Ödünç bir kameradan alınan hayat dersi

Ogilvy&Mather’in global CCO’su Tham Khai Meng, gençliğinde sırt çantasıyla çıktığı Nepal seyahatinde yaşadığı bir deneyimden kreatif iş yaşamı için çıkardığı önemli bir dersi paylaşıyor.

Yıllar boyunca birçok yere gittim, birçok şey gördüm ve deneyimlerimden birçok ders çıkardım. Ama öğrendiğim en değerli tecrübeleri yıllar önce toy bir delikanlı olarak sırt çantamı alarak gittiğim Hindistan ve Nepal’deki gezim sırasında hayatıma kattım. Bir adam bana üç günlüğüne Rolleiflex kamerasını ödünç verdi. Hiçbir sebep yokken… Hiç tanımadığım bir Nepalliydi. Bana sadece güvenmişti.

Bunu birisine anlatsaydım adamın delinin teki olduğunu söylerdi ama bu basit ve önemli bir insani özellik. Eğer bir insana güvenirseniz sıklıkla bu güveninizin karşılığını verir. Buna karşılıklı münasebet denir ve insan ilişkilerini yönetmekteki en temel prensiplerden biridir. Eğer insanlara iyi davranırsanız bu iyiliğin karşılığını kat kat alırsınız; eğer onlara kötü davranırsanız bunun da karşılığını alırsınız. Savaşların kontrolden çıkması da satıcıların size bedava hediyeler vermesi de bu sebepledir.

Bu basit gerçek genel olarak iş hayatımda da, kişisel yaşantımda da beni ayakta tuttu.

Yolculuk virüsü erken yaşlarda kanıma girdi. Bir çocukken, bir kitapta bulduğum 10 Mayıs 1969’da Birleşik Pasifik ve Merkez Pasifik tren yolunun birleştiği Promontory noktasını gösteren fotoğrafa büyülenerek bakardım. Sonuncu “Golden Spike” sürüşünü yaparken çekilmiş bir fotoğraftır bu. Yüzlerce işçi, lokomotifin üstüne oturarak ya da ayakta durarak bulabildikleri her yere yerleşmişler ve adeta insanlardan oluşan bir üzüme benzemektedirler. Bende yoğun bir Amerika’ya gitme arzusu yaratmıştı.

Yerinde duramamak

O zamanlar bunu bilmesem de o fotoğrafta eksik olan bir şeyler vardı: Çinliler. 10 bin Çinli o tren yolunu inşa etmişti ancak o fotoğrafta bulunmalarına izin verilmemişti.

Tüm göçmenler gibi onlar da çok popüler sayılmazlardı. Diğer işçilerin garipsediği özellikleri vardı, banyo yapış şekilleri gibi… Çiçek kokulu suların olduğu varillerin içinde…

Neden? En yakın tepenin ardında daha iyi bir hayat arama ihtiyacı zaman kadar eskidir. Yerinde duramamak, insanın ruhunu tanımlar.

Singapur’da yaşayan Çinli göçmen bir ailenin çocuğu olarak yerinde duramamak benim genlerimde var. Bu genler beni gençken, sanat okumam için önce Central Saint Martins’e ardından sinema okumam için Royal College of Art’a, Londra’ya götürdüler. Yabancı bir ülkede yabancı biri olarak çok göze batarsınız. Sahnenin ışıkları üzerinizde olduğunda performans sergilemeniz gerekir. Yüksekteki telden düşmemek ve başarmak için daha fazla çalışmanız gerekir.

Daha sonra yerinde duramamak genleri beni New York’a getirdi. Tabii ki beni gezmeye iten şey ekonomik sıkıntılar değildi. Ruhumu doyurmalıydım. Yaratıcı kişilerin entelektüel olarak da yerinde duramayan, yorulmayan kişiler olmaları gerekir. Yaratıcılık, risk almayı, hatayı kabullenebilmeyi ve yüzüstü yere düşme cesaretini gösterebilmeyi gerektirir. Yaratıcılar olarak uzak denizlere yelken açmanın zihinsel olarak dengi olan şeyi yapabilmeliyiz. Bu cesaret ister.

Kendi limanınızın dışına çıkmak

New York, entelektüel hacılar için ruhani bir evdir. Sadece burada bulunmak bile canlandırıcı ve neşelendirici bir etkiye sahip. Sadece etrafta dolaşmak ve onu özümsemek bile hayal gücü için adeta bir jimnastiktir.

New York artık benim evim ama burada olmadığım zamanlar dünyanın dört bir köşesinde yaratıcılık dürtüleri arıyorum.

Durgunluğu önlemek için kendi limanımızdan çıkıp uzak yerlerde kendi kendimize meydan okumak hayati önem taşır. Aksi takdirde güvenli bölgemizde, kabuğuna çekilmiş bir kaplumbağa gibi yaşarız. Ve daha önce denildiği gibi, rahatlık bir köle olarak başlar ve daha sonra sizi kölesi yapar.

Ya da başka türlü ifade etmek gerekirse, eğer hayatınızı sadece bir kutuda geçirmişseniz o kutunun sınırlarının dışına çıkamazsınız. Tabii bir kamera değilseniz… Zira o durumda tüm dünyayı küçük bir kutunun içinden yakalamanız gerekmektedir.

Belki de Nepal’deki adam bana bir şeyler anlatmaya çalışıyordu.

Tham Khai Meng- Ogilvy&Mather Global CCO’su

 Bu yazı Campaign Türkiye Aralık 2015 sayısında yer almaktadır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.