Kimsenin kimseyi tanımaya zamanı yok

Reklamda iyi hikaye nasıl anlatılır sorusuna cevap vermek için önce zamanın ruhunu iyi anlamak gerektiğini düşünüyorum. 

Kenneth Branagh’ın 1996 yapımı Hamlet’i sinemalara ilk geldiğinde büyük tartışmalara yol açmıştı. Film tam 4 saatti ve orijinal oyunun tamamı, bütün diyaloglar dahil filmde vardı. Bu film o günlerde bile kendisine zor seyirci bulmuştu. Sanırım bugün işi çok daha zor olurdu.

Dizilerin sinemayı neredeyse yok ettiği bir döneme tanıklık ediyoruz.  Dünyada sinema bileti satışları her yıl gözle görülür biçimde düşüyor. Yeni seyirci artık istisnalar dışında bir seferde 3 saatlik bir hikayeyi izlemek dinlemek istemiyor. Kodları değişti diyebiliriz. 40 dakikada giriş gelişme ve sonuç almaya kodlanmış birine 3 saatlik filmi izletmek neredeyse imkansız.

Bir markamız için yapılan bir araştırmada şunu duymuştum. Reklamlar Instagram’da ortalama 2 saniye izleniyormuş. Interstellar’ı uzun ve sıkıcı bulanların reklamlara da maksimum 2 saniye dayanabilmesi o yüzden çok da şaşırtıcı değil.

Peki 2 saniyede hikaye anlatılabilir mi? Hemingway değilseniz, o da biraz zor. Dünyada yazılmış en iyi kısa hikaye kendisine aittir ve tam 6 kelimeden oluşur. “For sale: Baby shoes. Never worn.” Bu arada bu hikaye bile 2 saniyeye sığmıyor.

Hikaye anlatımındaki bu radikal değişim müzikte de aynı şekilde etkisini hissettiriyor. Günümüzün en iyi söz yazarlarından Michael Kiwnauka’nın şarkıları Spotify’da orijinalinden daha kısa. İlk duyduğumda şaşırmıştım ama gerçekten de öyle. Şarkıları kesilmiş, kısaltılmış ve baştan editlenmiş çünkü artık uzun şarkılar da dinlenmiyor. Hatta şarkı 30 saniyenin altında dinleniyorsa Spotify, sanatçıya para da ödemiyor. O zaman Kiwanuka’nın çok daha kısa sürede ne anlatacaksa anlatması gerekiyor.

Bret Easton Ellis uzun zaman önce yaklaşan bu tehlikeye karşı bizi uyarmıştı. Rules of Attraction isimli romanında karşısındaki çocuğu tanımak istediğini söyleyen kıza, kahramanımız “Kimsenin kimseyi tanımaya zamanı yok” demişti.

Gerçekten de öyle. Kimsenin kimseyi tanımaya zamanı yok. Hikayenizi dinlemeye merakı da oldukça az. O yüzden dünya dev bir bilgisayar oyununa doğru evriliyor. Herkes kendi hikayesini yazmak istiyor. Open World oyunlar genç yaşlı milyonlarca kişi tarafından oynanıyor.  Her yöne açılabilen hikaye kurguları insanlara kendi hikayelerini yazma, yaşama fırsatı veriyor. 

Şimdi bir de bunların üstüne metaverse geldi. Yakın gelecekte tüm sektörlerin üstüne düşünmesi gerekeceği bu sanal evren, markalar için de tamamen bakir topraklar. 

Bir reklam yazarı olarak hikaye anlatmak eskisine göre kesinlikle daha zor olacak ama aynı zamanda da heyecan verici olduğu bir gerçek.

Sözlerimi Spotify’ın en çok dinlenen şarkılarından biriyle bitirmek isterim. Harikulade sözlere sahip bu şarkı, geleceğimiz hakkında ipuçları da barındırıyor. Baby shark, doo, doo, doo, doo, doo. Baby shark, doo, doo, doo, doo, doo. 

Volkan Karakaşoğlu

TBWA Yönetici Yaratıcı Yönetmeni

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 117. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.