Kurum kültürümüzü koruduk

Gricreative olarak çalışan odaklı bir yapı olduğumuzu düşünüyoruz ve bunun için birçok aksiyon alıyoruz ancak asıl önemli nokta, çalışanın sizi nasıl algıladığı. Bu yüzden işimizi şansa bırakamayız. Çalışan bağlılığını ölçmek için son 6 senedir düzenli olarak standardize bir iş tatmini ölçeği uyguluyor ve sonuçları detaylı analiz ediyoruz. Sonrasında bu veri ışığında yönetimle birlikte aksiyon planlarımızı oluşturuyoruz. Kısacası, attığımız adımlarda hislerimizden daha fazla araştırmaların bize sunduğu veriye güveniyor, aksiyonlarımızı o şekilde belirliyoruz. 

Bu sene çalışan mutluluğunu bağımsız bir kurum aracılığıyla da test ettik. Uluslararası Great Place to Work Enstitüsü, tüm çalışanlarımıza detaylı bir anonim anket yaptı. Belli bir çıtayı aştık ve Great Place to Work (Çalışmak için Muhteşem bir Yer) Sertifikası ile onurlandırıldık. Bu da bizi daha iyisini yapmak için motive ediyor.

Global araştırmaların sonuçlarına paralel olarak bizim ajansta da kuşaklar arası farkı gözlemliyoruz. Yaptığımız bir ankete göre; ajansımızdaki Z kuşağının %80’i, aynı iş yerinde 1–3 yıl arası çalışmayı düşünürken, Y kuşağının %65’i 3 yıldan fazla, X kuşağının çoğunluğu 5 yıldan daha fazla çalışmayı düşünüyor. Gerçekten de aramızda 7. 8. 10. yılını kutlayan arkadaşlarımız var. Teknolojinin içine doğan Z kuşağı ise iş değiştirme kararını vermekte daha cesur davranıyor. ‘İlk girdiği firmada emekli olma’ hayalinden çok uzak olan bu kuşağın beklentilerini, motivasyonlarını anlamak ve buna göre stratejiler belirlemek bize düşen önemli görevler arasında. 

Yaratıcı bir sektördeyiz ancak soyut bir kavram olan yaratıcılığın tanımı her zaman çok net yapılamıyor. ‘Kime göre, neye göre yaratıcı?’ sorusunu sorduğunuzda yanıtlar kişiden kişiye, kurumdan kuruma farklılaşabiliyor. Örneğin; bizim yaratıcılık gerektiren pozisyonlarımıza çok sayıda başvuru oluyor ancak çoğunu elemek durumunda kalıyoruz. Biz ajans olarak yaratıcı pozisyonlardan beklentilerimizi çok net belirledik ve seçimlerimizi buna göre yapıyoruz. Yaratıcılık, her şeyden önce markanın stratejisiyle bağlantılı olarak amaca hizmet etmeli diye düşünüyoruz. 

Evden çalışmaya ilk geçenlerden biriyiz ve büyük orada evden çalışmaya devam ediyoruz. Pandemide kurum kültürünü korumak, firmalar için bence en büyük zorluklardan biri oldu. Bu konuda iyi bir sınav verdiğimizi düşünüyorum. Yöneticilerimiz uzun zamandır bizimle çalışıyor ve kültürü yaymakta katkıları büyük. Uzaktan çalışırken işe alımlarda Gri kültürüne uygun kişilerle el sıkışmak için eskisinden de çok titizleniyor, kendimizi anlatmaya, karşı tarafı anlamaya önem veriyoruz. Riskin azaldığı dönemlerde mutlaka yüz yüze etkinlikler yapıyoruz. Riskli dönemleri ise eski ajans dünyamızı sanala taşıyan etkinliklerle devam ettiriyoruz. Doğum günlerinde çevirdiğimiz çarkın bile sanal versiyonu var. Herkesi kapsayan, hep birlikte oluşturduğumuz yaratıcı içeriklerle eğleniyor ve aidiyeti yüksek tutabiliyoruz.

Çalışanlarla ilişkimizi en baştan beri karşılıklı güven üzerine kuruyoruz. Dönem dönem köklü global firmalardan, ajanslardan teklifler aldıklarını biliyoruz, elbette ki bu çok doğal. Sonuçta bir ‘ajans insanı’ gerçeği var ve transferler genelde bu doğrultuda gerçekleşiyor. Diğer yandan biz, potansiyel gördüğümüz gençlere iş deneyimleri yetersiz olsa da şans veren, onları geleceğe hazırlayan bir yapıyız. Gösterdiğimiz bu büyük emek sonrası, tam ‘pişmişken’ ve ajansa faydalı olacakken çalışanlarımızı kaybetmek elbette hoşumuza gitmiyor. Ben bunu biraz sistemsel bir sıkıntı olarak görüyorum. Sektörde yetişmiş kalifiye eleman sayısı fazla değil ve pandemiyle birlikte rekabet şartları çok ağırlaştı. Örneğin; artık dünyanın her yerinden rakiplerimiz var. Bu durumda 1-2 yıllık deneyimli bir çalışana bile günü kurtarmak adına, rekabet edilmesi mümkün olmayan ve gerçekçilikten uzak paketler sunuluyor. Bunu haksız rekabet ve emeğe saygısızlık olarak görüyor, etik bulmuyorum. Unutulmamalı ki hepimiz aynı gemideyiz ve bu sürdürülebilir bir strateji değil. 

Merve Altın

Gricreative HR Manager

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 126. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.