artwork

Kahramanlar: Hakan İşitmez

10 ay önce

0

Ogilvy İstanbul Reklam Yazarı Hakan İşitmez, kahramanın kim?” sorusuna yanıt arıyor: “Beni bolca sevgi, kahkaha, tüm evi boydan boya uçup popoma şaklayan anne terliği ve Dersimin dağlarına yazılmış enteresan türkülerle büyüten annem…

Hakan İşitmez

Bu sorunun cevabı hiç zor değil benim için. 

Zor olan, gözlerim buğulanmadan cevabı yazıya dökmesi. 

Sizlere peşinen söylemek isterim, 

benim kahramanım annem. 

Beni bolca sevgi, kahkaha, tüm evi boydan boya uçup popoma şaklayan anne terliği ve Dersimin dağlarına yazılmış enteresan türkülerle büyüten annem… 

Bir dağ köyünde başlayıp İstanbula uzandı annemin hikayesi.

Joseph Campbelli bile hayrete düşürecek engeller aştı. 

Cumhuriyet sokağına geç geldiği için keskin zekasına rağmen okul hayatı erken bitti. Yine de hem cumhuriyete hem de eğitime sıkı sıkıya bağlı kaldı. 

Erken yaşta evlendirildi.

Tüm hayatını kardeşim ve bana adadı.

Kendi önüne koyulan her engeli, bizim önümüzden tek tek kaldırdı.

Yokluk gördü, yokluk göstermedi; sevgisiz kaldı, sevgisiz bırakmadı… 

Televizyonda sevdiğimiz bir şarkı çalınca kalkıp bizle göbek atardı, kılımıza zarar getirenin kâbusu olurdu, derdini hep bizimle paylaşırdı. Arkadaş grubumuzun kurucu üyesiydi, babam da Hepsi grubundan ayrılan Gülçin gibiydi. 

Bir gün insanoğluna çok kızarsa Tanrı, 

derse ki Dağıtıyorum ulan ben bu dünyayı” 

hayat yeniden başladığında annemin hikayesini bir de ben yazmak isterim. 

Gençliğinde öğrenci eylemlerine katılsın, trenle tüm Avrupayı baştan sona dolaşsın, dünyanın dört bir yanında deliler gibi aşık olsun isterim. Doğuda görevli idealist bir öğretmen, salgınlarla mücadele eden bilge bir doktor, yeni yuvalar yapan başarılı bir mimar… Annemin hikayesi yarım kalmasın isterim. 

Ya da her şey tekrar eskisi gibi olsun. 

Bir Salı dünü, annem günün ilk ışıklarıyla gitmemiş olsun.

Salılar; şarkı söyleyerek okula gitmek, 

Müge Anlı izlerken fasulye kırmak, 

gıdıklama yarışında gözlerden yaş getirmek için olsun.

Ağlayınca değil, gözler sadece gülünce yaşla dolsun. 

Hiç gitmek istemedi.

Gelene gidene “Çocuklarıma iyi bakın” demiş. 

Bana da Hakan, insanlara kızma, kimsenin bir suçu yok” demişti. 

Ben sırayla doktorlara, kendime, en çok babama, bir de Salı günlerine kızdım. 

Sonra da herkesi affettim, Salı günleri hariç… 

Benim kahramanımdan sizlerde de var, biliyorum.

Çünkü anneler Power Rangers ekibi gibi rengarenk ve çok çeşitli. 

Hayatımızı güzelleştiren fedakâr tüm annelere sonsuz sevgilerimle…

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 131. sayısında yayımlandı.