten beri gelişim yok

2003 senesinde “Delete Extra” markası için bir web animasyonu tasarlandı. Daha sonra izleyiciler fotoğraflarını gönderip, bu animasyonun başkahramanı haline getirildi. Yani Türkiye’de yapılan ilk interaktif web animasyon örneği. Yıllar sonra buna benzer bir uygulamayı başka bir marka için, daha ancak uygulayabildiklerine tanık olduk. Yani bu konudaki yaratıcı gelişim oldukça yavaş konumda. Web 1.0 zamanında yapılan yaratıcı uygulamaları şu anda pişirip pişirip yeni bir şey gibi sunmak akıllıca işler değil gibi…

Varol Yaşaroğlu / Grafi2000 Kurucusu

Bu yazı Campaign Türkiye’nin Haziran 2013 sayısında yayınlanmıştır.

 

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.