Hiç durmadık, yeni yollar keşfettik

Pandemi döneminde evden çalışmaya 16 Mart’ta başladık. Biz erken harekete geçenlerdeniz. Vakfımızda çok büyük bir çoğunluk toplu taşıma kullanıyor.

Sahip olduğumuz insan kaynağı, iş arkadaşlarımız, İKSV’nin en önemli yapı taşlarından biri. Yönetimimiz de süreç başında aksiyona geçerek tüm ofis düzenini eve taşıdı. Bilgisayarlarımız, toplantı yapabileceğimiz programlar, ofisten almamız gerekenler bizlere gönderildi. Yani yaklaşık 3 aydır kesintisiz biçimde evden çalışıyoruz. Vakfa gitmesi gereken arkadaşlarımız en yüksek düzeyde dikkat ederek ve zorunlu durumlarda vakıfta bulunuyorlar.

Tabii ki pandemi sürecinde toplu faaliyetler durduruldu biz de aslında en yoğun yaşadığımız ayları fiziksel anlamda biraz daha sakin geçirmek durumunda kaldık. Yani her sene Nisan ayında başlayan İstanbul Film Festivali’nin ardından, İstanbul Müzik Festivali ve İstanbul Caz Festivali gerçekleştirmeyi ve hep sahada olmayı umarken, hepimizi etkileyen COVID-19 sebebiyle evlerimizden dışarı çıkamaz olduk. Hastalığın başlaması ile tüm Türkiye evde kaldı, biz de bütün vakıf olarak bu kurala titizlikle uyduk. Ancak bu dönemde İKSV Evde ile kültür ve sanattan da uzak kalmadık, dijital varlıklarımızı izleyicilerimizin erişimine açtık ve sahada olmasa da çok fazla çalışıp beraber olmanın yeni yollarını araştırdık. Düşünme biçimlerimizi tekrar değerlendirdik ve yaptığımız işi daha farklı yapabilme yolları aradık. Çok yaratıcı bir değişim süreci içine girdik. Hem festival hem de kurumsal departmanlarımızda, sahip olduğumuz ve bizi biz yapan gerçek değerlere tutunup bunları daha fazla sahiplendik. Ekip olarak da dijital ortamda çok verimli çalıştık.

Bu süreçte, Şubat ortası gibi kapı girişlerine, asansör önlerine, çalışma alanlarına insanların el değmeden dezenfektanlara ulaşabileceği hijyen noktaları oluşturduk. 29 Haziran itibarıyla kısmi şekilde ofise dönmeyi planlıyoruz. Haftanın belirli günleri, belirli sayıdaki çalışanlar dönüşümlü olarak vakıfta olacaklar. Vakıfta olduğumuz süre içinde mutfak ve tuvalet gibi alanlarda tek kişi bulunabilecek. Çalışma alanlarının metrekaresine göre insan dağılımı yapılacak, maske kullanmaya devam edeceğiz, klima gibi yöntemleri kullanmayarak riskleri minimuma indireceğiz. Fiziki toplantı yapmak veya vakfa misafir almak da bir süre boyunca mümkün olmayacak.

Pandemi başladığı andan itibaren tüm dünyadaki kültür kurumları arşivlerini teker teker izleyiciye açtı. Tüm dünya da bu online işlerin hepsini hiç kaçırmadan izlemeye gayret gösterdi. Bizde de öncelikle İstanbul Film Festivali’nin ertelenmesiyle, festival kapsamında düzenlenen, Türkiye’den ve komşu ülkelerden yapımcı, yönetmen ve senaristleri, uluslararası sinema profesyonelleriyle buluşturmaya devam eden Köprüde Buluşmalar, çevrimiçi olarak gerçekleştirildi. İstanbul Film Festivali Mayıs ve Haziran ayında 2 seçki ile online olarak gerçekleştirdik. “Leyla Gencer: La Diva Turca”, Haldun Taner belgeseli “Ve Perde!” ve Nazım’a Armağan oyunu ve “İdil Biret: Bir Harika Çocuğun Portresi” belgeselleri İKSV’nin YouTube hesabında dijital erişime açıldı. Nisan ayında Kültür Politikaları Çalışmaları Departmanımız İKSV’den yeni bir politika metni: Pandemi Sırasında Kültür-Sanatın Birleştirici Gücü ve Alanın İhtiyaçlarını yayınladı. Bunun haricinde İKSV Alt Kat instagram hesabında birçok atölye ve konuşma gerçekleştiriyoruz. Aslında hiç durmadık ve yeni yollar keşfettik ve izleyicilerimize ulaştık. Örneğin İstanbul Film Festivali’ne tüm Türkiye’den katılım oldu ve filmlerin istenilen saatte izlenmesi hayatı kolaylaştırdı. Yine de biliyoruz ki beraber olmak, güzel şeyleri, duyguları, sanatı, yaşamı birlikte deneyimlemek, hayatı yaşarken yanımızda o anlara şahit olan sevdiklerimizin olması insanlar için hep vazgeçilmez oldu. Biz biliyoruz ki insan insanın aynasıdır ve hayat, aslında sevdiklerimizle paylaşmadan biraz eksiktir. Bundan sonraki dönemde de mutlaka dijital çalışmalara ve arşive çok daha farklı şekilde yaklaşacağız ancak beraber olma, paylaşma, dayanışma gibi bizi biz yapan değerleri de çok daha fazla sahiplenip, bunların yeni yollarını bulmak için çalışmalarımıza devam edeceğiz.

Tarih boyunca hangi salgın hastalık, hangi felaket ya da savaş olursa olsun, insanlar beraber olmanın yolunu hep buldular. Sanat böyle dönemlerde çok daha anlamlı hale geldi. Bizi insan yapan en önemli şeyin, kültür ve sanat olduğunu düşünüyorum. Elbette bunun yöntemi, buna nasıl ulaşacağımız, nasıl yaratacağımız ve sürdüreceğimiz hem sağlık, hem çevre hem de dijital dönüşüm bakış açısından COVID-19 dönemi ve sonrasında tekrar değerlendirilecek. Bizler de buna öncülük edeceğiz ve insanlık olarak bu duruma eninde sonunda adapte olacağız. Sanat her zaman var olmaya devam edecek ve insanlar bunu beraberce yapacaklar. Hem dijital etkinliklerin devam edeceğini hem de en yüksek seviyede önlemler alınarak fiziksel etkinliklerin varlığını sürdüreceğini düşünüyorum. Zaten bununla alakalı çalışmaları şu anda da görmeye başladık. Biz de bu konuda yoğun çalışmalar içerisindeyiz.

Biz biliyoruz ki insan insanın aynasıdır ve hayat, aslında sevdiklerimizle paylaşmadan biraz eksiktir. Bundan sonraki dönemde de mutlaka dijital çalışmalara ve arşive çok daha farklı şekilde yaklaşacağız ancak beraber olma, paylaşma, dayanışma gibi bizi biz yapan değerleri de çok daha fazla sahiplenip, bunların yeni yollarını bulmak için çalışmalarımıza devam edeceğiz.

Şu anda evlerden çalışmaya devam ediyoruz. Normalleşme sürecinde de bazı zamanlar evden çalışmaya sıcak bakıyoruz. Fiziki mekanların Pandemi süreci sonrasında nasıl var olacağına dair araştırmalar yapıyoruz, tüm dünyadaki trendleri çok yakından izliyoruz ve bunları ülkemiz açısından değerlendiriyoruz. Seyircilerimizin sağlığı ilk önceliğimiz ama kültür sanata ve sosyalleşmeye olan ihtiyaç da günden güne artıyor. Bunların hepsinin bir arada olabileceği hibrit modeller üzerine projeler geliştiriyoruz. Bu sırada da İKSV’nin dijital kanallarından çalışmalarımıza devam ediyoruz. İKSV, Festival ve Bienallerimizin sosyal medya, youtube hesaplarını inceleyip, websitemizden de tüm güncel bilgilere ulaşabilirsiniz. Bu arada İKSV binasını çok özleyen vakıf çalışanlarına İKSV’den dijital ofise dönüş kampanyası da yaptık. Şişhane’de bulunan Nejat Eczacıbaşı binası 2009 yılından beri İKSV’lilerin çok sevdikleri çalışma alanı. Karantina döneminde kurum hızlı önlemler alarak evden çalışma düzenine geçtik ancak 10 yıldır ilk kez vakıftan bu kadar uzun süre ayrı kalmıştık. Bu sebeple için Pazarlama ekibi olarak dijital bir ofise dönüş tasarladık.

Tüm çalışanlar için masaları Zoom arka planı ölçüsünde fotoğrafladık ve kişi isimleriyle birlikte dijital bir albüme kaydettik. Dijital albüm Zoom üzerinden yapılan genel toplantı sırasında paylaştık. Zoom’un arka plan değiştirme özelliği ile kendi çalışma masalarını arka plan olarak kullanan çalışma arkadaşlarımızın gülümseyen yüzleri ile bir kez daha “seve seve” demiş olduk. Pazarlama ekibi olarak alternatif mecraları kullanmayı çok seviyoruz. Zoom arka planları üzerine düşünürken İKSVlilerin işini çok sevmesi iç görüsünden yola çıktık, ofise gidemiyoruz ama ofisi eve getirebiliriz dedik!

Bir an önce sağlıklı ve güvenli günlerimize dönebilmeyi, çok sevdiğimiz vakfımıza kavuşmayı ve İstanbul’u, Türkiye’yi ve dünyayı kültür sanatla buluşturmayı arzuluyoruz.

Meriç Yirmili
İKSV Pazarlama Yöneticisi

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 101. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.