Öncelik, ana iş modelini dönüştürmek

Madd Entertainment, Ay Yapım ve MEDYAPIM’ın ortak olduğu bir içerik dağıtım şirketi. Ana faaliyet alanımız, bu iki yapım şirketinin ürettiği dizi içeriğini yurt dışında pazarlamak, yurt dışı yapım ve yayıncı şirketler ile farklı iş birliği modelleri (co-production, co development gibi…) geliştirmek. Türk dizilerinin yurt dışı başarısını hepimiz biliyoruz. Bu şöhret artık Türk yapım şirketlerini de global medya pazarında odak haline getirmeye başladı. Ürettiğimiz dizilerin prodüksiyon değerlerinin yüksekliği, üretme süresi ve maliyetindeki başarımız ve en önemlisi hikaye anlatmadaki farkımız bu konuda bizi ayrıştırıyor. Diğer yandan değişen TV izleme alışkanlıkları; içeriğin türünü, süresini, dağıtım şeklini ve en önemlisi de fonlanma şeklini değiştiriyor. Türkiye henüz bu gelişmelerin başında ama elinde asset’ı olan (Türk dizisi) gelişmiş bir üretim gücüne sahip. Bizim amacımız bu değerli pozisyonu, başarılı iş modellerine çevirmek.

Doğru medya ekonomisi, reklam – üyelik – lisans (dağıtım) gelirlerinin dengeli olması olarak tarif edilir. Türkiye’de medya gruplarının çoğunda bu gelir modellerinden bir ya da ikisi var. Üçlü sisteme sahip olan şirketler, ayağını yere daha sağlam basar ve dalgalanan piyasalarda güçlü duruş sergiler. Geç olsa da bu durumun pandemi sayesinde fark edildiğini görmekteyim.  Yine de şanslı sayılırız. Kendi asset’ı olan ve dünyada da para eden bir formülü var ülke medyasının. Türk dizisinden bahsediyorum. Bana göre Türkiye’nin bugüne kadar ürettiği en iyi ürün. Hem içeride en az 50 milyon izleyicisi var hem de yurt dışında 500 milyon… Bu erişime ya da satış rakamına ulaşan başka bir ürünümüz olduğunu sanmıyorum.

Beğensek de beğenmesek de ortada müthiş bir başarı hikayesi var ama başaramadığımız bir şey var; içeriği, değişen izleyici alışkanlıklarına paralel ve günün teknolojik şartları içerisinde sunamıyoruz hala. Aslında Puhu bu işi denedi ama onun yolculuğu da yarım kaldı. Kod adı TurkFLIX diyelim. Hala bu fırsat ortada duruyor. Şimdi bu dururken biz dijital anlamda daha “niche” eksenlerde yatırımlar yapıyoruz. Genel kural mass’de başarılı olmadan niche’de başarı zordur. Dolayısıyla ana işimizi dönüştürmeden başka medya alanları dönüştürme fikirleri için biraz erken diye düşünüyorum.

Türk dizilerinin yurt dışı pazarındaki gelişmelere dönersek, evet tüm dünya evde kaldık ve izlenmeler arttı ancak dünyada Türk dizilerinin yayınlayan mecraların tamamına yakını reklam gelir modeline dayalı free TV kanalları, ve pandemi ekonomik açıdan onları negatif etkiledi. Dolayısıyla zaten kendi yayın akışında Türk dizisine çok yer veren kanallar, eskisi kadar dizi alamadı ya da fiyatları düşürdüler ancak yayın akışında daha çok kendi yerli yapımlarına yer veren kanallar ise hem COVID-19 şartlarından üretim yapamadı hem de ekonomik açıdan yerli üretim onlara pahalı geldi. İşte bizim için fırsat burada idi. Örneğin; İspanya’da bu sebeple ana kanallarda prime time’da Türk dizisi yayınlanmaya başladı. Bu deney müthiş bir başarıyla sonuçlandı. Şimdi Türk dizisinin İspanya ana kanallarında artık kalıcı bir yeri var. Bu örneğe Meksika, İtalya, Fransa ve Brezilya’yı da ekleyebiliriz. Özetle pandemi, mevcut pazarlarda küçülme yaratırken bazı önemli pazarlara da girmemizi sağladı. Yeni girilen pazarların ekonomilerinin büyük olması sektöre çok olumlu yansıyacaktır. 

TV izleme alışkanlığını değiştiren esas unsur, TV içeriğinin iletim şeklinin değişmesi; yani uydudan internete geçiş. Bu sayede iş modeli değişti. TV içeriği reklamveren açısından hedeflenebilir oldu ya da izleyici reklamsız üyelik modeli ile tanıştı. Yayın akışı mantığı kalmadı, her izleyici kendi akışında izledi. Mekandan da bağımsızlaştı ve adına Netflix etkisi dediğimiz değişim süreci başladı. Geçen süre içerisinde öğrendiğimiz en önemli ders, Geleneksel TV yayıncılığı ölmedi ama gelir modeli çok yara aldı. Hatta toplam TV izleme süresi arttı. TV dediğimize artık toplam video demeye başladık. Bu değişime iyi cevap vermek için, global medya şirketleri güçlerini birleştirdi; satın almalar ile büyüdüler ve pandeminin de etkisiyle hızlarını artırarak birbiri ardına yeni ürünlerini (OTT) pazara sunmaya başladılar. Bugün artık sadece Netflix yok. Çok sert bir rekabet seyredeceğiz. Amerika’da bu rekabet çoktan başladı, Türkiye’nin önünde ise henüz birkaç sene daha var. 

Amerika’nın ardından hızla dünyaya yayılmayı planlayan bu dijital platformların en önemli ikinci pazarları Latin Amerika oldu. Yukarıdaki uzun girizgahı bu son cümle için yaptım. İşte burada bize yeni bir fırsat çıktı. Türk dizisinin bugün bir numaralı pazarı Latin Amerika ve Latin Amerika’nın medyasıyla kurulmuş müthiş bir ilişki ağımız var. Şimdi adını veremeyeceğim ama hepimizin bildiği bir global dijital platform, ilk defa Türk dizisini Latin Amerika’da İspanyolca ve Portekizce dublajlı olarak ürün teklifine ekledi. Yani artık Türk dizisi, Latin Amerika izleyicisinin istediği zaman, istediği ekranda on demand karşısında olacak. Madd Entertainment olarak bu anlaşmayı yapan tek firma olmaktan gurur duyuyoruz. İşte şimdi bu anlaşma ile Türk dizisi için yavaşlayan free TV pazarının maddi etkisini yok edecek hatta üzerine koyacak bir iş modeli kurmuş olduk. Umarım devamı gelir ve medyanın bu büyüyen dijital pazarında Türk dizisi yeni bölgeler ekleyerek güçlenmeye devam eder.

Son bahsetmek istediğim konu co-production. Yine dijital platformların hayatımıza girmesiyle türeyen medyadaki üretim modellerinden biri. Artık bir coğrafyada üretilen bir dizinin kaderi, dijital platformlar sayesinde tüm dünyaya yayılabiliyor. Bu da projenin altına imza atacak yayıncı ve/veya yapımcı sayısını artırıyor. Örneğin; Türkiye’de üreteceğiniz bir diziye, bir Latin Amerika OTT’si ve MENA Free TV kanalı yapım ortağı oluyor. Herkes kendi bölgesinde yayın haklarının sahibi iken, dizinin diğer gelirleri ortaklar arasında paylaşılıyor. Yakın gelecekte ülkemizde ana kanalda yayınlanacak bir dizinin ertesi gün Netflix’te ya da Disney+’ta ve tüm dünyada yayınlanması gibi örneklere rastlayacağımızı düşünüyorum. Free TV’lerin reklam gelirini kaybetmesi, dizileri fonlama güçlerini düşürecek ve bunun gibi alternatif co-production modelleri ortaya çıkacaktır. Biz bunun bir örneğini Viacom ile Şahsiyet dizisinin Meksika versiyonu için yaptık. Şimdi bu dizi Latin Amerika’da HBO Max’te yayınlanacak.

Medya, anlaşılacağı üzere biraz karışık ama çok heyecanlı bir hale dönüşüyor. Yukarıda konuştuklarımız, işin video kısmı. Ses kısmında devrim zaten daha önce oldu. Bütün bu ekosistem kocaman bir dönüşüm hikayesi ve içinde hala müthiş fırsatlar barındırıyor.

Ateş İnce

Madd Entertainment Genel Müdürü

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 111. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.