Keşif: Aybars Gürlü

90. sayımızın keşif sayfalarının konuğu Art Direktör Aybars Gürlü oldu.

Aybars Gürlü tam olarak kimdir bize kendinizden bahseder misiniz?

En önemli şeyim ailem, en severek yaptığım iş de reklam düşünmek ve tasarlamak. Otodidaktik biri oldum; okulla ilişkim daima okulun kaynaklarını sömürmek üstüne oldu. İşletme, Güzel Sanatlar ve İletişim Tasarımı sürdüremediğim okullar arasında… Çizmeyi sevdiğim için dergilerde, pazarlamayı sevdiğim için B2B şirketlerinde çalışıp her seferinde reklamın cazibesine tekrar kapıldım. Diğer sevdiğim, becerebildiğim şeyleri bunun içine yedirmeyi deniyorum.

Yaptığınız çalışmaların ilham kaynaklarını, dayandıkları detayları bize anlatın desek, neler derdiniz?

Eskiden sevdiğimiz işler müşteri brieflerinden çıkardı. Önce, serbest piyasa ekonomisi ortalığı dağıttı; sonra facebook çıktı ve markalar dünyadaki en uç örnekleri görmeye, ‘bize de böyle şeyler düşünsenize’ demeye başladı. İlhamın sözlükteki karşılığının aksine (içe doğma ile gelen yaratıcı düşünce) ben de veri okumaya başladım. Çalıştığım markanın kitlesini ne kadar incelersem o kadar kafam açılmaya başladı. O insanlardan biri oldukça da daha odaklı fikir üretmeyi öğrendim. Odaklanmayı artırmak kısmında tabii ki belli isimlerden yardım aldım… Tom Waits, Hümeyra, Marry Wells Lawrence, Bill Conti, Bob Dylan, Emin İgüs, İngiliz Hasta, Vermeer, bir adet de Tag Heuer kampanyası 🙂

Eleştiri aldığınız aykırı bir çalışmanız oldu mu?

Bir markaya haftalarca uğraşıp ‘one shot’ bir çıktı oluşturmak, tek bir görsel, tek bir promosyon materyali üretmek yeterince eleştirilen bir şeydi eskiden. Ajans bütçelerinden dolayı kendim yapmam da. El emeği işlerin daha kalıcı olduğu, kolayca yayıldığı ve bu işlere marka zekasını göstermek için ihtiyaç olduğu zamanla ortaya çıktı.

Mesleğiniz dışında hobi olarak yaptığınız çalışmalar var mı?

İki yıl önce oturup evde tasarımcıların yüzüne bakmadığı nesneleri listeledim. Banyo, gider kapağı, çivi, doğalgaz borusu… 120 kalemlik bir liste çıkardım. Oturup bunlara düşük fiyatlı ama ortamı güzelleştirecek ürünler çizmeye başladım. Üretim teknolojilerini araştırdım, bazılarına prototipler yaptım. İstediğim yere gelene kadar da hobi olarak ilerleteceğim bir proje.

Yurt dışından ve yurt içinden takip ettiğiniz sanatçılar kimlerdir?

Joshua Smith, Luke Waller, Christopher Nolan, Christine Gignac, Wally Pfister, Amael Isnard, Ai WeiWei… İsim değil de yaklaşımlarını takip etmeye çalışıyorum.

Kariyerinize yönelik gelecek planlarınızdan söz eder misiniz?

Çalıştığımız markalar, ürünler zaten hep benzeri olan, bizde de var diye yapılan şeyler. Bu topluma uygun ihtiyaçlardan doğmadığı için de hikayeleri, konumlandırmaları sahici durmuyor. Hikayesini, tonunu, çözümünü içinde barındıran ürün fikirleri tasarlayarak daha yararlı olabilirim müşterilere. Bunu da gerçeğe dökmeye uğraşıyorum. Sert ajans şartlarından dolayı yavaş da olsa ilerleyen projeler var. Yapabilirsem ya da birileri yapabilirse markaların da ajansların da kurtuluşu olacak bence. Belki sektör de fast food diyebileceğimiz, zaten ünlü olan şarkıya laf yazmak gibi bir kalıcılığı olmayan yaklaşımlardan tekrar fikir konuşulan bir yere dönebilir.

Bu yazı ilk kez 90. sayımızda yayınlanmıştır.

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.