HOME ELON!

Travis Scott’ın milyonlara ulaşan Fortnite konserini duymayan kalmadı. Gucci’nin Roblox’ta gerçekleştirdiği Secret Garden aktivitesinde 4000 dolara satılan dijital çantasının haberi dünyaya yayıldı. Sanal spor ayakkabısı Aglet, gelen istekleri kıramadı ve gerçek ayakkabılar üretmeye başladı. Sandbox’ta bir arazi 2,5 milyon dolara satıldı.

Bunlar reklam kokan hareketler mi yoksa metaverse çağı mı başladı? Bi’ dakika bi’ dakika, biz zaten yıllar önce Second Life’ta arazilerimizi almamış mıydık? World Of Warcraft’ta düğün yapmamış mıydık? Ready Player One izleyip her şeyi anlamamış mıydık? Biz bu metaverse’e çoktan giriş yapmamış mıydık?

Durun sakin olun size bir sır vereyim; olacakların yanında daha hiçbir şey olmadı.

Şu an metaverse’ün “Big Bang”inin kıyısında; markalar ve reklamcılar olarak da  “Zeki Müren de bizi görecek mi?” aşamasındayız. Üretim biçimlerini, sosyolojiyi, markaları kökünden değiştirecek, sermayeye el değiştirtecek, hayatı geri dönülmez şekilde değiştirecekmetaverse’e daha geçmedik ama değişim çok ani, geometrik artan bir hızla ve çok yıkıcı olacak… 

Koltuklarınıza sıkı tutunun az sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Bugün 18 yaşında olan Arda, 10 sene sonra ‘Decentralized’ evreninde ‘Genesis’ plazadaki toplantısından çıktıktan sonradijital gardrobundan askeri elbisesini giyip ‘StarAtlas’ evrenindeki galaktik görevini gerçekleştirmeye gidecek. Başarıyla kolonisini savunup, arkadaşlarıyla bunu kutlamak için avatarını ‘OVR’ evreninde Amazon ormanlarındaki partiye ışınlayacak ve tüm bunları evinin konforunda yapacak. Avatarını en son moda sanal kıyafetlerle donatırken, gerçek hayatta kendine rahat bir eşofman yetecek… Zaten pandemi yıllarında Zoom’da üstte gömlek altta  şort katıldığı toplantılarda bu rahatlığa çoktan alışmaya başlamıştı. Gerçek hayatında kullandığı eşyalar gösterişten uzak, sadece konforunu sağlayan fonksiyonel ürünler olmaya  başlarken metaverse’teki avatarı en son moda ne varsa peşinden koşacak ve Arda avatarını,  kimliğini ve farklılığını ortaya koymasına yardımcı olan markaların NFT ürünleriyle donatacak.

‘Sandbox’ın Kurucusu Sebastien Borget’ın dediği gibi; insan gerçek dünyaya gelirken kim olduğunu seçemedi ama öte alemde kendini tepeden tırnağa yeniden yaratabilecek.

Gerçek hayattaki bedeni sadece temel ihtiyaçlarla yetinir daha fazlasına ihtiyaç duymazken, avatarı hayatın tadını çıkaracak. Zaten avatarıyla zamanda yolculuk yapıp eski Mısır’a tatile gitmek varken, gerçek hayatta kim uçağa binip tatile gidecek şimdi? Peki, ulaşım gittikçe  ihtiyaç olmaktan çıkınca dev hava yolları onca uçağı ne yapacak? Zaten pandemiden beri  toparlanamayan AVM’ler, herkesin dijital alışveriş evrenlerinde sosyalleştiği bir dünyada ne kadar açık kalacak? İnsan, bedenin ihtiyaçlarını karşılayacak ürünlerle yetinmeye başlarken, onca fabrika ne üretimi yapacak?

Gerçek hayat çölleşirken, Metaverse’te ruhumuz sonsuz keyif ve eğlencenin içine akacak. Sanayi devleri, 100 yıllık otomobil üreticileri, iki-üç tasarımcının bir araya gelip geliştirdiği sadece meta evrenlerde yer alan otomobillere mağlup olmaya başlayacak. İnsan zaten Instagram’daki filtrelerle kendine benzememek için elinden geleni yaparken, öte evrenleri keşfedince kendisinden en uzağa kaçacak.

Matrix’te Cypher’ın Ajan Smith’e anlattığı duygu herkesin parçası olacak.

“Biliyor musun? 
bu bifteğin var olmadığını biliyorum. 
bunu ağzıma koyduğumda, 
Matrix’in beynime bunun, 
sulu ve lezzetli olduğunu söylediğini biliyorum. 
dokuz yıldan sonra, ne fark ettiğimi biliyor musun? 
Cehalet mutluluktur.” 

Hayat çölleşirken metaverse sonsuzluğun kapılarını açacak. Gerçek hayattaki markaların katma değeri erimeye yüz tutup, fonksiyonel olmayanlar bir bir yok olmaya başlarken, yepyeni markalar öte evrenlerde milyonlar satacak.  

Geri sayım çoktan başladı…  Acele edin tik tok… tik tok… 

Bir açık oturumda ne demişti çağımızın dâhisi Elon Musk, “Şu anda bir simülasyonda olma olasılığımız, olmama olasılığından milyonlarca kat fazla.”

Aman Allah’ım, bir dakika, yoksa…

Murat Doğu

Alaaddin / Adisebaba Kurucu Ortak, Melek Yatırımcı

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 118. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.