Medya, e-ticaret siteleri ve kültür…

Sosyal platformları nasıl kullandığımızı, marka web sitelerimizin yapısını artık yeniden düşünmeliyiz. Marka web siteleri e-ticaretin önlenemez yükselişiyle beraber bir katalog olmaktan çıktı, ancak hâlâ sosyal platformlara ihtiyacımız var. Çünkü tüketici kültürünü, hedef kitlemizi bu sosyal platformlar sayesinde takip edebiliriz.

2020’nin e-ticaret yılı olarak şekillendiğini söylesek pek de abartı olmaz. Salgın kaynaklı bir artışa ek olarak, son birkaç haftada bu alanın oyuncularından e-ticareti ne kadar ciddiye almak istediklerini gösteren, şimdiye kadar hep kenarda beklemiş olan bir dizi duyuru da yapıldı. Facebook ve Snap bu konuda atılımlar yaparak aslında bu konuyu ne kadar önemsediklerini de göstermiş oldular. Ufukta Noel mesajları da görünmeye başladığına göre eşi benzeri olmayan bir Q4 yaşadığımız fazlasıyla açık.

E-ticaret, markaların ve tüketicilerin etkileşimde bulunduğu birincil yol haline geldi. Ancak bu bir güvenlik açığını da ortaya çıkardı: E-ticaret web siteleri, internette bir katalog olmaktan çıkmış durumda. Evet, daha hızlı ve daha güzeller, büyük ölçüde sonsuz kaydırmalı ürün de listeliyorlar. Ancak alt kısımda “397.623 kişi bunu beğendi” yazdığında o ürünle duygusal bir bağ hissetmek zor. E-ticaret, tüketicilerin web’i kullanma veya hayatlarını yaşama şeklini yansıtmaz. Hatta çoğu e-ticaret sitesi son derece ağırbaşlı; TikTok’un küstahlığından, WhatsApp’ın samimiyetinden veya Instagram’ın duygusal şehvetinden çok uzakta. Sosyal platformlar, tüketicilerin yaşadığı ve sohbet ettikleri yerler. Bu da bize satış yapmak istediğimiz kitlelerin kültürleri hakkında bir fikir verir. E-ticaretin oyunun kurallarını değiştirmesi için bu kültürlerin hızında hareket etmesi gerekiyor. Şu anda sosyal platformları sadece internet kataloğumuza (markalarımızın web sitesine) yönlendirmek için kullanıyoruz. Oysa ticareti sosyal platformlarda hayata geçirmeliyiz. E-ticarette sosyal platformların rolünün radikal bir şekilde yeniden düşünülmesini gerektirir.

Şöyle bir şey hayal edin: Bir alışveriş merkezinde modası geçmekte olan bir mağazanız olduğunu düşünün. Ve bir yandan da çok sayıda havalı çocuğun bulunduğu şık bir mahallenin yükselişine seyirci olduğunuzu… Elinizde bir sihirli değnek olsaydı mağazanızı bu manzaraya uygun bir şekilde yeniden kurabilir, bir gecede ticarete atılabilirdiniz. İşte teknoloji, elinizdeki sihirli değnek olarak bu dönemde karşınıza çıkıyor.

E-ticaret hala büyük ölçüde geleneksel perakende uygulamalarının bir kopyası; özellikle de perakendecinin, tüketicinin deneyiminin ne olması gerektiğine karar verdiği mağazacılık gibi alanlarda. Mağazaya giren her birey için değişen bir ürün serisine sahip olmak fiziksel olarak imkansız ve bu tek yönlü etkileşimi e-ticarette de canlı tuttuk.

Brand.com’da, ASOS gibi olağanüstü kişiselleştirme algoritmalarına sahip birkaç aykırı değer dışında, 20 yıl önce olduğu gibi görünen ürün ve içerik takvimlerimiz var. Bu alışkanlığı bırakabilirsek, e-ticaretin sunduğu fırsatların sonsuz olduğunu görebileceğiz.

Medyada onlarca yıldır optimizasyon fikriyle yaşadık ve şimdi medyayı kampanya türleri ve platformlar genelinde saniyede optimize ediyoruz. Bu optimizasyonu yaparken artık içerik, üretim, tüketici içgörüleri ve analitiğini de göz önünde bulundurmalıyız.

Mudit Jaju
Head of E-commerce, Wavemaker

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 106. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.