Kâğıt gazeteler ancak akıl oyunlarıyla yaşar

Dijital bilgi çağındayız, gazetelerin ömrü kalmadı, kağıt ölüyor gibi bin kere söylenen klişelerle kafanızı ütülemek istemem. Hepimiz kağıt gazete satışlarının her geçen gün gerilediğini, ilan gelirlerinin de düşüşte olduğunu biliyoruz. Buna rağmen hâlâ Türkiye’de basın sektörü gazete mutfağına endeksli olarak gündem belirliyor. Fakat gazeteler yine de televizyon, internet ve sosyal medya gibi rakiplerine karşın büyük bir evrim geçirebilmiş değil.

Konuyu adım adım konuşalım.

• Günde bir saat akıllı telefonu ile haşır neşir olan biri ertesi gün gazetelerde okuyacak ne bulacak? Yani bir iki haber sitesine göz atan, Twitter ve Facebook paylaşımlarını okuyan biri, muhtemelen bir sonraki günkü gazetede çıkan haberlerin tamamını zaten tüketmiş olacak.

• Bir de tersten soralım; bugün elinize aldığınız gazetede dünden bilmediğiniz kaç tane haber var? Yazar yorumlarını bir kenara bırakırsak, biraz internette dolaşan biri gazetedeki haberlerin %80’ini 24 saat öncesinden yiyip yutuyor.

• Üçüncü sayfaya tek kare fotoğrafla giren damperli kamyonun köprüye çarpma haberinin videosunu 36 saat önce Facebook’tan izliyoruz. Enflasyonun kaça çıktığını, sivri biberin zam şampiyonu olduğunu gazeteler baskıya girene kadar Twitter’dan bütün geyikleriyle okuyup, tüketiyoruz daha gazetede nesini okuyacağız. Kate Moss’un bikinili pozları gazetenin ilavesine iki küçük fotoğrafla girmiş ama aynı gazetenin internet sitesinde 17 karelik bir foto galeri vardı.

“Çok bilmiş” gazetecilik bitiyor

Peki bu iletişim çağında kağıt gazeteler nasıl yaşayacak?

Bence artık ‘şu oldu’, ‘bu oldu’ diye alışılagelmiş haber sunumu yerine daha zekice gazetecilik yaparak… Hatta biraz da tabloid gazetelerin neşeli haber üslubunu kullanarak. Burnundan kıl aldırmayan çok bilmiş yazar dönemi nasıl kapandıysa, ‘ben referans gazetesiyim, prestijli haberler yaparım’ diyen gazetelerin de sonu bir bir geliyor.

Bunu da adım adım masaya yatıralım.

• Geçen ayın en önemli haberlerinden biri “Rosetta” olayıydı. Bir sabah kalktık ki 10 yıllık uzay yolculuğu sonrası insanoğlu bir uydu ile ilk kez bir kuyrukluyıldıza indi.

• Aynı günün bir diğer enteresan haberi de Kim Kardashian’ın çok acayip kadeh pozuydu. Bunların ikisini de gündüz saatlerinde tükettik, gazetelerin internet siteleri ayrıntılarıyla verdi, sosyal medyada tartışıldı, akşam da televizyonlardan izledik.

• Ertesi gün gazeteleri açtık üzerine pek bir şey koymadan aynı haberleri gördük. Hatta yer darlığı nedeniyle gazetelerdeki haberler hiç de doyurucu değildi; biri hariç…

Hangisi mi?

İngiliz The Sun gazetesindeki sunum.

The Sun: Kim Kardashian ve Rosetta’yı birleştiren “zeki” gazetecilik örneği.

İki haberi neşeli bir bakış açısı ile birleştirip birinci sayfadan vermişlerdi. Dünyanın bütün gazetelerine giren bu iki haber ‘The Sun’ın yayıncılık zekası’yla bir başka sunulmuştu. Biri insanlık için “büyük bir adım” diğeri insanlık için “büyük bir popo” olarak aynı ortak başlık altında mizahi bir dille verilmişti. Dünyanın bütün gazetelerine giren bu haberi başka böyle takdim eden oldu mu bilmem ama bu tip bir yayıncılık benim gibi heyecanlar arayan okura her zaman hitap eder. Hatta böylesine bir zeka oyunu yapan ya da olaylara mizahi dille bakan bir gazeteyi ertesi gün gidip bayiden alırım.

Evet dijital çağdayız, her şey internette de var ama eğer gazetecilik zekasını kağıtta yaşatan yayınlar kaldıysa, yeni dönemde yaşamaya devam edecek.

Levent Ertem

Campaign Türkiye Yayın Danışmanı

@ertembey

*Bu yazı Campaign Türkiye’nin Aralık 2014 sayısında yayınlanmıştır.


Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.