Metaverse henüz ortada yok

Bugünlerde herkes metaverse’ü konuşuyor, tartışıyor. Herkes metaverse’ün kimin tarafından inşa edileceğini (Facebook/Meta), nasıl kullanılacağını, nasıl paraya çevrileceğini, nereye doğru ilerleneceğini anlamaya çalışıyor. Benzer bir süreç internetin ilk zamanlarında da yaşanmıştı. O zaman da AOL, Netscape gibi bazı firmalar için internetin nasıl gelişeceğini öngörmek hiç kolay olmadı çünkü interneti şirketler değil, kullanıcılar şekillendirdi. Metaverse’ü de orada yaşayacak olanlar tanımlayacaktır.

Kabul etmemiz gereken bir şey var ki metaverse henüz gerçekten hayata geçmedi. Bugün metaverse hakkında varmışçasına konuşan (O bir sanal gerçeklik mi? Yoksa artırılmış gerçeklik mi?) tonlarca şirket ve insan olmasına rağmen o henüz ortada yok.

Metaverse’ü hayalimizde canlandırmanın en kolay kolu onu bugünkü internet deneyimimizle karşılaştırmak. İnternet 2 boyutlu bir dünya. Ekranda bir içeriğe bakıyoruz, seyrediyoruz, bazı düğmelere basarak, ekrana dokunarak etkileşime geçiyoruz. Bu deneyim ekranda gördüklerimize dokunmamıza, ağırlığını hissetmemize, hacmini kavramamıza izin vermiyor. Bu biraz pandemi esnasında işe başlamış bir arkadaşımızı yalnızca ekrandan tanımamıza benziyor. Onunla yüz yüze tanışıp beraber aynı mekânda çalışmak ise başka bir deneyim olurdu. İşte bugünkü internet bu video konferans ile tanışıp beraber çalışmaya benzerken, metaverse ise yüz yüze tanışıp beraber çalışmaya benzemeyi vadediyor.

Metaverse internetin 3 boyutlu deneyimlenmesine daha yakın olacak gibi duruyor. Bugün sosyal medya platformlarına kullanıcı ismi veya e-mail ile giriş yaparken, artık o platformlara sanal adımlarla yürüyerek gireceğiz. O adımları bizim adımıza atan istediğimiz gibi seçtiğimiz, tasarladığımız ve giydirdiğimiz avatarımız olacak. Avatarımız o anda içinde bulunduğumuz duyguları da yansıtabilecek. Bu avatar sayesinde metaverse’te oradaki herkes ile sosyalleşebilecek, oyunlar oynayabilecek, beraber çalışabilecek ve daha fazlasını yapabileceğiz. Son günlerde bazı şirketler şimdiden çöpçatanlık, moda ve eğlence alanında metaverse hizmetleri sunmayı planladıklarını açıkladı.

Tabii ki en çok ses getiren açıklama ekim ayında şirket ismini Meta olarak değiştiren Facebook’tan geldi. Bu, Meta’nın metaverse’e yapacağı yatırımların büyüklüğünün en önemli habercisiydi. Bugüne kadar Facebook daha çok sosyal medya ve içerik alanına odaklanmıştı ama Oculus ve diğer sanal gerçeklik şirketlerini satın alarak (3 milyar dolardan fazla bir yatırım ile) odağını içeriğin yanında ‘hardware’ alanına doğru çevirmeye başladı. Böylece Meta hem sosyal medya ve içeriklerini güncel kılma hem de kendine ait metaverse ekosistemini inşa etme fırsatını yakalayacak çünkü Facebook ve Instagram bugün genç hedef kitle için cazibesini yitiriyor ve son dönemde bu markalarla anılan skandallar kontrol altına alınamıyor.

Konu yalnızca ‘hardware’ veya Facebook’un sorunları değil. Meta farkına vardı ki oyun dünyası artık ana akım bir ekonomiye dönüştü. Ana akımın da ötesinde, ‘gaming world’ artık vaktimizin önemli bir bölümünü kaplıyor, birbirimizle nasıl iletişim kurduğumuzu belirliyor. Bunun kanıtlarından biri çocuklarımızın Minecraft’ta, Roblox’ta ve diğer oyunlarda geçirdiği zaman. Aynı zamanda ablaları abileri de Animal Crossing, Fortnite, Final Fantasy ve diğer oyunlardan başlarını kaldıramıyor. Meta inanıyor ki bu gençler, ebeveynlerinin 2 boyutlu dünyasını değil; kendilerine ait, kendilerinin inşa edebilecekleri, nasıl göründüklerini kendilerinin tasarlayacağı, arkadaşlarıyla sosyalleşebilecekleri yeni bir dünya istiyor. Meta’ya göre bu gençler kendilerini içine alan yeni bir oyun dünyası talep ediyor ve bu geleceğe inanan başka onlarca şirket de var.

Tüm bu gelişmelerin yanında şunu söyleyerek bitirmek istiyorum. Yaşattığı tüm acıların yanında pandeminin faydaları da oldu. Hepimize yüz yüze kurulan gerçek bağın, yan yana sosyalleşmenin, beraber çalışmanın kıymetini hatırlattı. Bence tüm bunlar bir avatar olarak giyinip kuşanıp dostlarınla veya iş arkadaşlarınla sanal bir odada takılmaktan çok daha değerli.

Veronica Millan

MullenLowe Group Global Chief Information Officer

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 118. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.