İkinci el pazarı kurtarıcı olabilir

Hazır giyim endüstrisi karbon emisyonunda petrolden sonra ikinci sırada yer alıyor ve hızlı moda endüstrisi nedeniyle yılda tahminen 1,2 milyar ton karbon salınımı gerçekleşiyor. Her yıl dünyada 92 milyon ton tekstil atığı oluşuyor. Bu ürünlerin %95’i yeniden kullanılabilir ve geri dönüştürülebilir ancak hızlı moda, satın aldığımız giysilerin tek kullanımlık olduğuna inanmamıza neden oluyor. 2000’li yılların başında hayatımıza giren hızlı moda, düşük fiyatlı ve tek kullanımlık giysilerle karakterize edilen bir iş modeli olarak daha çok giysi üretimi, daha hızlı dağıtım ve tüketicileri düşük fiyatlarla daha fazla satın almaya teşvik ederek moda sektörüne bakışı değiştirdi.

Büyük moda markaları kendilerini atıkları işleme sorumluluğundan muaf tutuyor ve müşterilerin kendilerini iyi hissetmelerini sağlayan bilinçsiz tüketiciliği teşvik ederek greenwashing yoluyla sürdürülebilirlik kriterlerini tanıtıyorlar. Genellikle sürdürülebilir, çevre dostu, doğal ve yeşil sözcükleri hazır giyim ürünlerin etiketlerinde yer alıyor. İklim krizini, iş modelini değiştirmeden bir pazarlama aracı olarak kullanıyorlar. Hızlı moda sürdürülebilir olamayacağından, markalar dürüst olmayan tedarik zincirlerinde yalnızca sürdürülebilir görünen bir çizgi çiziyor. Sürdürülemez tedarik zincirine dayanan genel iş modellerine ek bir sürdürülebilirlik gündemi oluşturmak, tekstil atığı ve iklim değişikliği gibi daha büyük sorunlara çözüm getirmiyor.

İkinci el pazarına da değinmek isterim. Elimizdeki verilere göre; önümüzdeki 10 yılda hızlı moda %20 büyümeye devam ederken ikinci el pazarında %185 büyüme bekleniyor. İkinci el pazarının hızlı modayı yavaşlatıp endüstriyi yeniden şekillendirerek dünyamız üzerindeki zararlı etkisini azaltma potansiyeline sahip olduğuna inanıyorum. Satılan yüksek kaliteli giysiler, düşük fiyatlı hızlı moda ürünlerinden farklı olarak zamanla değerini koruyor ve yenisi yerine yüksek kaliteli bir ikinci el giysi satın almak, çevresel bir kazanç sağlıyor.

Greenwashing’i anlamak ve tespit etmek zor olsa da temel kural; bir markanın sürdürülebilirliği, iş modelinin özüne entegre etmek yerine artı değer olarak teşvik edip etmediğine bakmak olacaktır. Bir markanın “sürdürülebilir bir şekilde üretilmiş” veya “çevre dostu” ürünlerinin yüzde kaçının geri dönüştürülmüş malzemelerden yapıldığı önemlidir. 

Markalar genellikle viskon, suni ipek ve bambu gibi doğal yollarla parçalanabilen lifler kullandıklarını iddia ederek greenwashing’i teşvik ederler. Sürdürülebilirliği belirlemek için malzemelerin nasıl temin edildiğini anlamak da önemlidir. Bambu hızlı büyüyen bir lif iken, kumaşa dönüşme sürecinde sıklıkla zararlı pestisitlere ve kimyasallara maruz kalır. Benzer şekilde viskon, sertifikalı bir kaynaktan çıkarılmadığı sürece ormanların yok olmasında rol oynayabilir. Her biri tedarik zincirinde onaylanmış bir standart sunan sertifikaları kontrol etmek de önemli olabilir.

Pandemideki alışverişlerde MySizeID gibi inovatif çözümler, markaların farklı kalıp ve kesimlerini bilmeyen müşteriler için önem kazandı. Çevrim içi hazır giyim sektöründeki iadelerin %80’inin beden ile ilgili olduğunu biliyoruz. MySizeID olarak iadeleri %40’tan fazla azaltarak CO2 emisyonunun küresel oranda artmasını engelliyoruz. Her yıl global olarak çevrim içi iadeleri taşıyan kargo araçları, çevreye 15 milyon metrik ton CO2 yayıyor. Online alışverişlerin ortalama iade oranını %20 gibi düşünürsek, her yıl CO2 emisyon hacmini yaklaşık 1.2 milyon metrik ton azaltabiliyoruz.

Uygulamamız ikinci el pazarında da kullanılıyor. Satıcı uygulamamızla ürünü ölçerek sitede ya da mağazada satışa çıkarıyor ve alıcı beden profilini oluşturup kendi ölçülerine uygun ürünleri filtreleyerek alışverişi tamamlayabiliyor. 

Yurt dışında hizmet verdiğimiz ve fuarlarda görüştüğümüz markaların da çoğunluğu sürdürülebilirlik kavramını çok önemsiyor. Örneğin; MySizeID’yi kullanan Boyish Jeans, İzmir’den temin ettiği OCS 100 sertifikalı organik pamuğu, Adana’daki dokuma fabrikasına gönderdikten sonra ürünler İstanbul’daki fabrikada dikiliyor. Son olarak artıklarını İstanbul’dan Adana’ya geri dönüşüm için gönderiyor. Tedarik zincirini aynı coğrafyadaki firmalardan seçerek taşımanın yol açtığı karbon emisyonunu azaltıyorlar. Ayrıca çamaşır suyu yerine O3 ile ozon yıkama yapıyor ve taşlama işleminde ponza taşı yerine doğaya zarar vermeyen Faux Stone kullanıyorlar.

Argun Ersen

MySizeID Uluslararası İş Geliştirme Müdürü 

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 121. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.