Hayatım Reklam: Tolga Suna

Bu sayımızda, Rafineri Kreatif Direktör’ü Tolga Suna, “Hayatım Reklam” köşemizin konuğu oldu.

 Tolga Suna                                                     Creative Director, Rafineri

Reklamcı olma sebebim:
Ruhsar. 

Aslında niyetim bir şarküteride çalışmaktı. Bölgesel kasaplardan sucuk getirtip satmayı planlıyordum ki reklam ajansında staja başladım. Reklam oldu, sucuk kaldı.

İçinde bulunmaktan gurur duyduğum kampanyalar:

Çok. Her dönemden bir favorim elbette var. Rafineri çatısı altında yaptığım tüm projeleri her şeyin üstünde tutuyorum.

Başkası tarafından yaratılmış favori kampanyam:

Kipadasepetinizucuzadolar. Çok müthiş bir jingle yapanın eline sağlık. Sickkidz VS: Undeniable reklamını her izlediğimde gözlerim dolar. Arada açıp açıp Jonathan Glazer’ın reklamlarını izlemeyi severim. (En çok da Stella Artois – Buzda Kayan Rahipler)

Kariyerimdeki en iyi an:

İtalyanlara İngilizce sunum yaptığım an. Ne onlar anladı, ne biz.

İş hayatımdaki en utandırıcı anım:

Yani. Utanma demeyelim de komik bir anı. Bir bankanın CEOsuna sunum yapıyorduk. Bugün de devam eden bir kampanyanın tohumlarını ektik. Her şey iyi gidiyordu ta ki duayen reklamcı, ajans ortağı abimiz Burak çok güzel anlattı” diyene kadar. Bir an sessizlik oldu. Ajans başkanımız yavaşça eğilip Tolga, Tolga…” demişti. Bilmem bunları okur mu, adımı hatırlar mı…

Bu sektörde birlikte çalışmaktan en mutluluk duyduğum insan:

Tüm ekibim. Tüm bu güzel işlerin çıkmasını sağlayan ekürim Uğur Matban. Çünkü ancak mutlu olduğun yerde güzel işlere imza atabilirsin.

Kariyerimde büyük etkiye sahip olan kişiler:

Birçok insan. En önce sevgili eşim. Her adımımı benden daha iyi değerlendirip planladığı için… 

Reklam yaşayan bir şey. Şey diyorum, adını koyamıyorum. Her dönem etrafımızdaki insanlarla büyüyoruz, küçülüyoruz, değişiyoruz. Ozan Yurtsever, Mustafa Oral, Gökhan Atasoy, Kaan Ertüz gibi büyüklerimin hakkını ödeyemem. Ama bir de Kerim Gürsel gerçeği var. Çalıştığım ve çalışmaktan bu kadar mutlu olduğum, çalışırken bu kadar huzur bulduğum için kendisine teşekkür ederim.

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 122. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.