Mekanlara yeni anlamlar katıyoruz

Kale Grubu’nun DNA’sında üretime, kültürel mirasımıza, değerlerimize, sanatçılarımıza sahip çıkmak var. Bu çerçevede kültür-sanat alanında yapılan çalışmaları, daha gelişmiş bir toplum için geleceğe yapılan yatırım olarak görüyoruz. Sanat, bizim için topluma dokunma fırsatı bulduğumuz çok özel alanlardan biri. Sorumlu ve duyarlı liderlik anlayışımız gereği; yaşadığımız toplumun kültürel dinamiklerini geliştiren projelere destek vermeyi yalnızca sosyal sorumluluğumuzun bir parçası olarak görmüyoruz. 

Mekanları yaşatmayı ve onlara yeni anlamlar katmayı önemsiyoruz. Karaköy’deki ilk genel merkez binamızı dönüştürdüğümüz Kale Tasarım ve Sanat Merkezi’nde (KTSM) sanattan tasarıma, gastronomiden mimariye farklı entelektüel derinliğe ve birikime sahip fikirleri bir araya getiriyoruz. Dünyanın sanat ve tasarımla daha iyi bir olacağına inanıyor, bu inancımızı paylaşan herkese KTSM ile alan açmaktan mutluluk duyuyoruz.

Faaliyet gösterdiğimiz her alanda ve attığımız her adımda döngüsel ekonomiyi odağımıza alıyoruz. Sürdürülebilir bir gelecek için öncü olduğumuz ‘İyi Bak Dünyana’ hareketiyle; bireylerin kendi dünyalarından başlatacağı küçük değişimlerin birleşerek etkisi yüksek bir dönüşüm yaratacağına inanıyoruz. KTSM’nin savunuculuğunda sanat aracılığıyla “İyi Bak Dünyana” derken, bu yıl iki önemli sergiye ev sahipliği yaptık. 

‘Küresel sorunlara dikkat çeken iki sergiyi KTSM’de hayata geçirmekten gurur duyuyoruz’

Tüm dünyanın ortak paydada buluştuğu 22 Nisan Dünya Günü’nde, KTSM’de yeryüzündeki tahribatı ve özellikle atık üretiminin boyutlarını her yönüyle sorgulayan ve farklı katmanlarıyla ele alan serginin ön duyurusunu yaptık. Son yüzyılın üretim ve tüketim anlayışına farklı bir perspektiften bakan sergi, içinde bulunduğumuz bu ekolojik krizin insanlık için yeni anlayışlar geliştirmesi gerektiğini savunuyor.

Küresel sorunların başında gelen gıda kaybı ve israfı konusunda farkındalık yaratmak amacıyla keyifli bir başka projeye imza attık. ‘Gıdanı Koru, Sofrana Sahip Çık’ kampanyasını yürüten Tarım ve Orman Bakanlığının iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz ‘Çöpe Atılmak için Yetiştirilmiş’ (Grown for a Bin) fotoğraf sergisini İstanbul’da ilk kez sanatseverlerle buluşturduk. Avusturyalı sanatçı Klaus Pichler’in gözünden ezber bozan bir şekilde tartışmaya açan bu sergiye ev sahipliği yapmasından büyük mutluluk duyuyoruz. Kültürel çeşitlilik odağında tüketici alışkanlıklarının nedenlerine de ışık tutmayı amaçlayan sergide 32 eser var. Sanatın gücü kadar; kamu, özel sektör ve STK güç birliğini aynı potada harmanlayan bu projeye büyük değer veriyoruz. 

‘Sanat bizim DNA’mızda var’

Başta seramik sanatı olmak üzere kültürel mirasımızı ve kadim değerlerimizi bugüne taşıyan projelerin geleceğe köprü oluşturduğunu düşünüyoruz. Bu doğrultuda, bugüne kadar Füreya Koral Retrospektifi, Elif Uras Monografisi gibi seramik sanatına sahip çıkan projeler gerçekleştirdik.  

Burada, üretim anlayışını, “İstiyorum ki, yaptığım çini tabakta en fakir ev yemek yesin. Benim çinilerim herkesin olsun.” diyerek ifade eden Füreya’ya özel bir parantez açmak isterim. Gelenek ile yeniliğin kesiştiği yerde duran bu değerli sanatçımızı tüm yönleriyle yeni nesillerle buluşturmak, bu topraklardan çıkacak nice Füreya’lara ilham vermek en büyük amacımızdı. Károly Aliotti, Nilüfer Şaşmazer ve Farah Aksoy küratörlüğünde gerçekleşen sergiyle Füreya Koral’ı, dönemin ruhu çerçevesinde, sanatçı kimliği ve seramiğe olan tutkusuyla geniş kitlelerle buluşturmuş olmaktan dolayı da mutluyuz.

2018 yılında Galerist öncülüğünde, bu topraklarda yetişmiş, yurt dışında da başarılı çalışmalara imza atmış çağdaş sanatçımız Elif Uras’ın monografisini hayata geçirdik. Editörlüğünü L. İpek Ulusoy Akgül’ün üstlendiği ve Ahu Antmen, Kathy Battista, Amy Smith-Stewart ve Merve Ünsal gibi uluslararası üne sahip yazarların katkılarıyla Uras’ın sanatsal kariyerine ışık tutan ilk monografisinin hem Türkiye’de hem de yurt dışında sanatseverlerle buluşturulmasına aracılık etmek bizim için büyük bir heyecandı. Uras’ın “Pregnant Spiral” adlı eserinin Victoria & Albert Müzesi’nin kalıcı koleksiyonuna eklenmesinden de gurur duydum. 

Öte yandan yeni nesil sanatçı platformu BASE’in ilk günden beri destekçisiyiz. 2018 Troya yılı kapsamında birlikte Düşler Ülkesi Troya sergisini, Çanakkale’de ve İstanbul’da hayata geçirdik. Derya Yücel küratörlüğünde gerçekleşen bu projeyle 20’den fazla genç sanatçının resim, heykel, seramik, enstalasyon, fotoğraf ve video gibi sanatın farklı dallarında ürettikleri yapıtları sergilendi.

Zeynep Bodur Okyay

Kale Grubu Başkanı ve CEO’su

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 113. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.