artwork

Markalar siyasi kampanyalara katılmalı mı?

7 ay önce

0

Campaign Editör Yardımcısı Gemma Charles, “Nike veya diğer markalar siyasetten uzak durmalı mı?” sorusunun etrafında yaratıcı sektörden isimlerin görüşlerini paylaşıyor.

Her ABD seçimi global olarak dikkat çekiyor ama 2020’de, Beyaz Saray’da bir pandeminin ortasında bu özel başkan, kesinlikle tüm dünyanın gözlerini çevirmesinin sebebiydi.

Çoğumuzun yapabileceği tek şey, biraz patlamış mısır alıp arkamıza yaslanıp ABD vatandaşları tarafından verilecek kararın nasıl gelişeceğini görmekti. Nike, onları dışarı çıkarmak ve birçok kişinin bir neslin en önemli seçimi olarak adlandırdığı seçimde oy kullanmak amacıyla Amerikalılar’ı “dünyayı değiştirmeye” çağıran bir reklam yayınlamıştı.

Wieden & Kennedy Portland tarafından oluşturulan reklam, basketbol süperstarı LeBron James, tenisçi Naomi Osaka ve NFL’den Odell Beckham Jr’ın da aralarında bulunduğu bir dizi yüksek profilli sporcuyu içeriyor. Sporun, günümüzün kasvetli başlıklarından kaçmanın bir yolu olabileceğini ve artık oylama yoluyla alınabilecek bir önlem olduğunu vurguluyor. Reklam, “söz sahibi olmak için yıldız olmanıza gerek yok” cümlesiyle sona eriyor.

Reklamda tanıtılan bir sitede, “Oy verildi” gibi kelimeler ve gençlerin üçte ikisinin 2018 ara seçimlerinde oy kullanamaması gibi bilgiler yer alıyor. Seçmenlerin tarihsel olarak sandıklara gitmenin daha zor olduğu Atlanta, Memphis ve Miami gibi yerlerde oy kullanmak için indirimli yolculuklar almalarını sağlayan araç çağırma uygulaması Lyft ile yapılan bir ortaklığa da değiniyor.

Bir başkan adayının tasdiği olmasa da, Nike’ın son yıllardaki eylemlerinin Donald Trump ile çeliştiğini söylemek doğru olur.

Oyun kurucu Colin Kaepernick, ırkçı adaletsizliği protesto etmek için ABD milli marşının çalındığı sırada “diz çökmeye” başladığında Trump, eylemi alaya alırken Nike, yıldızını desteklemek için daha inatçı davrandı ve onu yüksek profilli bir reklamın yüzü yaptı.

Buna karşılık başkan, en sevdiği Twitter ortamına, spor giyim devinin “boykotlar ve öfkeyle kesinlikle etkisinin olmadığını” söyleyerek övündü. Bunlar olurken Nike’ın insanlardan “dünyayı değiştirmelerini” istemesi, sorumlu kişilere pek de destek mesajı gibi görünmüyor.

Ben & Jerry’s, Trump karşıtı duygularını gizlemek için hiçbir girişimde bulunmadı. 2018’de dondurma markası, “hepimiz için daha adil ve eşitlikçi bir ulus yaratan ve Başkan Trump’ın gerici gündemiyle mücadele eden grupları” desteklemek için “Pecan Resist” adlı bir lezzet başlattı. Ayrıca Charlotte, Kuzey Karolina’da polisin siyahi bir adamı vurması ve müteakip protestolardan sonra 2016’dan beri Black Lives Matter’ı da destekliyor.

Atlantik’in bu tarafında başka bir spor yıldızı, siyasi kampanyalarla uğraşıyor. Manchester United yıldızı Marcus Rashford, hükümetin tatillerde ücretsiz okul yemeklerini finanse etmesini sağlama girişiminde başarısız olurken McDonald’s, Asda, Morrisons ve Co-op gibi markalar bu yarıyıl tatiline yardım etmek için harekete geçti. Birçoğu aç çocukları beslemenin insani bir mesele olduğunu iddia etse de, bunu Westminster tartışmasının hararetinden ayırmak zor.

McDonald’s’ın gıda yoksulluğu derneği FareShare ile iş birliği yaparak ihtiyacı olan ailelere bir milyon öğün yemek sağlamayı planladığı tweet’inin altındaki Twitter tartışmasını bir hatırlayalım. İnsanların bu hareketi, hükümetin bu alanda eylemsiz olduğunu düşündükleri şeyle ilişkilendirdiğini gösteriyor.

Öyleyse markalar, politik kampanyalar olarak görülebilecek şeylere kapılarak tüketicilerin onlardan uzaklaşma riskini almalı mı? Yoksa bu eşi benzeri görülmemiş zamanlar, markaların toplumsal konulardaki liderliğinin sadece memnuniyetle karşılanmadığı, aynı zamanda beklendiği anlamına mı geliyor?

Will Lion

Ortak Baş Strateji Sorumlusu, Bartle Bogle Hegarty London

Kesinlikle, buna asla sadece siyaset demeyin. Markaların inandığı ve olumlu etkileyebileceği şeyler yapılıyorsa evet. Nike’ın Colin Kaepernick’i veya Heinz’ın ücretsiz okul yemeklerini desteklemesine bakın. Onların yaptıkları, insanlardaki bir dizi inanç ve değerden doğar, sonuç olarak topluma siyasi kapılardan çıkamayacak daha olumlu fikirler aşılar. Yani değerlere evet, siyasete hayır. Bu şekilde oyunun kuralları değiştirilebilir.

Rani Patel-Williams

İş Ortağı, Livity; Kurucu Ortak, #BrandShareTheMic

Markaların sosyo politik meselelerle doğru bir şekilde ilgilenmesi mi yoksa hiç oralı olmaması mı daha iyi? Daha geniş toplumsal ve politik meselelerle meşgul olmayacaklarını alenen söyleyen bir marka, kripto para piyasasındaki Coinbase’dir ve şöyle der: “Meseleler, temel misyonumuzla alakasız olduğunda bununla ilgilenmiyoruz çünkü inanıyoruz ki etki yalnızca odaklanmayla gelir.”

Mevcut iklimde oynamak için radikal bir pozisyon ve bence biraz kusurlu. Daha geniş toplumsal sorunlardan uzaklaşırken varlığınızı başarılı bir şekilde sürdüremezsiniz. Bununla birlikte bu konulara hiç dikkat etmemek konusundaki dürüstlükleri, bunun onları her türlü eleştiriden kurtaracağına inandıklarını gösterebilir ancak bu her zaman doğru değildir. Markaların sesini yükseltmesi ve bir şeyi savunması için tüketicilerden artan bir talep görüyoruz.

Ben Walker

Kurucu Ortak, Who Wot Why

İnanç, markanın dokusuna işlenmişse, arkasında tüm çalışanlar varsa ve bu, kültürü olumlu yönde değiştirmek için düşünceli, tutkulu ve kışkırtıcı bir şekilde yapılıyorsa hiçbir şey sizi durduramaz.

Zaid Al-Zaidy

Kurucu Ortak ve Grup Başkanı, The Beyond Collective

Bunu 13 yaşına yeni giren oğlumla konuştum. Yaşı ne yazık ki küçük ama yetişkin bir dünya görüşüyle desteklenen, masumiyetle olduğu gibi söyle doğruluğunun harika bir karışımını getiriyor; cevabı “hayır” oldu.

Markalar, politik olmak ve politik bakış açılarına uymayan müşterileri yabancılaştırma riskini almak yerine bildiklerine bağlı kalmalıdır. “İşe zarar verebilir ve bu nedenle insanlara Biden’a oy vermelerini söylemenin dışında elbette kötü bir fikir.” diyor.

John Quarrey

Krow Başkanı

Markalar, şu testte aldıkları puana göre siyasi kampanyalara katılmalı.

  1. Markanızın bir amacı var mı?

a) Tabii ki, kolunda dövmesi bile var.

b) Evet ve düşüncelerimizin çoğu üzerinde etkili.

c) Öyle olduğunu düşünüyorum, sadece ne olduğunu bulmam gerekiyor.

d) Hayır, ona yaklaşmadık.

e) Kesinlikle hayır, kimsenin umurunda değil.

 

2. İş stratejinizin merkezinde çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim mi yer alıyor?

a) Tabii ki, düşüncemizi yönlendiriyor ve kendimizi buna karşı ölçüyoruz.

b) Evet ve düşüncelerimizin çoğu üzerinde etkili.

c) Öyle olduğunu düşünüyorum, sadece ne olduğunu bulmam gerekiyor.

d) Hayır, ona yaklaşmadık.

e) Kesinlikle hayır, kimsenin umurunda değil.

 

3. Marka ve onu oluşturan tüm unsurlar (çalışanlar, müşteriler, hissedarlar, ortaklar vb.) siyasi bir ideali veya idealleri paylaşıyor mu?

a) Tabii ki, biz böyle doğduk.

b) Evet ve düşünme şeklimizi oldukça besliyor.

c) Öyle olduğunu düşünüyorum, sadece ne olduğunu bulmam gerekiyor.

d) Hayır, ona yaklaşmadık.

e) Kesinlikle hayır, kimsenin umurunda değil.

 

Skor hesaplama: a=5, b=4, c=3, d=2 ve e=1 puan

Eğer 15 puan hesapladıysanız, o zaman kampanyayı destekleyin, tutmuyorsa desteklemeyin.

Gemma Charles

Campaign Editör Yardımcısı

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 125. sayısında yayımlanmıştır.