Oynat, yine oynat, yeniden oynat

Çoğu Grand Prix kazananı için yaratıcılık ve orijinallik harmanı genellikle kusursuz oluyor. Ama Tina Ly’ye göre bu sene durum biraz farklıydı.

2015 Cannes Lions Grand Prix kazananlarını gördüğüm zaman aklımdan geçen ilk düşünce “Yine mi bu?” oldu. Daha sonra da belki fark etmeden Doc’un makinesiyle Marty McFly gibi geleceğe döndüğümü düşündüm. Marty, 21 Ekim 2015’te gelecek olmasına rağmen sanki gelmiş gibi hissettirdi veya ben geçmişe gittim ve geri geldim, ama yine Marty kış gelmeden geliyor. JCVD’li Volvo Trucks, #LikeAGirl ve ALS Ice Bucket Challenge Grand Prix Effectiveness, Grand Prix PR ve Grand Prix for Good ile ödüllendirildiği zaman “déjà vu”nun etkisi çok güçlüydü. Bu kampanyalar medyada geçen sene yer kaplamışlardı. Bu, bu kampanyalardan sonra yeterli orijinalliğe ve yaratıcılığa meydan okuyacak başka kampanyalar çıkmadığı anlamına mı geliyor? Ya da belki medyanın aşırı tüketimi bu kampanyaları benim için “eski” yaptı ama aslında o kadar eski değiller. Doc’u bulmalıyım…

Neyse, nasılsa birileri Grand Prix kazananlarının kampanyalarını görünce Inside Out filmindeki gibi oldu: Joy ve Sadness karışımı. Joy bakış açısı: Grand Prix kazananlarının ana konusu kadınlardı. Sadness bakış açısı: Kadınlarla ilgili konuların bazılarının öneminin vurgulanmasına hala çok büyük ihtiyaç var.

Kazanan: Stereotipleri kır

2015 Grand Prix kazananları arasında stereotipleri kırabilen ve cinsiyet eşitliğini destekleyenin sadece yeni Glass Lion olmadığını fark ettim. #LikeAGirl, This Girl Can ve I Will What I Want kampanyaları sırasıyla Grand Prix PR, Grand Prix Health ve Grand Prix Cyber ödüllerini kazandılar. Kadınlarla ilgili, hepimizde olan, stereotipleri kırmak bu kampanyaların ortak mesajıydı. Özetlersek, hepimiz ne yapmak istersek yapabiliriz ve etrafta dolanan laflara takılmamalıyız. Söylemesi kolay, uygulaması zor, ama kendine meydan oku ve sadece dene!

İsimlendirilmemesi ama konuşulması gereken şeyler

Touch the Pickle ve Intimate Words… Kadın tabularını aşmayı hedefleyen kampanyalar.

İşleri daha hızlandıracak bir büyü veya iksir olmadığı için sağduyu kazanına kendimiz bir tutam cesaret, biraz yaratıcılık ekleyip sıkı çalışmayla süsleyerek yeni bir şey icat etmeliyiz. Bazı ajansların konuştuğu şey bu. ‘Intimate Words’ ve ‘Touch the Pickle’ kampanyaları Grand Prix Health & Wellness ve yeni Grand Prix Glass ile ödüllendirildiler. İlk kampanya kadınlara yardım amaçlı, tabulaşan kadın bölgelerini anlatan kelimeler yarattı; o kadar tabulaşmış bir alan ki onu konuşmak için hiçbir kelime (!) var olmamış. İkinci kampanya ise kadınlara, regl tabusunu yıkmak için her günü sıradan bir günmüş gibi yaşamalarını söylüyor.

İnanılmaz Türkiye

Vodafone Kırmızı Işık Uygulaması Grand Prix Medya ödülünü kazandı. Aile içi şiddet gibi kötü bir konu için – özellikle Türklerin dünyadaki en az münferit insanlar olduğunu düşünürsek – güzelce uygulanmış bir kampanya.

Aslanlar 1; Dinozorlar 3

Jurassic World… Yüksek topuklularıyla çamurda bile koşabilen Claire karakteri dikkatleri üstüne çekti.

Bir adım atıldığı zaman bir yarış geriye doğru kazanılır. Nasıl mı? Stereotiplerin sonunu destekleyen harika kampanyalara sahip olduğunuz zaman aynı zamanda Jurassic World gibi kadın stereotiplerin işlendiği (beyinsiz bir çocuk bakıcısı, aile karşıtı, çamurlu topraklarda yüksek topuklularıyla koşabilen bir iş kadını ve mızmızlanan bir anne) gişe rekorları kıran bir filme de sahip olursunuz; sanki sürekli geçmişin Geleceğe Dönüş’ü içerisindeymişiz gibi. Önümüzdeki senenin başlıklarının da aynı olup olmayacağını göreceğiz.

Tina Ly

Freelance Consultant

@akatinatuna

Bu yazı, Campaign Türkiye’nin Temmuz 2015 sayısında yayımlanmıştır.

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.