İçerik bağımlısıyız

Dizi film izleme oranları, dijital platformlara talep arttı. Öncelikle nedenlerini irdelemek gerektiğini düşünüyorum; normalleşmenin bu tabloyu nasıl etkileyeceğini daha rahat yorumlayabiliriz. Pandemi döneminde insanların sosyalleşme imkanları büyük oranda elinden alındı, boş zamanları arttı. Boşluğa tahammülsüzlüğümüzün, oyalanma ihtiyacının izleme artışında payı var. Sosyal hayattan elde ettiğimiz tatmin, sosyal medyaya yöneldi. Gittiği restoranı paylaşarak statü kazananlar, izledikleri içerikleri paylaşarak “önce ben keşfettim” diye ilan ederek tatmin olmaya çalışıyor. Ayrıca, dijital platformlardaki yenilikler sayesinde içerikler her an ulaşılabilir hale geldi, izleme deneyimi optimize oldu. Çevrimdışı izleme imkanı, hızlandırarak izleme fonksiyonu, 10 dakikalık yeni içerikler, her yerde, daha hızlı ve daha çok içerik tüketme olağan oldu. Metroda iki durak arasında dizi izleyebiliyoruz. Dijitalleşme hem izleme hem de tüketim alışkanlıklarında değişiklik yaratırken kampanyalar bu girift ilişkinin destekleyicisi oldu. Amazon Prime, e-ticarette ücretsiz kargo kampanyası yaptı, Trendyol alışverişlerinde Exxen üyeliği hediye ediliyor vb.

Bu dönemde nelerin izlendiğini incelediğimizde nostalji, komedi ve distopyaların rağbet gördüğünü fark ediyoruz. “Her şeyin iyi olduğu zamanları” hatırlamayı istemek, gülme ihtiyacı ve bir yandan da “her şey ne kadar kötü olabilir ki” sorusuyla bu dizi ve filmlerde yükseliş yaşanıyor. Bilinmezliğe yanıt arıyor izleyici, bir de yaşanan gerçekten uzaklaşmak istiyor belli ki. 

Normalleşme, bilinmezliğe kesin bir yanıt verecek mi? İçinde yaşadığımız, normalleşen dünya kurgularla avunan izleyiciyi tatmin edecek mi? Normalleşme ile tüm tablonun eskiye dönmesi beklenebilir mi? Bence hayır. Üstelik dijitalde izleyicinin etken olduğu yeni bir izleme alışkanlığı var. 1.5x hızda dizi izleyen genç izleyiciye yeniden pasif bir şekilde 2 saat dizi, 30 dakika reklam izletebilmek mümkün mü? Artık daha zor… Elbette sosyalleşme ile beraber, izleme saatleri biraz düşecektir ancak insanların tek izleme nedeni sosyal ihtiyaç değil. Tabloyu netleştirmek gerek, biz artık alışkanlıktan değil bağımlılıktan bahsediyoruz. İçerik bağımlısıyız… Eskiden Netflix’e üye olmak yetiyordu, şimdi hiçbir şeyi kaçırmama telaşıyla her ay yüzlerce lira abonelikler için ödeniyor. Normalleşme ile beraber içeriğe harcanabilen zaman azaldıkça, yeni çözümler bulunacak. Bence daha az izleme değil, az zamanda daha çok şey izleme yarışı başlayacak. Yakın gelecekte izlerken hızlandırma fonksiyonu 2x’ye çıkabilir, kısa veya hızlandırılabilir içerikler artabilir, izlerken başka şeyler yapmak için dublajlı izleme oranı yükselebilir. Abonelik ücretleri üzerinden kampanyalar daha çok görülebilir. 

İnsanlar filmleri eskisi gibi sinemada mı izlemeyi tercih edecekler? 

Dijital platformların, filmleri vizyon ile eş zamanlı veya hemen sonra yayınlamaları günceli yalnızca sinemaya giderek takip etme bilgisini değiştirdi. Artık insanlar sinemaya gitmeden de en yeni filmleri izleyebileceklerini biliyor, hatta televizyonda/sinemada gösterilemeyen filmleri dijitalde sansürsüz izleyebilecekleri gerçeği de ortada. Dijital belli ki film için tercih edilen bir mecra olmayı sürdürecek ancak bu, sinemanın veya televizyonun öleceği anlamına gelmiyor. 

Televizyon ortaya çıktığında radyonun öleceği, internet gelince telefona ihtiyaç kalmayacağı, sinemanın tiyatroyu öldüreceği düşünülmüştü. Ancak hala hepsi kendi tüketicisiyle yoluna devam ediyor. Filmlerin sinemada izlenmeyeceğini söylemek gerçekçi değil bence, elbette insanlar sinemaya gidecek. Sinema sadece film izleme yeri değil ki, bir nostalji alanı, bir anı başkalarıyla paylaşma, sosyalleşme, o an orada olma etkinliği. Uzun vadede talep azalabilir ancak sinemada film izlemekten vazgeçilebileceğini düşünmüyorum.

Gizem Merve Kaboğlu

Sosyolog / TV Yazarı

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 111. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.