O gerçek bir lider: Demet İkiler

Şubat ayında GroupM EMEA Bölgesi’nin başına getirilerek tüm reklam endüstrisine kariyeri boyunca aldığı yolun aslında ne kadar büyüleyici olduğunu gösterdi. İşini hep severek yaptı ve etrafındakilere hep ilham oldu. Şimdi hep birlikte bu başarı öyküsü nasıl başlamış bakalım mı?

GroupM’de Avrupa, Ortadoğu ve Afrika (EMEA) bölgesindeki 27 ülkenin başına getirildi. Global liderler arasında “Women to Watch” (Takip Edilecek Kadın) olarak belirlenen ve Global HERoes Top 100 listesinde yer alan iki Türk kadından biri oldu. 27 ülkenin yöneticiliğini üstleniyor ve 18 milyar dolarlık bir portföyü yönetmeye başlarken 16 bin çalışanın da sorumluluğuna sahip.

Evet, Demet İkiler’den bahsediyoruz.

Reklam dünyasında yer almaya başladığından beri birbirinden başarılı işlere imza atan İkiler, son olarak atandığı yeni pozisyonuyla sadece WPP için değil Türkiye için de büyük bir gurur kaynağı oldu. Son olarak GroupM Avrupa, Ortadoğu ve Afrika bölgesinin başına getirlen İkiler’in başarı merdivenlerini tırmanırken neler yaptığını, nelere öncelik verdiğini, nasıl bir çalışma disiplinine sahip olduğunu hem Campaign Türkiye’nin geçmiş sayılarındaki röportajlarından hem de yakın çevresinden okuyalım bir de…

1993 yılında İstanbul Üniversitesi Ekonomi Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olan İkiler, profesyonel kariyerine yine aynı yıl Ajanstek Reklamcılık’ta medya planlama uzmanı olarak başladı. Ajanstek’teki ilk iş deneyiminden sonra Güzel Sanatlar/ Saaatchi&Saatchi’ye geçti ve burada sırasıyla media executive ve medya müdürü görevlerini üstlendi.

1996 yılında ZenithMedia’ya geçen İkiler, burada da müşteri direktörü, televizyon departmanı müdürü, genel müdür yardımcısı olarak görev aldı.

2000-2011 yılları arasında MindShare Türkiye’nin CEO’su olarak reklam endüstrisinde yerini alan Demet İkiler, 2011 yılından itibaren de GroupM Türkiye CEO’su olarak görev almaya başladı. Başarılarının ardı arkası kesilmeyen İkiler 2013 yılında ise WPP Türkiye Ülke Müdürü olarak karşımıza çıktı ve çalışkan duruşunu bir kez daha tescilledi.

Son olarak bu yılın Şubat ayında GroupM EMEA Bölgesi’nin başına getirilerek tüm reklam endüstrisine kariyeri boyunca aldığı yolun aslında ne kadar büyüleyici olduğunu gösterdi.

22. senede gelen sıra dışı bir pozisyon

Demet İkiler’i ya da WPP’yi takip edenler bilirler: Demet İkiler 2014 yılında WPP Türkiye Ülke Müdürü olarak karşımıza çıkmaya başladı. WPP’de ülke müdürü olmak kulağa son derece hoş gelse de aslında bu görev Demet İkiler’e verildiğinde önünde herhangi bir örnek yoktu. Başarılarından ötürü bir terfi vardı ancak daha önce hiç denenmemiş bir pozisyonda birbirinden farklı sorumluluklarla baş başa kaldı. Göreve getirildiği gün kendisiyle konuştuğumuzda sinerji yaratmanın önemi üzerinde durmuş bu sinerjiyi müşterilerine yansıtabilmeyi ummuştu. Kendisiyle WPP ülke müdürlüğünde geçirdiği bir yıllık süreden sonra yeniden bir araya gelip konuştuğumuzda bakalım neler demiş:

Ben bu göreve atandığımda WPP ülke müdürlüğü her ülkede yerleşmiş ve bulunan bir pozisyon değildi. O zaman Avrupa’da iki ülkede ve bir tane daha bölgede bu pozisyon vardı. Dolayısıyla bu görevin nasıl yorumlanacağı, nasıl hayata geçirileceği ve ne işe yarayacağı aslında o görevi devralan kişinin ve görevi birlikte yapacağı ülkedeki diğer yöneticilerin inisiyatifiyle alakalı. Siz kendinize bir rol biçiyorsunuz ve o rolü ne şekilde hayata geçireceğinizi de kendi geçmiş deneyimlerinize, anlayışınıza ve yaklaşımlarınıza göre yoğuruyorsunuz; ardından sizinle birlikte bu görevin anlamlı bir şekilde hayata geçmesine yardım edecek olan ülkedeki diğer yönetici arkadaşlarınızla birlikte son noktayı koyuyorsunuz. Bu göreve geleli 1,5 yıl oldu ve bu görevi kabul etmekten dolayı çok mutluyum. İlk andan itibaren son derece kabul gördü bu pozisyon. Aslında ülkedeki diğer yönetici arkadaşlar için böyle bir pozisyon bir ihtiyaçmış” diye açıklayan Demet İkiler, sözlerine şöyle devam ediyor:

Nasıl yenilikçi olabiliriz?

İlk toplantımız Mart ayındaydı, her seferinde yoğun bir gündemle toplandık. Gündemimizde bugüne dair konular dışında, WPP’nin uluslararası uzmanlıkları, Türkiye’de var olmayanların Türkiye’ye gelip sunum yapması, ne tip farklı yapılara ihtiyacımız olduğu, rekabetsel avantajlarımızı artırmak için birlikte neler yapabileceğimiz, hangi kaslarımızı güçlendirmemiz gerektiği, hangi uzmanlıkları bünyemize katmamız gerektiği gibi konuları tartıştık. Bunun dışında, müşteri bazında odaklanarak horizontality dediğimiz yaklaşımı nasıl hayata geçirebiliriz, var olan müşterilerimizle olan ilişkilerimizi nasıl sağlamlaştırabiliriz, var olan müşterilerimizle iş olanaklarımızı nasıl geliştirebiliriz ve yeni müşterileri bu yaklaşımla nasıl grubumuza katabiliriz gibi sorular üzerine gidip çok faydalı çalışmalar yaptık ve birçok da iyi netice aldık. Onun dışında, bir Türkiye stratejisi konuşmaya başladık. Grubumuz Türkiye’de önümüzdeki 3 yıl içinde hangi alanlarda daha aktif olmalı, Türkiye’deki ve dünyadaki gelişmelere pazarımızı nasıl yenilikçi olarak entegre edebiliriz ve bu nasıl bir stratejiyle olmalı diye tartıştık.

Önceliğim insanlar. Hayatım boyunca gerek Mindshare’de gerek GroupM’de her zaman harika ekiplerle, birbirimizi anlayarak, paylaşım içinde olarak ve birbirimize karşı kendimizi sorumlu hissederek çalıştık. Bunu samimiyetle söylüyorum, 1,5 senedir WPP ailesinde de bunu hissediyorum. Benim için tabii ki öncelik insan. Bu açıdan bizim ortak aklımıza WPP’nin yöneticileri de çok ciddi katkıda bulunuyorlar.

Ama beni en çok ne heyecanlandırdı diye sorarsanız, bu işin genişletme tarafı olduğunu söyleyebilirim. Bizim bir stratejimiz var. Biz Türkiye’de uluslararası vizyonumuzu, müşteri bağlantılarımızı ve dünyanın en büyük iletişim grubunun üyesi olmanın sağladığı tüm avantajları kullanan ama mutlaka yerel değerlerle büyüyen ve bu piyasaya uygun hale gelen, bunun yanında bu piyasayı ileri götürmek adına üzerine düşeni yapan bir grup olarak kendimizi konumlandırmak istiyoruz. Bu anlamda lokal şirketleri bünyeye dahil etmek, onların kendi DNA’ları ve uzmanlıklarının bize sağlayabileceklerini bünyeye doğru bir şekilde entegre etmek, onun dışında yerel müşteriler üzerinden büyüyebilmek öncelikli hedef lerimiz arasında yer alıyor. Biz Türk müşterilerimize öncelik veriyoruz, bu sadece İstanbul’la da sınırlı kalmasın istiyoruz. Anadolu güç birlikleri oluşturup, burada yeni reklamveren olma döneminde ihtiyaç duyabilecekleri araştırmaları yapıp, daha kompakt yapıları, paketleri oraya götürebilmek gibi stratejilerimiz var. Yani biz, uluslararası bir grup olabiliriz ama Türkiye pazarında, Türk DNA’sını da içimizde çok net bir şekilde barındırarak var olmak istiyoruz. Lokal açılımlar ve lokal büyüme bizim için önemli. Bu strateji aslında bundan sonraki 5 yılı sürükleyebilecek bir yol haritası da sağlıyor size.” Campaign Türkiye, Mayıs 2015

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye 97. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.