Oyun ile gerçek karışabilir

Bilgisayarda oyun oynamak bir hobi haline geldiğinde; teknoloji ile tanışmak, hoş vakit geçirmek, odaklanma ve ayrıntıları fark etme nedeniyle görsel algının gelişmesi, analitik düşünme becerisi kazanmak gibi hayata geçirilebilen özellikler kazandırıyor ve sosyal anlamda arkadaşlarla bir paylaşım alanı da açıyor. Burada unutmayalım ki arada bir en fazla 1-2 saatin ayrıldığı durumu hobi olarak adlandırabiliriz. Ancak bu oyunlardaki insan doğasında bulunan bağımlılık yatkınlığına çok uygun olan ödül, kazanma, rekabet veya kaybetse de tekrar oynama şansı, kötü bir şey olsa da gerçek hayatta bir şey olmaması gibi etkenler kolay bağımlılık haline gelmesini sağlıyor.

Oyun içindeki gerçeklik normal gerçekliğe uygun değildir. Bu yüzden oyun bağımlısı olan çocuklar ve gençlerde sosyal hayattaki gerçekliğe uyum sağlama ve algılama problemi gözlemliyoruz; sorumlulukları ciddiye almama ya da sosyal ve toplumsal olaylara duyarsızlık gibi örnekler verebiliriz. Bunun dışında kendini ifade etme, duygularını anlatabilme ve empati kurmada da kısıtlanmışlıklar fark ediliyor. Gezmek, yemek yemek, uyumak, spor yapmak, sosyal aktivitelerde bulunmak, ders çalışmak, arkadaşlarla görüşmek ve aile ile birlikte bir şey yapmak yerine oyun oynamak tercih edilir hâle geldi. 

Ayrıca küçük çocuklarda uzun süre oyun oynamanın epileptik nöbetleri tetiklediği bilimsel olarak saptanmış durumda. Dikkat dağınıklığı ve odaklanma güçlüğü, sadece ders ya da bir iş yaparken zorluk yaratmakla kalmıyor, kişinin bir konuşmayı bile takip etmesi zorlaşıyor hatta kendisi bir şey anlatırken bile akıcı bir konuşma yapamaz hale geliyor. Bu neden mi oluyor? Artık her şey parmaklarının ucunda, konu her ne olursa olsun hemen gerçekleşmeli, kısa sürede çabuk sonuç bekleniyor ve alışkanlık bunu gerektiriyor ancak hayat öyle değil.  

Tabii her şey bu halde devam ederken daha da çok oyunla mutlu olmaya dönülüyor. Asosyallik artıyor çünkü sosyal beceri azalıyor, artık neden-sonuç ilişkisi giderek karışmaya başlıyor.

Çocuğun oyun oynama materyali çağa göre şekil değiştirir ve günümüz dünyasındaki oyuncak bu. Ebeveyn en başta oyun oynama saatlerini kısıtlayıcı, çocuğa iyi ve verimli vakit geçireceği alternatifi oluşturduğu zaman bu tür bir bağımlılığın önüne geçilebilir. Ayrıca oynanılan oyunun türü de kontrol edilmelidir. Oyun bir kimliğe girme ya da şiddet içeriyorsa çok daha dikkatli olunmalı. Sistemli bir duyarsızlık yaratan bu oyunlar, şiddet eğilimini tetikleyip empati yeteneğini de gittikçe azaltabilir. Çocuk gerçek dünyayı da oyundaki gerçeklik gibi algılamaya başlayabilir.

Her fırsatta oyun oynamak aklına geliyorsa o insan bağımlıdır. Bağımlılığı geçirmek için onun yerine cazip ve eğlenceli şeyler koymak gerekir. Zamanla oyuna ayrılan vaktin bunlarla yer değiştirdiği görülecektir.

Nüket Diner

Klinik Psikolog

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 115. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.