Ofis kavramının yeni anlamı

Sanayi devriminden bu yana belirli mesai saatleri ve belirli mekanlar odağında tanımlanan çalışma hayatı, son yıllarda akıllı telefonlarla birlikte evlere doğru taşmaya başlamıştı. Derken Covid-19 hayatımıza girdi ve evle iş arasındaki sınırlar daha da muğlak hale geldi.

Aradan bir yıl geçti ve “belki bir hafta sonra döneriz” diye sadece gerekli eşyalarımızı alıp çıktığımız ofislerimizi kimi zaman özlemle anar olduk. Hem çalışanlar hem kurumlar için artıları ve eksileriyle gelen bu yeni dönem, gelişmiş bir altyapının, yerleşmiş bir kurum kültürünün, çalışanlara yapılan her türlü yatırımın önemini bir kez daha ortaya çıkardı.

Geçen bir yılın muhasebesi, Ogilvy PR olarak bu süreci hem çalışanlarımız hem müşterilerimiz için hayatı kolaylaştıracak doğru bir yol haritası ile yönettiğimizi gösteriyor. Teknik altyapının adaptasyonunda herhangi bir zorluk yaşamadık, ekip arkadaşlarımızın uzaktan çalışma rutinine alışması için önce hijyen ve uzaktan çalışma eğitimleri verdik. Daha sonra yakın iletişimin korunması için ofis etkinliklerimizi sanal ortama taşıdık, her fırsatta bir araya geldik. Süre. içinde uzaktan da olsa yakın ilişkiyi yürütmek doğal bir akışa oturdu.

Ekip arkadaşlarımız için uzaktan çalışmanın olumlu ve olumsuz yanları bir araya geldi. İşin içinde molalarını kahve sohbeti yerine çamaşır asarak geçirmek de var, sinirleri yıpratan bir trafikle cebelleşmek yerine bilgisayarı kapadığın anda evinin sıcaklığına kavuşmak da… Bu süreçte bize düşen ofiste olduğu gibi uzakta da en konforlu çalışma ortamına sahip olmaları için onlara destek olmaktı ve bu konuda gerekli her adımı attık.

Zaman kontrolünün çalışanların inisiyatifine geçmesi özgüveni, sorumluluk bilincini, inisiyatif alma konusunda istekliliği artıran bir gelişme oldu. Diğer yandan yöneticilerin ekiplerine duyduğu güvenin de aynı oranda arttığını söyleyebiliriz. Sonuçta görüldü ki herkes kendi sorumluluğunu üstlenerek işlerini takip ediyor. Hatta yöneticiler ve ekipleri arasındaki empati ve birbirine destek olma çabası belki daha da artıyor. Aslında bu dönem kurum kültürünün ne kadar içselleştirilmiş olduğunu test etme açısından değerli bir deneyimdi ve Ogilvy PR açısından bunun önemli oranda başarılmış olduğunu görmek en önemli mutluluklarımızdan biri oldu. Artık bir gün pandemi bitecek ve herkes tıpkı eski günlerdeki gibi ofislere dönecek demek pek mümkün değil. Çalışma kültüründe bir eşik aşıldı ve artık hepimiz daha hibrit sistemlerin payının artmasını bekliyoruz. Yeni ortaya çıkacak düzende yüz yüze iletişimin eksikliğinde de ekip ruhunu korumak için ekstra çaba harcamak, ekibe yeni katılanların oryantasyonu ve şirket kültürüne adaptasyonu konusunda yaratıcı çözümler geliştirmek önemli. Ofisler sonuçta tamamen hayatımızdan çıkmayacak. Bu hibrit sistem içinde ofisin cazibesini artırmak konusunda herkesin iyi düşünmesi gerekecek. İçinde sosyalleşme alanları, spor ve etkinlik alanları olan, mesai sonrası bile kalmak isteyeceğiniz ofisler yeni dönemin yükselen değerleriydi zaten. Çıkış noktası, ofise gelenlerin güzel vakit geçirmesiydi belki. Şimdi ise evden çıkıp ofise gelmeyi cazip kılacak şekilde yeniden düşünmek gerekecek. Bu ofisin fiziksel tasarımı kadar birbirini görmek isteyecek, birlikte çalışmak kadar eğlenmeyi de bilecek ekipleri oluşturmayı da önemli kılıyor. Yani belki de iş her zaman dönüp dolaşıp insana dayanıyor.

Gül Altan

Ogilvy İstanbul Head of PR & Influence

 

 

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye’nin 109. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.