Keşif: Doruk Akı

Keşif sayfalarımızın bu ayki konuğu Freelance İllustratör Doruk Akı oldu.

1992 Mart’ında İstanbul’da doğdu. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Grafik Tasarım Bölümü’nü bitirdi. Çizgi film izleyip, yaratıklar tasarlayıp, onları savaştırmakla çocukluğunu geçiren Akı, bir süre editoryal illüstrasyon, çocuk kitabı illüstrasyonu, mobil oyun arayüzleri, karakter tasarımları ile uğraştı. Grafik tasarımcı kimliğiyle de bulunduğu kreatif ajanslar olsa da kalbi hep çizimden yana oldu. Şimdilerde ise freelance olarak çalışmakta.

Burak Becan: Ne zamandır çizimle ilgileniyorsunuz?
Doruk Akı: Çizime olan merakım çok küçük yaşlardan başlamıştı. Yaşadığım mahallede herkes sokakta oyun oynarken, ben kendimi evde resim yapmaya kapatırdım. Fantastik kavramlara olan merakım çok derindi, edindiğim arkadaşlarım da bana benzer insanlardı. İlkokulda oturup tartışa tartışa yaratıklar tasarlayıp, çizip, savaştırdığımızı hatırlarım. Daha sonrasında ders, ödev, sınav derken biraz uzaklaştım, ama lisede fen, matematik, geometri derken, çizimle bağlantılı bir şeyler yapmam gerektiğini farkettim. Ve güzel sanatlarla alakalı bir şeyler okumak için çalışmaya başladım.

Burak Becan: Etkilendiğiniz ve ilham aldığınız sanatçılar kimler?
Doruk Akı: İşlerini özellikle takip ettiğim birkaç illüstratör var. Bunların en başında James Jean, Wylie Beckert ve Jake Morrison var. Tarzları, ele aldıkları konseptler, işlerini üretme şekilleri birbirlerinden çok farklı fakat, işlerini gördüğümde en çok zevk veren isimler bunlar. Kendi görsel tarzıma en yakın dil Jake Morrison ancak, ebeveyn çizerler olarak üçünü de çok büyük bir zevkle kafamın üstüne yapıştırabilirim. Diğer yanda ise küçüklüğümden beri Japon ve Amerikan animasyonlarına olan hayranlığım var. Şu an en çok etkilendiğim seri, Adventure Time. Zaten işlerime bakıldığında da insanların ilk aklına gelen isim o oluyor.

Kullandığım uygulama ve cihazların elverişliliğine göre çizim tarzım değişiyor elbette, ancak son zamanda çizgisel işler ana odağımda. Bu sebeple ilham aldığım kaynaklar da bu yönde.

Burak Becan: Karakalem de çalışıyorsun renklendirme de. Eski usül çalışmak mı dijital çalışmak mı seni daha iyi hissettiriyor?
Doruk Akı: Elime kağıt kalem aldığımda bir çizer olarak tabii ki verdiği zevk ve esneklik bir başka oluyor. Ancak dijital mecralar her zaman daha çok ilgimi çeken taraf oldu. Kendini iyi hissettirme konusuna değinecek olursak, eski usül işler ufak boyutlarda da olsa, görsel olarak daha tatmin edici geliyor. Ancak sınırın dijital tarafında kalmak kendimi daha iyi hissettiriyor. Büyük ebatlarda klasik tarzda bir çalışmam olmadı daha önce, ama olmasını isterim tabii ki.

Burak Becan: Bir şey üretirken sürecin en keyif aldığın anı hangisi oluyor?
Doruk Akı:
İşlerimde sembolik öğeler kullanmayı çok seviyorum. Hikayeyi dümdüz anlatmaktansa, hikayeye referans olacak semboller, kompozisyonlar kuruyorum. Bu kompozisyonlarla ilgilenmek en çok keyif aldığım an. Sonrasında hangi içeriği nasıl kurgulayacağım kalıyor. Bunun yanında kimsenin dikkat edip de üzerine düşünmeyeceği detaylar eklemek çok eğlenceli.

Burak Becan: Hayallerinden bahsedebilir misin? Geleceğe dair planların neler?
Doruk Akı:
Farklı farklı işlerde çalıştım. Ama döndüm dolaştım tekrardan, illüstrasyon odaklı bir işte çalışma hayalleriyle 2020’ye başladım. Stüdyo açmak istiyorum. Yan işlere ihtiyaç duymadan, kendimi illüstrasyonla ayaklarım üstünde tutmak en büyük hayalim. İlerde, yeteri kadar işim biriktiğinde kendi sergimi açmak da ikincisi.

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye 96. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.