İyi hikaye anlatabilen kazanacak

Türk dizi ve film sektörü sektörü hem yerel pazarda hem de ihracat açısından halihazırda çok büyük bir hacme sahip. Bu hacim, pandeminin ve dijital platformların etkisiyle artmaya devam ediyor. Özellikle pandemi sürecinde izleyiciler çok daha fazla içerik tüketmeye başladı. İnsanlar evde vakit geçirdikçe, çok daha fazla içerik tüketmeye ve dolayısıyla da talebi artırmaya başladılar. Pandemi, aynı zamanda insanların teknoloji ile ilişkisini değiştirdi. Eskiden belirli bir kesim sadece TV dizilerini izlerdi. Pandemi ile birlikte, insanlar dijital platformlardan, mobil dünyadan ya da YouTube’dan da içerik takip eder hale geldiler. Bu da hem TV’de yer alan hem de dijital platformlarda yayınlanan içeriklerin sayısını artırdı, sektörün hacmini büyüttü.

Pandemiden kaynaklanan bu talep artışı ve izleyici tavrındaki değişiklik, içerik üreticilerini de farklı yollara itmeye başladı. İzleyiciye içerik sunan kurum ve platformların sayısı da arttıkça, artan talebi karşılamak adına çok daha fazla içerik üretilmeye başlandı. Pandemiden daha önce başlayan ve pandemi ile ivmesini artıran bu sürecin, önümüzdeki yıllarda da benzer bir trend ile devam edeceğini düşünüyorum. Türkiye’de var olan dijital platformların ve izleyicilerin içerik takip ettiği mecraların sayısı artacak, dolayısıyla da üretilen içeriklerin de artması beklenecek ve biz üretmeye hep devam edeceğiz.

Diğer yandan da, sektördeki içerik sayısı ve çeşidi arttıkça izleyici de daha yeni, daha farklı konular talep etmeye başladı. İnternet ve dijital platformlar sayesinde erişilebilen içerikler de arttığı için izleyici beklentileri de yükseldi. Yenilikçi içeriklerin yapılabildiği görüldükçe, daha da yenisi, daha da farklısı beklenmeye başladı. Değişen beklentilerle birlikte, sektörün rekabet odağında da bir kayma gerçekleşecektir. Hızlı ve çok içerik üretebilen değil, iyi hikaye anlatabilenin kazanacağı bir yere doğru hızla ilerliyoruz. Artık derdini, meselesini daha az zamanda daha fazla duyguyla aktarabilen içerikler rekabetin öncülerinden olacak. Çünkü, izleyiciye sunulan çok fazla içerik var ancak izleyicinin vakti az odağı kısıtlı. Bu içerikler arasında ayrışmak, işimizin en zorlayıcı kısmı olacak. Artık, yapımlarımızda çok fazla şeyi bir araya getirmek zorundayız. Sadece içeriğin iyiliği değil; zamanlaması, yayınlandığı konjonktür ve insanların psikolojisi gibi birçok unsuru da okuyabilmemiz gerekecek.

OGM Pictures olarak biz de hem dijital platformların hem de içinde bulunduğumuz pandemi koşullarının yarattığı değişikliklerin bilinciyle hareket ediyoruz. Bir yandan artan talebi tabii ki karşılamak gayesine sahipken, diğer yandan da bu hızın yarattığı riskleri göz önünde bulunduruyoruz. Dünyada açılan yeni platformlarla birlikte içeriğe ilgi ve alaka gittikçe daha fazla artacak. Bu demek oluyor ki; yapımcıların daha fazla proje yaratması gibi bir ihtiyaç da oluşacak. Artan talepteki bu hıza kapılıp yaratıma verilen özenden vazgeçmek, bir yapım şirketinin karşılaşabileceği büyük bir tehlike bence. Bu noktada biz OGM Pictures olarak daha da hassas davranacağımız bir döneme giriyoruz. Dikkatli, kontrollü, içimize sinen projeler yapmayı önceliklendirmeye devam edeceğiz. Her zaman farklıyı, denenmemişi, yapılmamışı yapacağız. Türk içeriklerinin dijital platformlarda yer alışında öncü olduğumuz gibi, izleyicilere sunulacak yeni, iyi hikayeye odaklanan, farklı deneyimler sunacak içeriklerde de bu konumumuzu sürdüreceğiz.

Onur Güvenatam

OGM Pictures CEO’su

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 111. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.