Keşif: Emre Yusufi

78. sayımızın Keşif sayfalarının konuğu sanatçı, tasarımcı ve müzisyen Emre Yusufi oldu.

Emre Yusufi 
Sanatçı, Tasarımcı, Müzisyen

 

 

 

1981 İstanbul doğumlu Emre Yusufi, Floransa’da Academia Italiana Güzel Sanatlar Okulu’ndan mezun olduktan sonra B.A. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Sanatlar Bölümü’nden ve Yeditepe Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı ve Grafik Sanatları’ndan yüksek lisansını aldı. Sonrasında chief art director olarak Lemonade “Refreshing Ideas” reklam ajansının kurucu ortağı oldu. Halen yaratıcı ekibi ile Türkiye pazarına yönelik kampanya ve reklamları yönetiyor. Reklamcılık kariyerinin yanı sıra İtalya ve İstanbul’da da uluslararası sanat sergilerine katılıyor.

Tam olarak neler yapıyorsun?

Birçok şey… Öncelikle reklamcıyım. Lemonade “Refreshing Ideas” reklam ajansının kurucu ortaklarından biriyim. Sanat üreten bir kimseyim. Şimdileri insanlar beni yaptığım Hercules heykel ve tablolarım ile tanıyor. Müzisyenim. Zeytin adında bir müzik grubum, “Merhaba Ben İnsan” adında reggae-rock tarzında bir albümüm var. Sporcuyum ama lisansları saymaya gerek yok. 🙂

“Hercules On Ride” heykellerinin hikayesi nedir?

Heykellerden önce fotoğraflar vardı ama altyapısı aynı fikre dayanıyor. Heykellere cesaretim ve bilgim arttıktan sonra girdim.

Üniversiteyi Türkiye’de mi okurum yoksa yurt dışında mı okurum derdindeyken, 1998 yılında Floransa’da Academia Italiana Güzel Sanatlar Fakültesi’nde bir sömestr resim ve sanat eğitimi aldım. Bu dönemde Floransa’da yaşadım. Şu an konu ettiğim Hercules ile orda tanıştım. Rönesans döneminin mükemmel anatomisi, kusursuz uygulamalar ve devasa boyutlardaki heykeller… Her gittiğim meydanda skeç defterimi çıkarıp farklı bir açısından çiziyordum. Yıllar sonra hayat beni sanat yapma yolunda biçimlendirdiğinde, iyi ve etkili bir fikir bulmak gerekiyordu önce. Ben de “Neden bir tanrı hayatın içinde nesnelleşmesin, kimlikleşmesin ve bir form almasın bizler gibi?” dedim. (İlham her zaman köklerden ve yaşadıklarınızdan gelir. Yaşamadığınız, görmediğiniz, duymadığınız, hissetmediğiniz hiçbir şey size ilham veremez.) O zaman tanrıyı insanların bilebileceği en tanıdık form olan heykel formunda hayatın içine sokmayı düşündüm. Sonra da “Motorsiklet kullanan Hercules heykeli çok etkili olur” dedim. Hem Hercules zaten insan olmaya imrenen yarı-insan yarı-tanrı. Babası Zeus ama annesi ölümlü. “Ondan daha çok insan hayatının neye benzediğini merak eden bir tanrı yok ki” dedim ve motorsiklete binen Hercules işini yaparak bu seriye “Hercules On Ride” diyerek başladım serüvene.

Reklamcı, sanatçı ve müzisyensin. Bu üçü de yaratcısı sıfatlar. Yaratıcılığını ilk ne zaman keşfettin?

Burada sanırım genetik bir durum söz konusu. Rahmetli babam Zeki Yusufi, benim de mezun olduğum, eski adı ile Tatbiki Güzel Sanatlar Okulu (Marmara GSF) mezunu ve sınıf arkadaşı sevgili Alinur Velidedeoğlu ile reklamcılık kariyerlerine birlikte bir ajans kurarak başlıyorlar. Babam bir yandan resim yapar ve aynı zamanda yan flüt çalardı. Ben ilk tablomu 4 yaşında yapmışım, her zaman duyduğumu gerisim geriye çalabildiğim küçük bir orgum vardı ve mesleki seçimimi daha orta okul yıllarında “ben grafik okuyacağım” diye belirlemiştim. Fakat şu anda bu röportajı sizinle yapabilmememizin tek nedeni annemdir. Uluslararası bir küratör olan annem beni sanata yönlendirdi ve birçok yabancı sanat platformunda işlerimin yer almasını sağladı. Böylece şimdiki yönümü belirleyebildim.

Kimlerden ya da nelerden ilham alıyorsun?

Tarihten, olaylardan, kanaat önderlerinden, teknolojiden, filmlerden, müziklerden… Bu belki biraz klasik bir cevap oldu. Fakat bu saydıklarımın etkisi altında adını çok koyamadığım ve tanımını yapmakta zorlandığım bir düşünsel akışın içerisinden, yapmam gereken işi, yapmam gereken zamanda yapıyorum. Buna öngörü de diyebiliriz. 6. his de, orası biraz karışık. 🙂

12 yıldır Lemonade’in kurucu ortaklığını yürütüyorsun. Bu süreçte şimdiki tarzına baktığında orada yaptığın işlerin sana ve iş yapış şekline etkisini nasıl yorumlarsın?

Benim bakış açım ve icra ediş biçimime göre reklamcılık; mükemmeliyet, detaylarına kadar ince bir işçilik, iyi ve akılda kalıcı bir fikir, bunu doğru karşılayan bir görsel ve son olarak da bıraktığı etki üzerine kurulu. Lemonade’in art kısmının başında olduğum zamanlardan günümüze, sanat yapış biçimim arasında köprü bu saydıklarım üzerine kurulu. Şimdileri adına sanat dediğimiz harika teknik ve uygulamalar var elbet. Ben kendimce mükemmelleştirmeye çalıştığım tekniğimin üstüne reklamcı düşünce biçimi ile bir de sağlam bir fikir ekliyorum. Aslen doğru sırada gidersek, önce fikri buluyorum.

 

Bu yazı ilk olarak Campaign 78. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.