Mandal Ajans: “İzmir’de butik ajanslar ağırlıkta”

“Her telimizden farklı bir sesin çıkmasıyla sonunda doğru ritmi yakalarız,” diyen Mandal Ajans, İstanbul dışı sayfalarımıza bu ay İzmir’den konuk oldu.
Soldan sağa: Hüseyin Çelikoğlu, Mustafa Ödkem, Karmela Benadava, Fulya Mızrakvari, Özlem Ünlü Taban, Zeynep Saysen, Serkan Saysen, Çağdaş Öztürk, Pırıl Hayim, Tuğçe Tuğsavul Baysoy, Sami Hayim, Yağmur Örük, Noyan Bayman, Namıka Demir, Merve Çeğil, Özge Coşgun

 

Değiştirmemiz gerekenleri değiştiriyoruz ve klişeleri çöpe atıyoruz” diyen Mandal Ajans, İstanbul dışındaki ajansların seslerine kulak verdiğimiz sayfamızın bu ayki konuğu oldu. İzmir’de faaliyet gösteren ajansın, ulusal yarışmalardan aldığı birçok ödül bulunuyor. Ülke çapında da hizmet veren Mandal’ın hedefleri arasında İzmir’de akla ilk gelen ajans olmak ve birçok marka tarafından tercih edilmek.

Bilmeyenler için, ajans hakkında genel bilgilerle başlayabilir miyiz?

Mandal Ajans, 2008 yılında Serkan Saysen tarafından kurulan yaratıcı bir reklam ajansı. 2-3 kişiyle başladığımız çalışma hayatımıza şu an 17 kişilik bir ekiple devam ediyoruz. 2009 yılında ilk sayısını çıkardığımız ve kendi markamız olan İzmir Gourmet Guide yeme içme & eğlence rehberi ajansın büyümesinde ve gelişiminde büyük bir etkiye sahip oldu diyebiliriz. Yeme içme üzerine başlatmış olduğumuz bu projeden sonra gıda sektöründen müşteriler kazanmaya başladık ve iş birliği içerisinde olduğumuz farklı müşteri profilleri elde ettik. 10. yılımızın içinde olduğumuz bugün, geriye dönüp baktığımızda birçok büyük marka, Hürriyet Kırmızı Ödülleri, Kristal Elma gibi yarışmalarda kazanılan ödüller ve gelişerek büyüyen yaratıcı bir ekiple birlikteyiz. İleriki zamanlarda daha da büyüyeceğimize ve güzel işlere imza atacağımıza inanıyoruz.

Ajans hangi alanlara yöneliyor, neler yapıyor?

Mandal Ajans olarak sürekli yaratıcı işler peşinde koşuyoruz. Yapılmayanı yapmaya büyük özen gösteriyoruz. Hedefimiz dijital alanlarda daha fazla rol almak. Bizim ajansımızın en büyük farklarından biri prodüksiyonlu işlere önem vermemiz ve video kanalına yönelmemiz. Daha büyük bütçeli ve daha kapsamlı filmler çekmek hedeflerimiz arasında.

İzmir’deki bir ajansın İstanbul’dakilere göre avantajları ve dezavantajları neler?

İzmir’de genelde butik ajanslar ağırlıklı durumda. Mecralarımız da tabii ki İstanbul kadar geniş değil. Bu dezavantaj sayılabilir. Televizyon, radyo gibi kanallara pek iş yapamıyoruz. Daha çok basılı işlerle ilerliyoruz. En büyük avantajımız aile ortamı gibi bir atmosferde çalışıyor olmamız olabilir. Hiyerarşi ve kurumsal bir tavır bizde yok. Burada herkes kendi alanı dışındaki birçok işe dahil olabilir. Tüm müşterilerle hepimiz ilgileniyoruz. Bu da bizi dinamik ve birkaç markaya bağlı kalmanın dışında tutan bir şey. Çalışma saatleri olarak iş yükümüzün ağır olduğu dönemler dışında işe geliş ve gidiş saatlerimiz belli. Bu da İstanbul’daki ajanslara göre tabii ki bir avantaj.

Mandal Ajans olarak çalışan bulmakta zorlanıyor musunuz, yeni iş arkadaşları alırken kriterleriniz neler?

Bu dönemde Türkiye’de iş bulmak zaten zor, bunu hepimiz biliyoruz. İstanbul’un taşı toprağı altın, daha çok fırsat var deyip giden birçok İzmirli var ama gittiği gibi dönen de çok. Açıkçası İzmir’i ve koşullarını seven insanları tercih ediyoruz diyebiliriz. Bizim için işe başlayacak olan arkadaşımızın olmazsa olmaz özelliği ekibe uyum sağlayacak yapıda olması. Gelenler de kendini hemen belli ediyor. Yaptığımız işte takım olabilmek ve bireysellikten uzak durabilmek çok önemli. Biz asla kendi içinde birbiriyle yarışan insanların olduğu bir ajans olmadık. Hem ajansı hem de işini sahiplenen, birlikte çalışmayı kendine ilke edinmiş, fedakarlıklarını sorumlulukları olarak gören, birine benzemeyip kendi olan, alanında iyi işler çıkaran yaratıcı arkadaşlar olmasına dikkat ediyoruz.

Bundan sonrası için hedefleriniz neler?

Biz eski bir ajans sayılmayız ama yeni bir ajans da değiliz. 10 yıldır bu sektördeyiz ve yaptığımız işlerde geldiğimiz nokta artık hem İzmir’de hem de Türkiye’de bilinir ve başarılı olmak. Bundan sonraki hedefimiz tabii ki İzmir’de akla ilk gelen ajans olmak ve birçok marka tarafından tercih edilmek. Ekip olarak giderek büyüyoruz. İşler büyüdükçe bizim sayımız da artıyor. Farklı departmanlar, farklı gereksinimler ve ihtiyaçlar doğuyor. Bu ihtiyaçların bitmemesi bizi genç kılıyor. Bazı şeyleri ilk yapıyoruz, bazı şeylerde en oluyoruz. Hedefimiz ikisini birlikte yürütmek.

İzmir’de reklamcılığın başlıca sorunları neler?

Biz yaratıcılık sınırlarımızı zorlasak da bazen işler istediğimiz gibi gitmiyor. İzmir için maddi manevi imkanlar daha kısıtlı. Bütçeler, markalar, mecralar, buna hepsi dahil. Markaların İzmir’e ve buradaki potansiyele daha çok güvenmesi, daha çok bütçe ayırması gerektiğini düşünüyoruz. Elimizdekinin farkına yeterince varabilen kitlelerle karşılaşırsak ajans ve yaratıcı ekip hem kendini hem de müşteriyi daha iyi tatmin edebilir. Bu sayede ‘’İzmir’de yapacak bir şey yok’’ cümlesini daha az duyarız ve domino taşı gibi birbirine paralel olan iş akışı daha iyi noktalara gelebilir.

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye’nin 76. sayısında yayımlandı.

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.