Hibrit model için hazırlanıyoruz

2020 yılı itibarıyla hayatımıza giren COVID-19 yaşam biçimimizi ve günlük alışkanlıklarımızı değiştirdiği kadar iş yapış şekillerimizde de kökten bir değişime neden oldu. Daha önce hiçbir kuruluşun deneyimlemediği bu beklenmedik durum karşısında İKSV olarak çok hızlı bir biçimde harekete geçtik. Salgının yayılış hızı ve çeşitli ülkelerdeki vaka sayılarını aslında Şubat ayı başından itibaren takip etmeye başlamış, tüm çalışma arkadaşlarımıza mecbur olmadıkça seyahat edilmemesini önermiş ve Türkiye’deki ilk vaka tespitinden birkaç hafta önce arzu eden arkadaşlarımızın evden çalışabileceklerini duyurmuştuk. Bu konuda birçok yerel veya çok uluslu kurumdan daha hızlı karar alarak teknik altyapı desteğimizi güçlendirme çalışmalarımızı iki hafta içinde hızla tamamladık. Uzaktan çalışma aslında İKSV’nin kurum kültürüne çok yabancı bir kavram değildi. Birkaç yıldır bu seviyede olmasa da, çalışanlarımıza haftanın belli günlerinde uzaktan çalışma imkânı tanımıştık. Bu nedenle, yeni çalışma koşullarına çok hızlı bir şekilde uyum sağladık.

Pandeminin ilk gününden itibaren, çalışma arkadaşlarımızın sağlığı ve güvenliği bizim için hep en ön planda oldu. Çalışanlarının tamamına yakını toplu taşıma kullanan bir kurum olarak önceliğimiz arkadaşlarımızın COVID-19’a maruz kalma riskini asgariye indirmek ve belirsizlik döneminde kendilerinin ve ailelerinin fiziki ve ruhsal sağlıklarının her şeyden önemli olduğunun altını çizmekti. Çalışanlarımızla sürekli bir bilgi alışverişi, etkileşim ve diyalog içinde bulunarak, akıllarındaki tüm soruları cevaplamaya ve belirsiz hiçbir alan bırakmamaya özen gösterdik.

Sağlık koşullarının belirsizliği hepimiz için fazlasıyla kaygılandırıcı oldu. Fakat bir yandan da hızla dijital içerikleri zenginleştirmeye ve geliştirmeye odaklandık. Dijitalleşme yolunda çok hızlı adımlar attık ve neredeyse tüm ana faaliyet alanlarımızda sanatseverlerle çevrimiçi platformlarda buluştuk. Tabii tüm bu meşakkatli sürecin arkasında yoğun bir tempo ve büyük bir çalışan emeği var. Uzaktan çalışma süresince uzayan mesailer ve her an erişilebilir ve ulaşılabilir olma hissini ortadan kaldırmak adına ekiplerle bir araya gelerek ihtiyaçlarına cevap vermeye çalıştık. İş yeri hekimimiz ile çalışanları çevrimiçi bir araya getirerek arkadaşlarımızın merak ettiği soruları cevaplamaya uğraştık. Yine çevrimiçi konuşmalar aracılığıyla psikologlarla bir araya gelerek belirsizlik döneminin yarattığı kaygı ve tükenmişlik üzerine sohbetler gerçekleştirdik. Felsefe, ekonomi, sürdürülebilirlik ve toplumsal cinsiyet eşitliği gibi çok farklı disiplinlerden araştırmacı ve akademisyenlerle çevrimiçi sohbetler düzenledik. Bu tür iş dışı faaliyetlerin, kurum kültürümüzü yaşatabilmek, uzaktan da olsa bir arada olma hissini paylaşabilmek ve kişisel gelişim alanları yaratabilmek adına çok önemli olduğuna inanıyorum.

Esnek çalışma modeli, çalışma verimini artırmanın yanı sıra bazı sorunlara da yol açtı. Evden çalışan birinin her zaman müsait olacağı varsayımıyla hareket edilmesi de bunlardan biri. Fakat esas olan, sonuç odaklı bir tutum içinde, işi zamanında bitirme anlayışına sahip olmak. Tüm kurumlar, bu anlamda çalışanlarına sonsuz bir güven duyduklarını hissettirmeli. İş yaşam dengesini kurmanın herkes için farklı yolları var. Ofislerde kendimize nasıl zaman ayırıyorsak uzaktan çalışma döneminde de aynı disiplinle hareket etmeliyiz. Gün içinde molalar vermek, kendimize tamamen ayırabileceğimiz bir zaman dilimi yaratıp belki egzersizlere zaman ayırmak veya kendimiz için günlük ritüeller yaratmak hem psikolojik hem de fiziksel sağlığımız için çok önemli. Elbette yönetim organları da bu modelleri çalışan mutluluğu politikası olarak görüp bu davranışları teşvik edici tutumları benimsemeli.

Son bir yıl içinde evlerdeki çalışma alanları tüm profesyonellerin ve kurumların gündemine girdi. Sadece yaşama alanı olarak kurgulanan yapılar, bu süre.te çalışma alanı olarak da yaratıcı çözümler bulmamızı zorunlu hale getirdi ve böyle olmaya da devam edecek. Ofiste çalışırken çalışma arkadaşlarımızın sağlığı bizim için ne kadar önemliyse, uzaktan çalışma sırasında da aynı hassasiyeti taşıyoruz. Farkındalığı artırmak için, evlerde sağlıklı bir çalışma ortamı kurulması adına çalışma arkadaşlarımızı bilgilendirdik. Bu süreçteki en önemli konulardan birinin beden sağlığı olduğunu düşünüyoruz, bununla ilgili ilk adımımız ergonomik ofis sandalyesi ihtiyacı olan arkadaşlarımıza ofislerindeki sandalyelerini göndermek oldu. Evlerde çalıştığımız dönem boyunca artan yaşam maliyetini göz önünde bulundurarak mali destek paketlerimiz de olacak.

Evden çalışmanın en büyük avantajının ise ev-iş-toplantılar arasında yolda geçirilen zamandan tasarruf edilmesi olduğunu söyleyebilirim. Stresten arındırılmış bu zaman diliminin hem iş hem de özel yaşamımıza önemli bir artı değer kattığını düşünüyorum. Bu “kazanılmış” zaman dilimi sayesinde daha önce zamansızlık nedeniyle yapamadığımız pek çok şeye vakit ayırabilmeye başladık. Evde kendinize ait, dış etkenlerden uzak sessiz bir çalışma ortamı yaratabiliyorsanız, daha odaklı çalışabilme imkânınız olabiliyor. Ancak eğitimin uzaktan sürdürülmesi özellikle çocuklu aileler açısından evde verimli çalışmayı çok zor, kimi zaman imkânsız bir hale getiriyor. Yeni çalışma modelinde her ne kadar esnek çalışma şartlarına sahip olsak da, günün her saatinde ulaşılabilir olmak, çalışma saatlerinin eskisi gibi net bir şekilde ayrışamaması çalışma sürelerinin artmasına neden oldu. Özellikle kadın çalışanlar için ev-ofis ayrımının olmaması, onların üzerindeki iş yükünü daha da artırdı. Evden çalışmanın diğer büyük dezavantajı ise “sosyalleşememe” durumumuz. Çalışma arkadaşlarımızla öğle yemeğinde bir araya gelmek, bir kahve molasında buluşup sohbet etmek bence ofiste çalışmanın en çekici yanlarından biriydi. Birebir iletişimin ve yüz yüze sohbetin yerini hiçbir dijital teknoloji ya da program tutmuyor. İlerleyen günlerde belki de en büyük ofise dönüş motivasyonlarımızdan biri bu “kahve molaları” olacak.

Yakın zamanda çalışma arkadaşlarımızla çevrimiçi görüşmelerle bir araya gelerek pandemi sonrası süre.te nasıl bir çalışma ortamı ve düzeni hayal ettiklerini anlamaya çalıştık. Yaptığımız g.rüşmelerde neredeyse hiç, tamamen uzaktan çalışma modelini tercih eden arkadaşımız olmadı. Bu süreç, hepimizin en büyük ihtiyacının bir arada olmak, sosyalleşmek olduğunu bir kez daha hatırlattı bizlere. Fakat elbette uzaktan çalışmanın getirdiği kolaylıkları da görmezden gelmek artık mümkün değil. Çalışanların istek ve talepleri doğrultusunda hibrit bir çalışma modeline geçmek için hazırlıklara başladık. Çalışma arkadaşlarımızın sahada bir arada olabileceği ama aynı zamanda uzaktan çalışma imkânı da yaratabileceğimiz bir çalışan ekosistemi kurmayı hedefliyoruz. Evden çalışma sürecinde çalışanlarını her an kontrol eden bir kurum kültürümüz hiçbir zaman olmadı. Karşılıklı güven esasına dayalı çalışma modelini bundan sonraki süreçte de başarıyla sürdüreceğimize inanıyoruz.

Yeşim Gürer Oymak

İKSV Genel Müdür Yardımcısı

 

 

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye’nin 109. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.