Konuşmak ve konuşturmak…

Açıkçası söz konusu 2020 değerlendirmesi ise; durum ortada. Korona ve sonrasında yaşananları bir daha anmanın alemi yok ama tüm dünya olarak ortak bir kaderi yaşamamız enteresan bir deneyim oldu. Ben kendi adıma şuna ikna oldum misal; dünyanın sonu savaşlardan filan değil dümdüz cehaletten gelecekmiş, anladık bunu. İş yapış şekillerimiz çok ciddi şekilde değişti, online harcama alışkanlıklarımız hali hazırda harcayanlarda artarken daha önce hiç harcamamış olanların hayatına girdi.

Yani gerek şirketlerde gerek evlerde hepimizin dijital dönüşümüne COVID-19 baktı. “Homeoffice çalışmak çok in” oluverdi birden ve fakat hepimiz şunu ıskaladık ki bu bir homeoffice değil, “Ev tipi yarı açık” bir hayat. Bu sebeple homeoffice kavramı hakkı olmayan eleştirilere maruz kalırken; işverenler haklı olarak “E bu ofisin kirasını vermeden de oluyormuş bu işler”e uyanıverdiler. Bu sürecin artçılarını göreceğiz eğer ki hayatımız bir normal hale gelebilirse…

Tabii ki bu ev sürecinde başta YouTube ve 2020’de patlayan kullanıcı sayısı ile Tiktok olmak üzere Facebook, Twitter, Instagram, Twitch, Netflix filan hepsinin dibini sıyırdık. Ve bu her anlamdaki “sıyırma” halini fark eden bazı girişimciler sayesinde hayatımıza bir anda Gain ve Exxen gibi 2 “yerli ve milli” stream servisi girdi. Yani; Netflix ve 2020 içinde Türkiye pazarına giren Amazon Prime ile göğüs göğüse dayanmaya çalışan Blu ve Puhu’nun yanına 2 yeni oyuncu geldi. Her ikisinin de bir takım eksileri ve artıları olsa da; bu yazının konusu değil, ikisinin de yolu açık olsun.

2021’e malumunuz büyük umutlar ve ümitler ile girdik. Bekledik ki hop hemen her şey değişsin. Kovanın yılı başladı, Trump evinden çıktı derken; en ummadığımız noktadan resme yepyeni bir oyuncu dahil oldu: Clubhouse.

Aslında çok da yeni olmasa da, son 1 ay içerisinde önce yurt dışında sonrasında ise Türkiye’de inanılmaz bir ivme kazandı. Benim bu yazıyı yazdığım günlerde halen içerisi sanki tamamen girişimciler, reklamcılar, iletişimciler ve sosyal medyacılar ile dolu gibi gözükse de, çok kısa bir süre içerisinde gidişat değişecek ve malum homojen Türk kullanıcı grubu şeklini alacaktır.

Bu yenilik şu anda markaların tüm dikkatini çekmiş durumda. Sauron’un gözü gibi, eminim -ve biraz da biliyorum ki- şu anda Türkiye’de neredeyse tüm ana ajansların ve belli başlı markaların masasında “Clubhouse brief ’i” duruyor.

 

Olcayto Cengiz

Dijital Entegrasyon ve Deneyim Yöneticisi, Accenture Interactive

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 108. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.