Nathalie Gordon: Bütün tavsiyeleri görmezden gel

Uncommon’ın serbest çalışan kreatifi Nathalie Gordon, “Gençlere verdiğimiz tavsiyeler tamamen saçmalıktır” diyor ve kendi tavsiyelerini de dinlememenizi istiyor.

Ben ve bu metin de dahil olmak üzere, herhangi bir konuda ücretsiz tavsiyede bulunan herkes ve her şeyden şüphe duyun. Bu tavsiye bazılarınız için. Akılca ve bedence genç olanlarınız için.

Bundan hoşlanmayacaksınız ama yine de söyleyeceğim: Gençlere verdiğimiz tavsiyeler tamamen saçmalıktır. Her zaman böyle değildi ama artık durum bu.

Kreatif liderler kısırlaştı. Dalai Lama’ymışız gibi dağıttığımız bir sürü tavsiyemiz var. Söylediklerimiz klişe, monoton ve modası geçmiş. Hindistan’da McLeod Ganj’a hacca gittiğinizi ve kutsal liderin size sadece “unutulmaz ol” dediğini hayal edin. Ne hissederdiniz?

Neden Clinton mağazasındaki her duruma uygun tebrik kartlarında gördüğümüz cümleleri yeni birer bilgi gibi sunuyoruz?

“Nazik ol”, “Elini çabuk tut”, “Kalbinin sesini dinle”, “İşine emek harca”, “İyi iş çıkar”, “Büyük düşün”, “Denemeye devam et”, “Kalabalığın arasından sıyrıl”, “Her şeyi şahsi alma”, “Bir fark yarat”, “Asla pes etme”, “Hatalarından ders al”, “Kendin ol”… Falan filan. Bu sektörde herkes bir otorite figürü. Herkes John Keating olduğuna inanıyor. Herkesin söyleyecek derin anlamlar taşıyan bir şeyi var. Fakat ağızlarından çıkanlar tembel, kendine hizmet eden ve uygulanması imkansız şeyler. Hepimiz farklıyız. Farklı işler, yaşlar, cinsiyetler, zihniyetler, arzular, yetenekler. Kariyerin nasıl devam etmesi gerektiği konusunda kurallar koyduğumuzda, aslında tüm sektörün duraklamasına neden oluyoruz.

Kimsenin eğlencesini bozmak istemiyorum. Ama endişeleniyorum da.

Öğrencilere ve gençlere bu işin kolay olduğunu öğrettiğimizi düşünüp endişeleniyorum. Sanki her şeyi çözmüşüz gibi davranıyoruz. Sanki Cannes Lions’ta altınları toplamanın her duruma uygun tek bir yolu varmış gibi. Onları devasa bir uçuruma sürüklediğimizden endişe ediyorum.

Söylememiz gereken şey, başımızın belada olduğu.

Tüm dünyada, diğer tüm hizmetlere aboneliğini sonlandıran kişilerden çok daha fazlası reklamlardan kaçıyor. Nils Leonard’ın dediği gibi: “İnsanlar hayatlarımızı adadığımız şeylerden kaçınmak için para ödüyorlar.”

Artık doğru cevap yok. “Sevdiğin şeyi yapmak” yeterli değil. Ama yaptığın her iş için canla başla çalışırsan belki iyi olabilirsin.

Tavsiye vermek aslında kocaman bir ironiyi de içeriyor. Tavsiye veriyoruz çünkü haklı çıkmak istiyoruz. Tavsiyeleri yanlış anlamak için uygun bir zaman varsa, o zaman şimdi. Yanlış anlama, orijinal bir şey yapmanın ya da daha önce hiç yapılmamışı denemenin öncüsü.

Doğru ve çabucak unutulacak bir hikaye yerine, daha önce kimsenin anlatmadığı hikaye ile yanlış olmayı tercih ederim. Pek çok kişi bana vazgeçmemi tavsiye etti. Öğrenciyken bana “Kimse orta sınıf kadın kreatifleri işe almak istemiyor” demişlerdi. İlk işimi yaptığım ajansın tepesindeki yönetici ise “Ünlü işler çıkaracak ünlü reklamcılarla çalışmak istiyoruz ve sen onlardan biri değilsin” demişti.

Bir ortağım olmadan asla ödül kazanamayacağımı söylediler. Sınırını zorlamanın iyi işler çıkarmaya yetmediğini söylediler. Beklentilerimi düşürmemi tavsiye ettiler. Bu kadar duygusal olmamam gerektiğini ve bunu kişisel algılamamamı da söylediler.

Kariyerimi bunları göz ardı ederek inşa ettim. Tavsiyeleri dinlememek, herkesten daha iyi olduğun anlamına gelmez. Ben kesinlikle değilim. Ama sıra dışı bir kariyer arayışı içindeyim. Bu kariyerde TV reklamları değil sanat yapmak istiyorum. İnsanların tuvalet kağıdı markalarını değil hayatlarını değiştirmelerini sağlamak istiyorum. Sadece jüri üyeleri için değil, gerçek insanlar için çalıştığım bir kariyer istiyorum. Böyle bir kariyer nadiren bulunur. Kimse oraya nasıl gidileceğini bilmiyor. Öyleyse neden karşınıza çıkan herkese bunun yolunu sorasınız ki?

Hemen başkalarının onayını aramaya başlamayın. Kendi düşüncelerinize sahip çıkın ve olumlu yorumlar istemekten vazgeçin. Bu sektörün standartlarına öyle bir açlık içinde olun ki bir sandviç için ruhunuzu takas edecek duruma gelin.

Ama ben hiç kimseyim. Ve benden tavsiyemi de istemediniz. Bu yüzden Rainer Maria Rilke’nin genç bir şaire tavsiyesini alıntılıyorum, benim yerime onu dinleyin: “Şimdi (sana tavsiyede bulunmama izin verdiğin için) sana yalvarıyorum, her şeyi göz ardı et. Dışarıya yönelik bir arayış içindesin ve şu anda, asıl bunu yapmaman gerekiyor. Kimse sana yardım edemez, hiç kimse. Tek bir yol var. Kendi içine dön. Seni yaratmaya iten nedeni ara; kalbinin derinlerine kök salıp salmadığını bul, yaratmazsan ölmek isteyip istemediğini öğren… Eğer bu ciddi soruya güçlü ve basit bir şekilde ‘Yapmam gerek’ diye cevap veriyorsan, hayatını bu zorunluluğa göre inşa et.”

 

Nathalie Gordon

Uncommon’da freelance kreatif

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 82. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.