Hayatım Reklam: Oğuzhan Atliman

Bu sayımızda, Karbonat Creative Group Head’i Oğuzhan Atliman, “Hayatım Reklam” köşemizin konuğu oldu.

Oğuzhan Atliman                                              Creative Group Head, Karbonat

Reklamcı olma sebebim:

Yazdığım bir cümleyle hiç gitmediğim yerlerde, hiç tanımadığım -büyük ihtimalle de hayatım boyunca tanımayacağım- birilerinin düşüncelerini ve daha ötesinde davranışlarını değiştirebiliyorum. Bakın bu sihirdir.

İçinde bulunmaktan gurur duyduğum kampanyalar:

Bugüne kadar yaptığım çoğu kampanyayı seviyorum. İyi ajanslarda, iyi markalarla çalıştım. Özellikle gurur duyduğum kampanyalar ise ilk jingle vokalistliğimi yaptığım Falım – Stressiz Başım serisi, Çamlıca – Derin Bir Oh filmleri ve Kiğılı – 10 Kasım projesi.

Başkası tarafından yaratılmış favori kampanyam:

Türkiye’den eski bir örnek vereyim: Pınar Kuklaları. Markanın bir neslin lovemark’ı olmasını sağlamıştı. Yurt dışından ise favorim on yıl kadar önce Hollanda’da ALS hastalığı konusunda farkındalık yaratmak için yapılan “I have already died” kampanyası.

Kariyerimdeki en iyi an:

2012 yılında Young Lions’ta aldığım birincilik sanırım. Bu sayede kariyerimin henüz başlarında büyük ajansların dikkatini çekmeyi başarabilmiş ve Alametifarika’ya transfer olmuştum. Şimdinin kreatif direktörlerinin çoğu, o dönem o dükkanın yazar/çizer kadrosu. Birlikte çalışmak bana çok şey kattı.

İş hayatımdaki en utandırıcı anım:

Bunlardan çok fazla var ama utanma eşiğim yüksek olduğu için çoğu eleniyor. En utandığım an ise senior yazarken, sabaha kadar sürttüğümden dolayı çalışamadığım bir kampanya için o an aklıma gelen ilk fikri anlattığımda kreatif direktörümün group head’ime dönüp “Buna sigorta yapmış mıydık lan?” dediği andı.

Bu sektörde birlikte çalışmaktan en mutluluk duyduğum insan:

İlk ajansıma adım attığım andan itibaren hangi ajansta kimle çalıştıysam mutlu oldum. Bunu yürekten söylüyorum. Sevmediğim 3-5 kişi vardır en fazla.

Kariyerimde büyük etkiye sahip olan kişiler:

İki kişi var. İlki, ajansın a’sını bilmezken beni kapıdan içeri alan, henüz stajyerken her fikrimi dinleyen, yol gösteren Tarık Akın. İkincisi de yazdığım her kelimenin ne kadar önemli olduğunu, sunumdan montaja yazarlık işinin nasıl yapılacağını ve bu işi yaparken gülümsemenin ne kadar önemli olduğunu öğreten Emrah Karpuzcu.

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 125. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.