Kristal denklem: Erkekler <> Kadınlar

26. Kristal Elma Yaratıcılık Festivali’nde sürdürülebilirlik önemli bir konuydu ancak sürdürülebilirliğin üç direği arasında aklımda kalan sosyal olanı; cinsiyet eşit(siz)liği.

Kristal Elma Yaratıcılık Festivali’nde bu yıl sürdürülebilirlik konusu, yine VW’in Çevre ve Sürdürülebilirlik Ödülü Kategorisi ve insanlarda sürdürülebilirlik konusunda farkındalık yaratmayı amaçlayan harika sergi alanı Think Blue’yla öne çıkarıldı. Fakat ne yazık ki farkındalık seviyesi biraz daha yükselmeli. Neden mi?

Future çadırında katılımcılardan sürdürülebilirliği tanımlamalarını istedim. Kimse cevap vermedi. Çekingenlikten mi yoksa bilgisizlikten mi? Ben çekingenlikten olduğunu düşünmek istiyorum. Fakat 26. Kristal Elma Yaratıcılık Festivali’ndeki sürdürülebilirliğin üç direği arasında aklımda kalan sosyal olanı; cinsiyet eşit(siz)liği.

Bu yıl her ne kadar Kristal Elma’ya katılan konuşmacıların yüzde 22’si kadın olsa da önemli konuşmaları yapanlar kadın ağırlıklıydı. Neden bu sayı bu kadar az? Basitçe söylemek gerekirse, reklam sektöründe üst pozisyonlardaki kadın sayısında bir azlık söz konusu. Maalesef bu sadece bahsi geçen sektöre özgü bir durum değil; bu durum bütün dünyada bu şekilde. Fakat Kristal Elma, bu soruna, “Yaratıcı Endüstrilerde Kadının Gücü” başlıklı oturumda Türkiye’deki en güçlü kadınları bir araya getirerek, Future Eğitim Kampı’nda P&G Türkiye Marka Direktörü Oya Canbaş’ın sunumuyla #LikeAGirl kampanyasını anlatarak dikkat çekti. AOL Digital Prophet David Shing ve Havas Worldwide’ın Başkan Yardımcısı Jacques Seguela gibi önemli konuşmacılar, kadınların karar verme ve dünyayı değiştirmedeki gücünü vurguladı.

Feminizm mi?

Feminizm. Bu kelime olumsuz fikirlerle bağdaştırılan büyük bir kelime halini aldı. Neden negatif? Belki daha fazla cinsiyet eşitliği isterken yaptığımız hareket ve teşvikler, basın ya da etrafımızdakiler tarafından olumsuz derecede asi ya da saldırgan görülmüş, tanımlanmış olabilir.

Emma Watson

Yeni bir uyanış sinyali mi?

Geçen yılki festivalde Havas Worldwide Yönetici Başkanı ve BETC Kurucusu Mercedes Erra, kadın ve erkekler arasında kurumların gelişmesine sağladıkları katkı dengesinin değişmesi gerektiğini söylemişti. Erkek ve kadınlar arasındaki dengesizliği değiştirmek için insanlar stereotiplerin ötesine geçmeli; maalesef herkesin sahibi olduğu stereotiplerin. HeForShe kampanyasının Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’ndeki lansmanını bir konuşmayla yapan aktris Emma Watson da bunu desteklediğini söyledi.

Stereotip mücadelesi

Toplumun derinliklerine demir atan şeyleri değiştirmek en büyük zorluktur. Bu gibi değişimleri yapacak aktörler her yerdedir: Komşunuzdan, büyük markalara, medya ya da TV programlarından, ünlülere ya da kendinize… İşte ilham verici bazı örnekler:

Dizilerle mücadele: Televizyonların başarılı annelerden ziyade başarılı profesyonel kadınları öne çıkarması çok nadirdir. 80’lerde televizyon serisi Who’s the Boss? bunun örneklerinden biri. Reklamcılık sektöründe yönetici olan başarılı Angela Bower’ın İtalyan asıllı hizmetçiyi işe almasıyla olaylar başlar. Bütün klişelerle didişilir: Bir kadın yönetici pozisyonunda çalışırken, onun İtalyan (fakat çok da maço olmayan) hizmetlisi yemek yapar ve evi temizler. Bir başka kategori olarak da Umutsuz Ev Kadınları dizisindeki Lynette Scavo gösterilebilir. Bu karakter de bize, rollerin ev erkeğiyle dengeli bir biçimde paylaştırılması durumunda çocuklu olup pazarlamada başarılı bir kariyer oluşturabileceğinizi gösteriyor.

İnsanlarla mücadele: Bunker Roy, bilinen ve yaygın kurallara 1972’de sadece yoksulların eğitim alabildiği Barefoot College’ı kurarak resmen savaş açtı. Bu üniversitede aralarında büyükannelerin de bulunduğu okuma-yazma bilmeyen kadınlar, güneş enerjisi mühendisliği eğitimi aldılar. Neden kadınlar peki? Bunker Roy, bir erkek olarak erkeklerin eğitilemez olduğunu ve çoğunun daha iyi bir yaşama sahip olduklarını düşündükleri kentlere gitmek için köylerini terk ettiklerini söylüyordu. Köyleri çekip çevirenlerin aslında kadınlar ve çoğu zaman da büyükanneler olduğunu vurguluyordu.

Christina Hendricks

Ünlüler: Ünlü tarafına değinirsek, Christina Hendricks’in adını telaffuz etmek istiyorum. Funny or Die’daki Modern Office için hazırlanan rolünde, Mad Men aktristi, her ne kadar ofisler modernleşse de kadınların profesyonel yaşamda pozisyonlarının 60’lardan günümüze çok değişmediğini gösteriyor. O zaman o, neden 60’lardaki alışkanlıklarını değiştirsin?

Bir diğer mücadele eden de 7 yaşındaki Charlotte Benjamin. Ocak ayında, bu küçük kız Lego şirketine bir mektup yazarak Lego ürünleri arasında cinsiyet eşitsizliği olduğunu ve ürünlerin erkek çocukları için yapıldığını şu sözlerle ifade etti: “Bütün kızların yaptıkları, evde oturmak, plaja gitmek ve alışveriş yapmaktı ve hiçbir meslekleri yoktu. Oysa oğlanlar maceraya çıkıyordu, çalışıyordu, insanların hayatlarını kurtarıyordu, işleri vardı ve hatta köpekbalıklarıyla birlikte bile yüzebiliyorlardı. Ben daha fazla Lego kızları yapmanızı ve onların da maceraya atılmasını istiyorum. Tamam mı?”

Charlotte Benjamin’in Lego’ya gönderdiği yazı, markanın kadın-erkek ilişkisine bakışını değiştirdi.

Charlotte Benjamin’in dileği Ağustos ayında gerçek oldu ve kadın bilim adamlarının yer aldığı “Research Institute” isimli yeni bir set piyasaya çıktı.

İşte mücadele edenler, değişimi gerçekleştirenler. Emma Watson’ın da dediği gibi, “Eğer ben değilsem kim? Eğer şimdi değilse ne zaman?” Şimdi, değişime hazır mıyız?

Tina Ly

Lift Project Manager

@akatinatuna

Bu yazı Campaign Türkiye’nin Ekim 2014 sayısında yayınlanmıştır.


Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.