Her şeyin olabileceği bir dünya

“Ve sonra bu insanlara, sizin, onların görmesini istemediğiniz şeyi göstereceğim. Onlara bir dünya göstereceğim. Kuralların, kontrolün, sınırların ve sınırlamaların olmadığı bir dünya. Her şeyin olabileceği bir dünya.”

The Matrix serisinin 1999 yılı yapımı ilk filminde “seçilmiş kişi” olduğuna ikna olan Neo’nun unutulmaz repliği sizce de şaşırtıcı değil mi?

23 yıl önceden gelen bu ses, şu an içinde yaşadığımız dünyayı ne kadar net tarif ediyor: Kuralların, kontrolün, sınırların olmadığı bir dünya.

Her şeyin olabileceği bir dünya.

2020’de zorunlu olarak adım attığımız bu dünya düzeni, yaşama dair her türlü algı, eylem ve ezberimizi alt üst etti. 2021’de gerçeğe dair sağduyusunu iyice yitiren, belirsizliği, birbirine bağlılığı ve karmaşa düzeyi hızla artan bu dünyada kurumsal iletişimcilerin en önemli meydan okuması giderek artan irrasyonelliği, kitlesel anlam kaybını yönetmek ve elden geldiğince dengelemekti.

“Anlık” iletişim planlarıyla bir zamanlar “kriz” olarak tabir ettiğimiz yeni normalimize alıştığımız bir yıl oldu. Sistemin karşısında insanı ve yaşamı, uygun olanı değil doğru olanı savunmanın önemini idrak ettik. Bugüne dek muğlak olan rolümüzü çok net bir şekilde tanımladık: Kurumsal iletişimci kurumların vicdanıdır. 2022, kurumsal iletişime dair değişen rollerin sindirildiği bir yıl olacak. İletişimi, sosyal değişimin etkisini artıran bir güç olarak tanımlıyoruz. İletişimcinin bu gücü “nasıl ve kimin yararına” kullanacağı sorusunun yanıtı ise kurumların geleceği için büyük önem taşıyor. Dünyanın giderek çözümsüzlüğe savrulan meselelerine karşı duyarlı, iklim krizinden insan haklarına, eşitsizlikten yoksulluğa çözüm üreten yani ‘daha iyi bir dünya’ amacıyla samimiyetle harekete geçen iletişimciler, kurumlarının etkisini artıracaklar.

Bu yıl mesleğimizin üç önemli meydan okuması olacak;
1) Hemen her şeyin sorumlusu görülen, hedef tahtasına konan kurumlara olan “güveni” yönetmek.
2) Sosyal etki kavramının giderek genişleyen kapsamını anlamak ve anlatmak.
3) Ekonomiden ekolojiye her şeyin alarm verdiği bu dönemde, değişime inanmak, inandırmak ve iyi bir gelecek için tüm paydaşları harekete geçirmek.

“Her şeyin mümkün olduğu bir dünyada” başarılı olmak öncelikle içsel bir farkındalık ve bu farkındalıktan beslenen bir tavır sahibi olmayı gerektiriyor. Neo ile başladığımız yazıyı Morpheus’tan bir alıntı ile bitirelim: “Gerçek dünyaya hoş geldin!”

Şule Yücebıyık
KİD Yönetim Kurulu Başkanı

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 119. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.