Keşif: Niyazi Selimoğlu

 

 

Niyazi Selimoğlu
Character Artist / Digital Sculptor

 

 

Oyun, animasyon veya 3B baskı (3D Print) için 3 boyutlu karakterler hazırlayan Niyazi Selimoğlu, teknik olarak iş akışı zaman zaman değişse de temelde sanal ortamda heykeltıraşlık yapıyor.

Aslında Sakarya Üniversitesi’nde ekonomi üzerine bir eğitim almışsın. Kendi alanından çok uzakta bir alanda çalışıyorsun. Her şey nasıl başladı?

Ekonomi okumayı hiçbir zaman istemedim aslında. Lise bittikten sonra babam şakayla karışık “üniversiteyi kazanamazsan köyde çay toplarsın” diyordu. O ruh haliyle puanım yeten ve eve yakın olan üniversiteleri yazmıştım. 5 yıl sonunda vasat bir öğrenci olarak 2,01 not ortalaması ile mezun oldum.
Her çocuk gibi ben de oyun oynamayı çok seviyordum. İlk bilgisayarım IBM 486’ydı, babamın çalıştığı bankanın deposundan almıştık. Bunun dışında Atari’ler, Commodore 64’ler, Amiga 500’ler aklınıza hangisi geliyorsa hepsinde oyun oynadım. Lisedeyken amatör olarak oyunlar hakkında incelemeler yazıyordum.
Sonra tabii merak etmeye başlıyorsun: Bu oyunlar nasıl yapılıyor, ben de yapabilir miyim, nereden başlamalıyım? Biraz araştırdım bu konu hakkında. Bazı kitaplar satın aldım, sonra bu iş için kullanılan yazılımları buldum ve boş vakitlerimde öğrenmeye başladım. İnternetin çok yaygın olmadığı, hani 15 dakika internete bağlanmak için uğraşıp 2 dakika bağlı kalabildiğin zamanlar.
İlerleyen dönemde de meslek olarak yapmaya karar verdim. Tabii yeni şeyler öğrendikçe farklı alanlara kaymaya başlıyorsunuz. Oyun, animasyon vs. bu tarz işlerin içerisinde de çeşitli uzmanlık alanları var.
Bunların arasında 3 Boyutlu karakter modelleme/dijital heykeltraşlık daha çok ilgimi çekmeye başladı, o zamandan beri kendimi bu alanda geliştirmeye çalışıyorum.

The Joker

Character Artist / Digital Sculptor olarak Türkiye’de bu alanı nasıl yorumlarsın? Ne kadar yaygın? Çalışma olanakları nasıl? Yurt dışıyla kıyasladığında ne gibi farklılıklar çıkıyor?

Sayısız tecrübem yok ama genel olarak bizdeki işler biraz daha küçük yapımlar; hem ekip olarak hem bütçe olarak. Avrupa, Asya ya da Amerika’daki gibi büyük prodüksiyonlar ve şirketler yok. Uluslararası alanda çok güzel işler yapan firmalarımız var ama sayısı çok az. Dolayısıyla Character Artist/Digital Sculptor gibi bir pozisyon bizde biraz lüks oluyor. O yönde bir ihtiyaç olmuyor.
Daha çok 3D Artist/Generalist pozisyonlarında iş imkanım oldu. Bunu basitçe açıklarsak, Türkiye’de 3 Boyutlu bilgisayar grafiği ile ilgili bir işte çalışacaksanız sizden sadece 3 Boyutlu karakterler yapmanızı beklemiyorlar. Çoğu firmada birden fazla işi yapmanız gerekiyor. Yeri geldiğinde mimari, ortam modelleri yapabilirsiniz. Yaptığınız modelleri boyayıp, malzemelerini atayıp yapılan sahneleri veya modelleri ışıklandırmanız gerekebilir. Hatta bazen rig ve animasyon da yapmanızı isteyebilirler. Bu arada rig, modellediğiniz karakterlerin içine iskelet sistemi yerleştirme, karakterlerin anime edilebilmeleri için yapılan bir işlem.
Yukarıda saydığım birçok işi aslında farklı insanların yapması daha uygundur ama Türkiye’de işin boyutuna göre tek kişinin yaptığı da oluyor. Ben de zamanında bu şekilde çok çalıştım.
Türkiye’de genelde çalışma saatleri çok fazla. Özellikle reklam ve animasyon yapan şirketlerde mesai saatleri çok yoğun. Tatiliniz olmaz, hafta sonu işe gidersiniz. Bazen eve gitmediğiniz olur. Ekonomik sorunlar yaşarsınız, sosyal haklarınızdan mahrum kalabilirsiniz. Yurt dışına sadece freelance çalıştım, fulltime çalışma durumu olmadı. İşten işe farklılıklar olabiliyor yurt dışındaki işlerde de. Çalıştığım müşterilere göre yurt içinde yaşadığım sorunların benzerleri de oldu tabii, olmadı değil. Ama özellikle bazı büyük firmalarla çalışma şansım olmuştu. Kesinlikle daha profesyonel olduklarını söyleyebilirim. Ne istediğini bilmeyen, size 1000 tane revizyon gönderip saç baş yolduran adamlar yoktu. İşin ekonomik kısmı ise Türkiye’ye göre çok daha adil ve stabildi. Yine de daha net bir kıyaslama yapabilmek için yurtdışında fulltime çalışmayı isterdim.

Pale Man

Bu meslekte seni en çok neler zorluyor?

Yeterince pratik yapamamak. En büyük sorun zaman ve insanlarla uğraşmak. Yeterince zamanım olmuyor. Elimin tembelleşmemesi için pratik yapmam gerekiyor ama bir taraftan işler var, teknoloji sürekli gelişiyor, onları takip etmem gerekli. Her gün yeni yazılımlar, yeni sürümler çıkıyor. İnsanlar ise ayrıca yoruyor. İş gereği konuyla alakalı-alakasız bir sürü insanla muhatap olmanız gerekiyor.
Her işe başlarken, “acaba bu sefer yapabilecek miyim?” stresi hep oluyor.

Kimlerden ilham alıyorsun, kimleri takip ediyorsun?

Takip ettiğim çok fazla yerli/yabancı sanatçı var. Hepsini tek tek yazmak mümkün değil maalesef. Aklıma ilk gelenler; Andy Bergholtz, Tony Cipriano, Alex Huguet, Gio Nakpil, Rick Baker, Samuel Poirier.
Yerli sanatçılardan Murat Daşkın, Bülent İşcan, Ziya Göncü, Can Tuncer, Cemre Özkurt, Kürşad Karataş. Gerek sosyal medyadan, gerekse internette bulduğum geçmişten günümüze ilham aldığım çok fazla insan var. Hem dijital hem de geleneksel çalışan sanatçıları sürekli takip ediyorum. Özellikle Pinterest bu iş için çok uygun; bulduğum sanatçıları ve işleri oraya kaydediyorum.

İleriye yönelik neler yapmak istiyorsun? Hayallerin neler?

Yaptığım işi daha iyi yapabilmek, daha fazla şey öğrenebilmek, sadece bu işle ilgili değil; bu işin dışında merak ettiğim bilim, teknoloji, sanatla ilgili şeyler de var.
İleride vaktim olursa ve tabii ekonomik şartları da yerine getirebilecek olursam kendime bir atölye açmayı çok istiyorum. Belki bir gün o da olur…

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye Ocak 2018 sayısında yayımlandı.

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.