İyi ki kitaplar var

Salgının başlaması ile birlikte çalışmalarımızı mart ayı itibarıyla eve taşıdık ve hâlen evden çalışmaya devam ediyoruz. İlk başlarda; evden çalışabilecekler ve gelmesi zorunlu olanlar olarak kategoriye ayırdığımız bölümlerimize, kademeli olarak nöbetleşe çalışma planları oluşturduk. Bunun için öncelikli olarak hem çalışanlar hem de okuyucular için hijyenle ilgili önlemler aldık. Kitap satışlarının çoğu ağırlıklı olarak fiziki mağazalardan yapılıyordu, salgınla birlikte mağazalar büyük çoğunlukla kapanınca internet sitelerine ağırlık verildi. Bunun için okuyucunun seçme şansını kolaylaştırmaya yarayacak çeşitli seçenekler oluşturduk. Sesli kitaba zaten salgın öncesinde de başlamıştık fakat pandemiyle birlikte ekstra ağırlık verdik, tabii bir de e-kitapla ilgili çalışmalarımız oldu.

Reklam ve pazarlama çalışmalarına bu dönemde daha fazla ağırlık verdik. Zira fiziki mağaza sayılarının yetersiz olması, kitap alımının online sitelere kayması, bu alanlardaki daha önce planladıklarımızın şeklini değiştirmemizi gerektirdi. İlk akla gelenlerden biri olan “Metro içi reklam” çalışmaları dijital medyaya kaydırdık. Daha fazla siteyle banner ve çapraz çalışmalar oluşturduk. Dönemsel kampanyalar düzenledik. Salgınla birlikte daha fazla kişinin ilgisini çekecek kitaplarımıza alan açtık. Bunları ve benzer çalışmaları yaparken, öncelikle okuyucuya ulaşabileceğimiz yerleri belirledik. Sonrasında da İletişim danışmanlarımızın da öngördüğü alanlara girdik. Olabildiğince verimli olduğunu düşündüğümüz bir süreçti ve umarız böyle devam eder.

Tüm dünyada yaşanan eve kapanma sürecinde dijitalleşmeye çok önem verdiğimizi belirtmek isteriz. İçinde bulunduğumuz yılda 93. yılını kutlayan, Türkiye’nin en eski yayınevlerinden biri olarak, 20 bini aşkın çeşidimizle öncü ve yenilikçi çalışmalar içerisindeyiz. Bu yıl çok sevdiğimiz bir yazar olan Zülfü Livaneli’nin kitaplarını yayınlamaya başladık. Salgın öncesi mayıs ayında çıkarmayı planladığımız “Kaplanın Sırtında” romanını sonbahara erteledik. Fakat sırayla daha önce basılmış kitaplarını yeni edisyonlarıyla çıkarmaya başladık. İlk “Konstantiniyye Oteli” ile başlandı, “Son Ada” ile devam edildi. Tüm kitapları sırayla okuyucuya sunulacak. Artık yavaş yavaş mağazalar açıldı, eğer 2. dalga olmazsa çok güzel kitaplar çıkaracağız. Bu dönemde dağıtım sıkıntısı yaşandığı için bastığımız ama dağıtımını yapmadığımız kitaplar da oldu. Örneğin; Buğra Gülsoy’un ilk kitabı “1. Kıyamet”in devamı olan “2. Kıyamet” basılmasına rağmen dağıtılmadı. Aynı şekilde Nilay Keçeci’nin diyet üzerine kitabı basıldı, bekliyor. Bunlar ve diğer kitaplarımız çok yakında raflarda olacak.

Temmuz ayı itibarıyla yeni kitapları çıkarmayı hızlandırdık. Osman Pamukoğlu’nun “Göç”, Yüksel Sarı’nın “Arafta Aşk”, Prof. Dr. Ali Tekin’den iki kitap birden “Kısır Döngü” ve “Üretken Döngüye Geçiş”, Deniz Ülke Arıboğan’dan “Travmaların Gölgesinde” ve Kaan Sekban’dan “Tebrikler Kovuldunuz!” kitaplarını yayınladık. Ağustosla birlikte biraz daha hızlandık. Türk edebiyatının önemli isimlerinden Halid Ziya Uşaklıgil ve Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın kitaplarını çıkardık. Ve yakın zamanda Metin Uca’dan Corona ile ilgili eğlenceli ve bilgilendirici bir kitap geldi: “Tanrı Vermiş Pırasa, Hiç Yenir mi Yarasa!?” Bunlar ilk akla gelenler. Ve bir sürpriz: Yusuf Ziya Ortaç’ın uzun yıllar sonra ilk defa kitapları yayınlanacak. İnkılap Kitabevi olarak gelecek planlarımız sadece bunlarla sınırlı değil ama okuyucuların keyif alacağı kitapları, sürecin izin verdiği ölçüde çıkarmaya devam edeceğiz. İyi ki kitaplar var…

Orkun Galolar
İnkılâp Kitabevi Pazarlama Müdürü

Bu yazı, ilk olarak Campaign Türkiye’nin 103. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.