Olimpiyat branşı haline gelebilir

Türkiye oyun sektörü, sınırları aşmış durumda; ülkemizden birçok oyun şirketi unicorn dediğimiz 1 milyar dolar değerlemenin üzerine çıktı ve uluslararası yatırımlar aldı (sıra bizde). Amerika ve dünya oyunlar top listelerinde ilk 10’da 3 Türk yapımı oyun var. Dahasını yapabilmek için beyin göçünü acil durdurmalı, oyun bakanlığı kurmalı, bu bilinç hızla halka ulaştırmalı ve eğitimciler ne yapıp etmeli oyunu daha fazla ciddiye alarak okul yaşamının içine almalı.

Bu dönemde iş yoğunluğumuz iki katına çıktı. Alışveriş artışının yanında oyuncularda ilgi arayışı, konuşma/sohbet isteği ve daha kısa işlem süreleri isteği gözlemledik. Canlı desteğimizle sadece konuşmak, kendini duyurmak isteyen kullanıcılarımız da geldi. 

Yeni yayıncıların (streamer) sayısı da neredeyse aynı oranda ikiye katlandı. Herkes konuşmak, anlatmak istiyor ve bunu yaparken de para kazanmak istiyor. Düşününce hiç fena bir plana benzemiyor.

Kısıtlamaların gevşetilmesinden sonra düşüş oldu ancak eski seviyesinden yine de çok üstte yeni bir yüzeye tutunmuş durumda. Pandemi süreci bizlere yeni deneyimler yaşattı ve çok şey öğretti. Bizim gibi teknolojiyi merkezine koymuş bir şirkette bile pandemi öncesinde uzaktan çalışma çok kısıtlıydı ve hiç uzaktan eğitim almamıştık. Bugün bunlardan çok iyi şekilde yararlanıyoruz, yeni alışkanlıklar kazandık, yeni bağlar oluşturduk. Bu süreç öncesinde oyuncular, oyuna uzak olan diğer aile fertlerinden sık sık eleştiri alıyor ve yer yer kırmızı kart görüyordu.
Evde geçirilen ve bitmek bilmeyen karantina günlerinde bu fertler de oyunları deneyimledi; deneyimleyen birçok kişi “Bu hiç de fena değilmiş.” deyip kendileri de oyuncu oldu. Daha önce eleştirdiği aile bireyine artık daha fazla anlayış gösteriyor ve hatta destek oluyor. Daha çok oyuncu kazandık.

Gaming sektörü donanım sektörüne doğrudan bağlı, işlemcilerin transistör sayısı her iki yılda bir iki katına çıkar, bu da daha hızlı işlemciler, daha iyi grafikler, daha gerçekçi ve daha akışkan oyunlar demek. Yani bugüne kadar mümkün göremediğimiz birçok şeyi birkaç yıl sonrasında görebilmemize neden olacağına, bu da oyunlara bağlı olacağımız anlamına geliyor. Bir öngörü olarak esporun olimpiyatlara branş olarak ekleneceğini düşünüyorum.

Bulunduğumuz konuma bundan tam 17 yıl önce bugün bir internet kafeden geldik; biri ağabeyimin, diğeri benim olan evdeki iki bilgisayarla kurulan bir “internet kafe”den… İzmir, Çiğli’nin ufak bir mahallesinde, ara bir sokakta kocaman bomboş bir dükkandan… Annemin son iki bileziği ile depozitosu ödenen, sadece ilk ayın kirası verilmiş bir “internet kafe”den.

Bugün Türkiye’de sektörümüzün lideriyiz, 40’ın üzerinde çalışanımızla Türk oyuncularına 24 saat hizmet veriyoruz, yakın zamanda oyuncuların dijital öğelerinin yanında fiziksel ürün gereksinimlerini de karşılayacağız ve ByNoGame’i globale açarak Türkiye’nin bir değeri haline getireceğiz. Çok yakın zamanda vegan oldum, kurucumuz ağabeyim Can Kömürcü ve yönetim kadromuz da bize katılarak destekledi. Ekoloji, sağlık ve etik açıdan seçtiğimiz bu kazanımı, İzmir’in kurtuluşunun yıl dönümünde 9 Eylül’de bütün ByNoGame’e yayarak vegan mutfağa geçtik. Bu güzel hareketi kurumsal beslenme uzmanımız ile birlikte bilimin ışığında yapıyoruz; bu tarafı ile de umarım dünyadaki bütün şirketlere bir örnek, bir vizyon katabiliriz. ByNoGame’in bütün ekibi, kullanıcılarımızın mutluluğu için çalışır; bizi onların mutluluğu kadar mutlu eden bir şey yok. Ve son olarak bizi bu yolculukta destekleyen her bireye tek tek teşekkür eder, gözlerinden öperiz.

Murat Kömürcü

ByNoGame CEO’su

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 115. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.