Hayatım reklam: Özgür Karaçak

Reklamcı olma sebebim: İlgisiz parçaları birbiri ile bağlayıp anlamlı bir bütün oluşturmaktan zevk aldığım ve bunu kendimi de ifade ederek yapabildiğim için reklamcılık benim için en doğru seçenekti.

İçinde olmaktan gurur duyduğum kampanyalar: Çok uzun yıllardır birlikte çalıştığım Prima markası için yarattığım her proje beni çok mutlu ediyor. Ama onların içerisinden birini seçmem gerekirse “Bebeğimle Büyüyorum” kampanyamızın yeri bir başkadır. Bunun dışında CarrefourSa için hazırladığımız “Tayfur Kurban”, Hayat Su’nun otuzuncu yılı için hazırladığımız “30 Yıldır Hayat” ve Orkid için hazırladığımız “Yaklaş Bu Anı Paylaş” kampanyalarını sayabilirim.

Başkası tarafından yaratılmış favori kampanyam: Michael Jordan’ın yer aldığı Gatorade için hazırlanan “Be Like Mike” ve Honda’nın son dönemde yayınlanan “Keep Up” kampanyaları, favoriler listemin ilk sıralarında yer alıyorlar.

Kariyerimdeki en iyi an: 13 yıldır Bahçeşehir Üniversitesi Reklamcılık Bölümünde lisans dersleri veriyorum. Bizzat kendi elimle ve hatta bir kısmını zorla sektöre soktuğum 50’nin üzerinde eski öğrencim var. Farklı ajans disiplinlerinde farklı pozisyonlarda görev yapıyorlar. Herhangi bir markamın toplantısında onlardan biriyle aynı masada oturduğum an, kariyerimde kendimi en iyi hissettiğim an oluyor.

İş hayatımdaki en utandırıcı anım: Uzun yıllar önce yöneticilik yaptığım bir ajansta departmanımdan bir arkadaşımızla iş ilişiğimizi kesme ve yola başka bir arkadaş ile devam etme kararı almıştık. İnsan kaynakları departmanı da gerekli süreci başlatmıştı. Ancak aramızdaki bir iletişimsizlik sebebiyle ayrılık konuşmasını kimin yapacağı konusunda bir hata yaptık. Ve bir sabah işe geldiğimde aynı masada yeni arkadaş bilgisayar başında çalışmaya başlamışken o gün itibari ile bize “bay bay” diyecek arkadaşı garip gözlerle ona bakarken buldum. Ve onda kimsenin onunla konuşma yapmadığını fark ettim. Değil iş hayatımda tüm hayatım boyunca kendimi bu kadar ayıpladığım ve utandığım bir an olmadı.

Bir kampanyada beraber çalıştığım en iyi ünlü: Çalıştığım birçok ünlü içerisinde, gerek pozitifliği gerekse de çalıştığı projeyi sahiplenişi ile Murat Boz’un benim için ayrı bir yeri olduğunu söyleyebilirim.

Bu sektörde birlikte çalışmaktan en mutluluk duyduğum insan: Benim SesliHarfler’i kurarken en önemli hedeflerimden bir tanesi, her gün gitmekten mutlu olacağım bir ajans yaratabilmekti. Şu anda birlikte çalıştığım ekibimle çok mutluyum. İyi kampanyalar gibi mutlu çalışma ortamı da birlikte yaratılan bir süreç.

Kariyerimde en büyük etkiye sahip olan kişi: Kendisinin bundan haberi olduğunu düşünmüyorum ama Özgür Sağlam’ın kariyerimdeki yeri çok ayrıdır. En gencinden en deneyimlisine, insanları ayırmaksızın herkesin önemli ve katma değer yaratabilecek bireyler olduğuna dair inancı, beni her zaman çok etkilemiştir. Küstahlığın bu işin gereklerinden biri olmadığını ondan öğrendim ve bu da bugün olduğum yere kendimden farklı biri gibi davranmadan gelmemi sağladı.

Bu yazı Campaign Türkiye’nin Nisan 2015 sayısında yayınlandı.
Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.