Keşif: Zeki Michael Keskin

Zeki Michael Keskin
Bağımsız Tasarımcı

1994 yılında İngiltere’de doğdu. Kültürel ve coğrafi olarak birbirinden farklı iki ülke arasında gidip gelmeli keyifli bir çocukluk geçiren Keskin’in renklere ve çizgilere ilgisi ise küçük yaşlarda başlıyor. Sekiz yaşında Türkiye’de okula başladığında henüz Türkçe bilmediği için derslerde boyama kitabıyla zaman geçiriyor ve liseyi bitirdikten sonra kendini Yeditepe Üniversitesi İngiliz Dili Edebiyatı’nda buluyor. Üniversitedeki ilk senesinin sonunda Grafik Tasarımı Bölümü ile çift ana dal yapmaya karar veriyor. Çizimden, üretmekten asla kopmuyor ve bunu bir yaşam biçimi haline getiriyor. Şimdilerde ise yoğunluklu olarak yurt dışındaki markalar için üretmeye devam ediyor.

Kamer Yılmaz Her şey nasıl başladı; illüstrasyon hayatınıza nasıl girdi?
Zeki Michael Keskin
Orta okulda yaşıtlarım bilgisayarlarına savaş oyunları yüklerken ben nedense Photoshop programı indirip annemlerin işlettiği restoranın menüsünü tasarlamıştım. Kağıda kokteyl bardakları çizip, fotoğraflarını çekip bilgisayarda boyadığımı ve tasarımda kullandığımı hatırlıyorum. Hayat karşına bir takım insanlar veya fırsatlar çıkartabiliyor. O anda algılayamıyorsun; ancak biraz zaman geçtiğinde bu farklı farklı noktalar birleştikçe, bir resim oluşuyor ve seni bugün olduğun kişi yapıyor. Dönüp baktığımda çok keyifli anılar biriktirdim ve hayatımda çok güzel insanlar tanıdım. 2012 yılında, lise mezuniyetimde Bodrum Marina’da Leman Çizeri Güneri İçoğlu ile tanışmıştım. Dergiye karikatür yollamamı önermişti. İşlerim hiç komik değildi, ama beş tane karikatürüm yayınlandığında dünyanın en mutlu çocuğu olmuştum. Üniversiteyi kazandığımda ise Gürbüz Doğan Ekşioğlu’nun öğrencisi olmak büyük bir gururdu. 2014 yılında Edel Rodriguez, Yeditepe’ye söyleşi ve workshop yapmaya geldiğinde onun tercümanlığını yapmak yine büyük bir motivasyon ve ilhamdı. Mezun olduğumda ise durum değişmedi. Kendi kendime bir şeyler üretme ihtiyacım hep vardı. Güzel işler gördükçe daha da acıkıyordum. Ancak Türkiye’de ne bir illüstrasyon ajansı vardı, ne de özgün tasarımın ve illüstrasyonun kullanıldığı bir alan. Reklam ve tasarım ajansları internetten hazır görseller satın alıyor, üzerine başlık ekleyerek müşterilere gönderiyordu. Benim de önemli bir reklam ajansında önce stajyer olarak ve daha sonra genç bir sanat yönetmeni olarak bu durumdan canım sıkılıyordu. Nerede işe girsem bir şeyler hep eksikti. Hazır yemek tadında işler üretmeyi sevmiyordum. Yemeğim yavaş pişsin, malzemesi doğru olsun istiyordum. Anlamlı ve özenli işler üretmek en büyük isteğimdi. Bir gün o çok sevdiğim illüstrasyonu bir araç olarak kullanmam gerektiğini fark ettim ve ajansı bıraktım. Üretme açlığımı gidermek için marka tasarımına ve ambalaj tasarımına yöneldim. O günden bugüne müşterilerimin problemlerini illüstrasyonla ve tipografiyle işimden keyif alarak çözüyorum.

Kamer Yılmaz Şu anda hangi alanlarda üretimler yapıyorsunuz?
Zeki Michael Keskin
İşlerim; marka tasarımı, görsel kimlik ve ambalaj tasarımına odaklanıyor. Sektörel müşteri seçmesem de genelde yeme-içme ve gıda alanından insanlar bana ulaşıyor.

Kamer Yılmaz Daha çok ambalaj tasarımına yoğunlaştığınızı görüyoruz; biraz bu alandaki üretim sürecinizden bahsedebilir misiniz?
Zeki Michael Keskin
Günümüzde her şeyin dijitalleşmesi ve kolaylaşması ile hızlı tüketmeye alışır hale geldik. Bu yalnızca fiziksel bir hızlı tüketim çılgınlığı değil. Duygusal olarak da tüketme ihtiyacı var.

Başka hayatlara, başka zamanlara göre eksik yaşıyoruz düşüncesi var.

Yaptığım işlerin elle tutulabilmesini ve insanları bir saniyeliğine olsa da bu telaşlı dünyadan almasını istiyorum. Sanki o ambalaj veya tasarım bu kirliliğin bir parçası değilmiş gibi olmalı. O kişiyi mutlu etmeli. Mutlulukla ve özveriyle tasarlandığını fark etsin o kişi. Üretme sürecim de burada başlıyor. Dijitali sadece bir araç olarak kullananlardanım. Bir projeye başlarken araştırmayı, fikri, kompozisyonu ve beyaz alanı ön planda tutuyorum. Bir çok tasarımcı gibi kağıt üstünde kalemle eskiz yaparak, lekesel düşünerek bütünü görmeye çalışıyorum.

Mutlu bir insanı yaşadığı şehirden alın başka bir şehre koyun orada yaşar ama mutlu olamayabilir. Ait olduğu yer farklıdır. Bir tasarımda kullanılan renkler, yazı tipleri, illüstrasyonlar, ikonlar, metinler aralarında bir kimya oluşturmalı. Sadece var olmak için orada olmamalı, oralı olmalı – oraya ait hissetmeli. Tasarımda kullandığım her bir parça ait olduğu yere kavuşuncaya dek keşif devam ediyor. Fikirler oturunca detaylara giriyorum ve sunum süreci başlıyor.

Kamer Yılmaz Yurt dışına iş yapmaya nasıl başladınız? Müşterileri nasıl buluyorsunuz?
Zeki Michael Keskin
Bağımsız olarak çalışma kararı aldığımda hiçbir şeyim yoktu. Ne bir müşterim, ne de kiramı ödeyebilecek param. Bir tek üretme açlığım vardı. Kız arkadaşımın evinde kalıyordum. O yaşta risk almayacağız da ne zaman alacağız?
Çok düşük bir bütçeye İstanbul’da bir kahvecinin kurumsal kimlik ve ambalaj işini aldım. Bunu yalnızca bir kere yapma kararı aldım. O yüzden kendimi feda edeceğim o markayı iyi seçtim. Amacım günü kurtarmak değil, kendime bir şey katmaktı.
O, 250 liraya yaptığım projeyi sanki, 10 bin dolarlık bir projeymiş gibi hayal etme cesaretinde bulundum ve ona göre çalıştım. Kendime yaptığım en büyük yatırım da o oldu. Ürettiğim işleri çeşitli platformlarda paylaştıkça, yurt dışında benzer işler isteyen markalar bana ulaştı. Eğer o işi 250 liralık bir iş değerinde yapsaydım, bundan sonra 250 liralık bir kitle bana ulaşacaktı. Birçok genç tasarımcı müşteri bulmanın en önemli kademe olduğunu düşünüyor. Halbuki kişilik, öz güven, yansıtılan duygu ve portfolyo tutarlılığı çok önemli. Müşteriler işlerini vasat yapacak veya günü kurtaracak birilerini aramıyorlar. O markayı bir adım öne taşımamızı isteyen, tasarımı bilen ve tanıyan bir kitle var.
Bu sebeple yurt dışına iş yapmak biraz uyum meselesi diyebilirim. İşlerimi görüp benimle tarzı uyuşan müşteriler bana kolaylıkla ulaşıyor.

Kamer Yılmaz Türkiye’deki müşterilerle, yurt dışındakileri kıyasladığınızda ne gibi farklar çıkıyor ortaya?
Zeki Michael Keskin
Türkiye ve yurt dışı arasındaki en büyük farklar butik markalarda öne çıkıyor. Ülkemizin ekonomik durumu ve toplumda tasarım eğitimi eksikliği temel farklar. Bunlar bire bir müşteri-tasarımcı ilişkilerini de etkiliyor. Örneğin, patronlar, kurucular veya marka sahipleri marka için önemli olana odaklanmak yerine kendi isteklerine odaklanmayı tercih ediyorlar. Bu da tasarıma yansıyabiliyor ve zarar verebiliyor. Büyük markalarda bile bu durum söz konusu.

Stratejik olarak da temel eksikliklerimiz var. Ülkemizde yeni kurulan bir marka beş veya on senelik bir yol haritası çizemiyor. Kısa dönemde sonuç görme telaşı var. Para kazanamazsa beş ay sonra tabelayı indirip gidecek. O yüzden bizim işleri ticaret sanıyor.

Yurt dışında en küçük markalar bile girişim planları ve hedef ler yapıyor. Tasarımı tanıyan bir kültürleri var. Her şeye rağmen geçtiğim yollara, tanıdığım insanlara minnettarım! Türk esnafına sözünü geçirebilen, ona bir şeyler katan tasarımcı, bence dünyaya kök söktürür!

Kamer Yılmaz Freelance çalışmanın sizin için avantajları ve dezavantajları nasıl?
Zeki Michael Keskin
Kendi ritmimde ilerleyebilmeyi çok seviyorum. Çok uzun zamandır bağımsızım, tam zamanlı çalıştığım yerlerde çok iyi anılarım yok açıkçası. Reklam ajansında staj yaparken öğle arasında yemeğimi hızlıca yiyip spora inmiştim. Kıdemli sanat yönetmenlerinden biri “Burayı Londra sandın galiba, işleri bitir öyle yap sporunu!” diye takılmıştı. Kendi sınırlarını çizebilmek, kendi yaptığın işten sorumlu olmak, yaptığın işe kendi hayat tarzını yansıtmak benim için önemli.
Başka bir avantaj da farklı farklı insanlarla tanışmak. Freelance’e başladığınızda kulaktan kulağa oynamanıza ve akıl okumaya çalışmanıza gerek kalmıyor. Aradan müşteri temsilcisi, marka direktörü ve birsürü insan çıkıyor. Doğrudan tasarımını yaptığınız ve sorumlu olduğunuz insanla muhattap oluyorsunuz. Markanın hikayesini ve özünü onlardan dinleyebiliyorsunuz. En güzel kısmı da o marka yeni kurulmuşsa hikayesinde ve özünde yer almak!

Benim için bir dezavantaj olmasa da, freelance çalışmanın en korkutucu tarafı düzenli bir geliri olmaması. Fakat, eğer tek tabanca çalışma kararı aldıysanız o aradan çıkan bir sürü insanın bütün görevlerini üstlenmeniz gerekiyor. Bu da kendi muhasebeciniz olmak, gelir gider takip edebilmek ve finansal plan yapabilmek demek.

Kamer Yılmaz İlham aldığınız sanatçılar, illüstratörler var mı?
Zeki Michael Keskin
İsimler saymakla bitmez. Fakat şu sıralar LAND design, Violaine & Jérémy, Jonathan Schubert, Benny Gold ve Louise Fili gibi isimlerin işleri ve yaşam tarzları benim için büyük bir ilham.

Kamer Yılmaz Hayalleriniz neler?
Zeki Michael Keskin
Doğru insanlarla ve müşterilerle çalışmaya çok inanırım. O yüzden aldığım projeleri iyi seçmeye çalışıyorum. Uzun vadede hayalim, her aldığım projenin büyük resimde anlam kazanması. Tasarımcı olarak aslında birer süper kahramanız. Güçlerimizin, değerimizin farkında olmalıyız. Umarım ülkemizde buna inanan insan sayısı artar. Zamanla yetenekli bir ekiple beraber uluslararası, adından söz ettiren büyük işler yapmayı çok istiyorum.

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye 97. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.