Keşif: Yaren Yavuz

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi’nde Grafik Tasarımı Bölümü’nde okumaya devam eden Yaren Yavuz, bu sayımızda keşif bölümümüzün konuğu oldu.

Yavuz, bir yandan da proje bazlı ve freelance olarak tasarım ofislerinde çalışıyor. Yavuz, çizimlerinde formlarla oynamayı, yeni biçimler aramayı ve stilize karakterler yaratmayı sevdiğini belirtiyor. Boş zamanlarını genellikle kaykayıyla geçiren Yavuz, aynı zamanda gitar çalmayı ya da yürüyüşe çıkıp analog fotoğraflar çekmeyi seviyor ve yürüyüşlerinde olur da güzel bir okuma köşesine rastlarsa diye mutlaka kitabını eksik etmiyor.

Yaren Yavuz,                                                                 Freelance İllüstratör

Burak Becan: Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde grafik tasarım öğrencisisin. Akademik hayatını düşündüğünde aldığın eğitimin yeteneğinin üzerine neler kattığını düşünüyorsun?

Yaren Yavuz: Küçüklüğümden beri resim ile hep iç içe oldum. Güzel sanatlar liselerinin var olduğunu öğrendiğimde ise hiç düşünmeden resim bölümüne yöneldim. Lisede, İzmir Ümran Barandan Güzel Sanatlar Lisesi, Resim Bölümü’nden mezun oldum. Daha sonra ise yoluma grafik tasarım ile devam ettim. Başta grafik tasarım ve resim disiplinlerinin tamamen farklı olduğunu düşünerek okul yıllarımı geçirirken, zaman geçtikçe iki alanın birleşimi ile beni çok daha fazla tatmin eden çalışmalar yapmaya başladığımı fark ettim. Grafik tasarımın çizimlerime, düşünüş şeklime ve yaratım sürecime yepyeni bir bakış açısı kattığını rahatlıkla söyleyebilirim.

Burak Becan: Neden illüstrasyon? Çalışmalarında ilham kaynağın neler oluyor?

Yaren Yavuz: Çizim yapmak küçüklüğümden beri en büyük tutkumdu. Ben de her zaman onun beni peşinden sürüklemesine izin verdim. Kağıt kalemden ne kadar uzak durursam o kadar aksi ve mutsuz bir insana dönüşüyorum.

Çalışmalarımın ilham kaynağını ise genellikle dişil enerjide ve kadın vücudunda buluyorum. Çizdiğim balık etli, dolgun göğüslü ve kalçalı kadınlar benim modern Kibelelerim. Onlar özgürlüğün, üretkenliğin ve şefkatin biçim bulmuş halleri benim için.

Burak Becan: Çizimlerini hareketli görüntüler haline dönüştürme fikrine nasıl bakıyorsun? Dijital dünyanın gelişmesiyle gelecekte yapacağın işler hakkında neler öngörüyorsun?

Yaren Yavuz: Çizimlerimi hareketlendirme konusunda oldukça heyecanlıyım. Tabii ki şimdiye kadar birkaç animasyon denemem de oldu. Fakat asıl hayallerimde geleneksel animasyon ile hareketli görüntü tasarımını birleştirmek var ve bu konuda hâlâ çok yeni olduğumu söylemem lazım. 🙂 İleride ise ağırlıklı olarak konsept sanat ve hareketli görüntü tasarımı üzerine çalışmalar, deneyler yapmak istiyorum. Çizimlerimi hareketli bir halde görebilmek bana büyük haz veriyor. Fakat dijital dünyanın gelişmesiyle birlikte artan olanaklar beni bir taraftan çok heyecanlandırsa da bir taraftan da korkutuyor. Açıkçası daha fazla analog işler yapmak istiyorum. Sürekli ekrana bakarak iş üretmek bir süre sonra üretkenliği kısıtlıyor. Onun yerine, boya kokuları ile birlikte deneyler yapmak, ayakkabılarımı ayağıma geçirip dışarı çıkıp dolaşmak ve temiz havada eskizler almak ise tam anlamıyla terapi oluyor. Bazen işlere kapıldığımda bu duygudan gittikçe uzaklaştığımı fark ediyorum. Yani evet kesinlikle gelecek planlarımda bol bol konsept sanat ve hareketli görüntü tasarımı var, fakat onların yanı sıra ekranda daha az vakit geçirerek üretmek de var.

“Çalışmalarımın ilham kaynağını ise genellikle dişil enerjide ve kadın vücudunda buluyorum. Çizdiğim balık etli, dolgun göğüslü ve kalçalı kadınlar benim modern Kibelelerim. Onlar özgürlüğün, üretkenliğin ve şefkatin biçim bulmuş halleri benim için.”

Burak Becan: Farklı mecralar için hazırladığın tasarımlar var. Peki çizmekten en çok keyif aldığın işler hangileri oluyor?

Yaren Yavuz: Sanırım kitap kapağı tasarımı yapmak benim için ayrı bir zevk. Yanımdan kitap eksik olmaz. İyi tasarlanmış kapakları ve dizgileri olan kitapları biriktirmeye de bayılırım. Şimdi ise bazı kitapların tasarım kararlarını verebilmek gerçekten çok iyi hissettiriyor. Tabii bir de kaykay tahtası tasarımları yaparken çok mutlu oluyorum.

Burak Becan: Hedeflerin ve hayallerin neler? Bunların şu an için neresindesin?

Yaren Yavuz: Hayalim, eskiden beri şehirden uzak bir yerden bütün dünya için çizimler ve tasarımlar yapabilmekti. Sanırım hayatı hızlı yaşamayı seven insanlardan biri değilim. Sessizlik içinde çalışabileceğim bir atölye, az insan ve bol bol ağaç beni dünyanın en mutlu insanı yapıyor. Pandemi sebebiyle İstanbul’dan çok daha sessiz, şehir dışında bir yere taşınma ve hem Türkiye’den hem de yurt dışından gelen projeleri evimden yapabilme imkanı buldum. Bu anlamda kendimi şanslı hissediyorum. Fakat insan, kimyası sebebiyle sürekli bir değişim içinde. Yani mutluluğumun üç ay mı yoksa yıllarca mı bu şekilde süreceğinden emin olamıyorum tabii ki. Ama hayatta her şey belirli olsa ondan bu denli keyif alamayacağımın da farkındayım.

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 107. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.