Kaliteli içerik üretmek değerli

Pandemi sürecinde içerik talep ve izlemelerinde ciddi bir artış oldu ve bu trend önümüzdeki dönemde de devam edecek gibi gözüküyor. Birçok işlem ve hatta mesleğin online’a kaymaya başladığı şu zamanlarda içerik sağlayıcı yapıların sayısal olarak da çoğalacağını söylemek yanlış olmaz. Dünyada Netflix, Amazon, Disney+, HBO, Apple ve Hulu gibi şirketler son bir yılda üretim ve alımlarını on milyarlarca dolar boyutuna taşıdı. Türkiye’de de son bir iki yıldır emekleyen dijital platformlar, bu yıl artık daha kararlı bir şekilde aktivitelerini sürdürmeye başladı.

Uluslararası platformlarda son yıllarda görmeye alıştığımız üst düzey yapımların benzerlerinin Türkiye’den de çıkacağı günler yakın gözüküyor. Dijital platformları lineer televizyon yayınlarından ayıran ana özelliklerden birisi belirli bir para karşılığında seyredilmeleri ve dolayısıyla da izleyicinin belirli bir kalite beklentisinin olması. Ülkemizdeki daha önceki deneyim reklamla finanse edilmiş ve dolayısıyla gereğinden uzun televizyon programlarından farklı olarak bu yeni düzende programların kaliteli olmaya, izleyici açısından çekici ve sürükleyici bulunmaya ihtiyacı var. Bu anlamda Türk yapımcıları ve sektör çalışanları için gelişmeye açık bir süreç bizi bekliyor. Yapımcı, yönetmen ve yazarlar başta olmak üzere sektör olarak hedefimiz içerikte en üst seviyeleri hedeflemek olmalı.

Dünyada birçok konu gibi içerik de bir yerden yapılıp birçok yerle alakalı bir şekilde konumlanıp tüketilebiliyor. Bu da Türkiye’de bu işi yapanlar için yakın gelecekte büyük avantaj teşkil edecek. İçerik tüketimindeki bu artış, son yıllardaki geleneksel reklamdaki bocalamayla birleşince dünyada son yıllarda ciddi bir hız kazanmış olan ‘markalı içerik’ aktivitelerini Türkiye’de de daha büyük çapta göreceğimizi hissettiriyor. İzleyici gerçekten ilgi duyduğu ve empati kurabildiği şeylere vakit harcamak istiyor. Bu isteğe en sonunda, bu içeriği dağıtacak kanalların da ortaya çıkmaya başlamasıyla birlikte markalar da çözüm sunabilecek gibi gözüküyor. Markaların bu şekilde içerik üretimine dahil olmaları, bahsettiğimiz yerli yapım süreçlerine ciddi katkı sağlayacaktır. Hem kalite hem de içeriğin etkisi ve markaya katkısı açısından çok daha olumlu bir dönem bizi bekliyor. Şu anda pandemi sürecinin yarattığı genel belirsizlikte, içerik üretici olmayı büyük bir şans olarak görüyorum. Son bir yılda sektörde gördüğümüz büyüme ve iştah, aynı zamanda projelerin üretilme süreçlerinin ve onaylarının da hızlanmasını, topluca odaklanmakta zorluk çektiğimiz bu günlerde bir avantaj olarak görüp ekstra bir motivasyonla en iyi içerikleri izleyiciyle buluşturmak, şu anki ana hedefimiz olmalı.

Tamer Üner

Karga7, Spark Film ve Mojo FX Yönetim Kurulu Üyesi

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 111. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.