Krizin Panzehri: Kriz Kültürü Yaratmak

“Markalar adına güveni, saygıyı ve hayranlığı neyin oluşturduğu, neyin koruduğu ve neyin büyüttüğü hakkında keşfedilecek daha çok şey var.” Mesleğini seven, markasının itibarına gözbebeği gibi bakan tüm iletişimciler için heyecan verici bir cümle bu.

Diğer taraftan yine bu değerler ile ilgili yıllar önce keşfedilerek şifrelerinin çözüldüğü düşünülen, üzerine kitaplar yazılan konular da yok değil; “krizler” mesela. Hakkında geniş bir litaratüre rağman krizler hala korkulu rüyamız.

Kurumların uğruna çalıştıkları her şeyi kaybetme riskiyle yüzyüze geldikleri, yöneticilerin ise iş hayatlarında karşılaştıkları en zor ve stresli zamanlar; krizler. Öte yandan paydaşların da güven duydukları markanın başka bir yüzü ile karşılaştıkları bir kaos anı… Markanın gururla anlattığı değerlerini zor durumlarda nasıl sergilediğini gösterme zamanı! Hiç de kolay anlar değil…

Kriz planları, olası senaryolar, metinler, gerekli tüm hazırlıklar yapılmış olsa da bir kriz ile karşılaşıldığında sonuç çoğunlukla yine stres, yine kaos. Tüm paydaşların gözünde başarısız bir kriz yönetimi, hayal kırıklığı, yitirilen güven ve kaybedilen itibar. Ve iletişimciler “Fall Guy”…

Oysa kitaplara göre her şey çok basit; hızlı olun, empati kurun ve doğru bilgiyi şeffaflık ve samimiyetle ilgili tüm paydaşlar ile paylaşın…

Peki, kurumlar neden çoğunlukla krizlerden başarıyla çıkamıyorlar?

En büyük problem kurumların kriz kültürünün zayıflığı. Önceden yapılan tüm hazırlıklara rağmen, süreçte söz sahibi kişiler arasında krize karşı nasıl bir tavır alınacağına dair bir ön mutabakat, sağlam bir fikir birliği yok ise krizin yine bir kaosa dönüşmesi ve bilinen yanlışların yapılılıyor olması çok büyük olasılık.

Kısacası, kurumların kriz planlarını kadar “kriz kültürlerine” odaklanmaları da önemlidir. Kurumlarda, kriz ile barışık, krize dayanıklı, krizden korkmayan, sorumluluk alan bir kriz kültürü inşa etmek en büyük öncelik olmalı.  Bunun için de en üst düzey yöneticiden, YK başkanı ya da CEO’dan başlayarak binanın kapısında bulunan güvenlik görevlisine kadar bu kültürün özümsenmesi ve aynı düzlemde olunması kritik. Bu sayede kurumlar da, yöneticiler de zor zamanda doğru aksiyonları alarak doğru cümleleri söyleme cesaretini çok daha kolay göstereceklerdir.

 

Murat Göllü
KİD Yönetim Kurulu Üyesi

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 124. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.