Keşif: Ozan Atalay

Freelance illüstratör Ozan Atalay, bu sayımızda keşif bölümümüzün konuğu oldu.

 Ozan Atalay                                               Freelance İllüstratör

1996 yılında Antalya/Kumluca’da doğdu. 11 yaşında Kumluca’daki tek resim kursuna biraz oyalanmak için gönderilince, hâlâ heyecan duyduğu bir dünya ile tanıştı. Antalya’da Güzel Sanatlar Lisesi’nde Resim Bölümü’nde okuduktan sonra Anadolu Üniversitesi Güzel Sanat Fakültesi Grafik Bölümü’nden mezun oldu. Hâlâ aynı üniversitede yüksek lisans ile eğitim hayatına devam eden Atalay, aynı heyecanla çizmeye ve üretmeye devam ediyor.

 

Burak Becan: Çalışmalarınızda genellikle bedenler ve yüzler üzerine yoğunlaştığınızı görüyorum. Bunun özel bir sebebi var mı?

Ozan Atalay: Aslında bedenler ve yüzler pek kullanmıyorum. Dönem dönem beslendiğim ve üretmek istediğim konular değişiyor. Bir çizimde portre olunca insanların istemsizce o çizimle daha fazla bağ kurduğuna inanıyorum. Persona serisi de kendimi çalışma düzenine sokmaya çalıştığım bir dönemde çıktı. Aslında amacım, duygular üzerine bir seri yapmaktı. Duygularımızın en fazla okunduğu yer mimiklerimiz; ama yüzlerde sıfat da betimlendiğinde ister istemez gökyüzündeki bulutları birisine benzetmek gibi kaşı gözü olan şeyleri birisine benzetme dürtüsü doğduğunu düşünüyorum. Bu yüzden herkesin kafasında farklı yorumlanabileceği şekilde yüzleri boş bırakıp bir tip yerine benim kafamda daha karakteristik bir benlik temsil eden nesneler ve objelerle birleştirmeyi tercih ettim.

 

Burak Becan: Çalışmalarınızda ilham kaynağınız neler oluyor? Ve ilham aldığınız sanatçılar hangileri?

Ozan Atalay: Beni çizmek konusunda en çok motive eden şey diğer üreten insanlar oluyor. Aslında sadece illustrasyonda değil ahşap oyan birisini veya eski çağlardan kalan bir iş bile görünce “ne yapmışlar bee….” diye heyecanlanıp ben kendi tarzımda neler yapabilirim diye hayal kurmaya başlıyorum direkt. O yüzden ilham aldığım çok kişi var ama şu an sayabileceğim Galip Tekin, Szukalski, Android Jones ve şu sıralar merakla takip ettiğim Raul Urias var.

Burak Becan: Dijital dünyanın giderek gelişmesiyle gelecekte yapacağınız işler hakkında neler öngörüyorsunuz?

Ozan Atalay: Dijitalleşmenin getirdiği hız ve geri alma tuşuyla aslında bir anda üretim bolluğu oluştu. Ben de bir kaç senedir dijital çizime ağırlık veriyorum. Ama dijital çizimin ne kadar kolaylığı olsada şu tableti almadan önceki, bir işe başlama rahatlığını kaybettim gibi hissediyorum. Yani gelecekte işlerimi dijital hayal ederken bir yandan da kağıt kalemle daha fazla haşır neşir olacağımı düşünüyorum.

“Dijitalleşmenin getirdiği hız ve geri alma tuşuyla aslında bir anda üretim bolluğu oluştu. Ben de bir kaç senedir dijital çizime ağırlık veriyorum.”

Burak Becan: Farklı mecralar için hazırladığınız tasarımlar var. Çizmekten en çok keyif aldığınız işler hangileri oluyor?

Ozan Atalay: Yani galiba herkes gibi biraz daha serbest bırakıldığım işlerden daha çok zevk alıyorum. Son zamanlarda çizmekten en keyif aldığım iş; posterlerini ve bütün yan ürünlerini tasarladığım aslında hiç var olmayan, büyük ihtimalle de olmayacak olan kendi kendime hayal kurup yaptığım müzik festivali olan “Festival Alavarza” oldu.

Burak Becan: Hedefleriniz ve hayalleriniz neler? Bunların şu an için neresindesiniz?

Ozan Atalay: En büyük hayalim ve hedefim galiba 11 yaşındaki heyecanımı kaybetmeden çizip bu çizimlerimle de hayatımı geçindirebilmek. Hele o işlerle de dünyanın farklı yerlerini gezebilmek, tadından yenmez bir hayal benim için. Ben şimdilik hayatını geçindirebilme kısmının başlarındayım. Ama heyecanım hala aynı.

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 109. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.