Hepimiz dijital yorgunuz…

Yorgunluğun dijitali olur mu demeyin, şöyle bir kendinize bakın. Gündüzler toplantılar ve eğitimlerle geçiyor; akşam olunca da bazen yine bilgisayar, karşıda televizyon, yanımızda telefonla gün sona eriyor… Üç ekranlı bir hayat. Teknolojinin hayatımızın her zerresine işlediği bir yaşamdan bahsediyoruz artık. Nasıl dijital yorgunluk olmasın?

Her bir mecrada her an marka mesajlarıyla yoğruluyor ve yoruluyoruz. Bu mesaj bombardımanında hangi mesaj kime ulaşıyor, ulaştığı yerde ne kadar kalıyor ve neye hizmet ediyor bilinmiyor. Zira medium’lar çeşitleniyor ama ölçüm kriterleri ve metotlar yerinde sayıyor. Tüm bu “ahval ve şerait içinde” bireyler ve kitleler yoruluyor. Literatüre girmeye hazırlanan “dijital yorgunluk” meselesi de işte tam da bu noktada yazımızın konusunu oluşturuyor.

Şimdi bir de dönüp bizim sektörümüzde, iletişimde dijital yorgunluğa bakalım. İletişimin artık neredeyse tamamen dijital mecralar üzerinden kurulabildiği bu dönemde, belki de dijital yorgunluğu en çok hissedenler, bizleriz. Bitmek bilmeyen online toplantılar, gün boyu süren mail trafiği, mesajlaşma uygulamalarının sürekli bip’lemesi… İletişimin bir an olsun durmaması nedeniyle de uzayan mesailer…

İnsanoğlu her zor döneme adapte olmasını iyi biliyor. Bu dönem de beraberinde getireceği fırsatlarla hatırlanacak eminim. Biz de iletişim profesyonelleri olarak dijital yorgunluğu hızla üzerimizden atacak ve deneyimlerimizi dijitalle en iyi şekilde harmanlayıp iyi iletişime devam edeceğiz.

 

Nedim Özkan

İDA Üyesi İz İletişim Ajans Başkanı

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 114. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.